8. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 90
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir üniteyi daha geride bıraktık. Şimdi birlikte “Bölüm Sonu Değerlendirmesi” sorularına göz atalım ve öğrendiklerimizi pekiştirelim. Bu sorular, biyoteknolojinin hayatımızdaki yerini, yararlarını ve olası zararlarını düşünmemiz için çok güzel bir fırsat. Haydi gelin, adım adım bu soruları birlikte cevaplayalım!
A. Biyoteknoloji alanında yapılan çalışmalar hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Aşağıdaki iki olayı okuyarak soruları cevaplayınız.
- Bir grup bilim insanı; dil balığındaki donmayı önleyen bir geni, alabalığın genetik yapısına aktarmayı başarmıştır.
- Bitkisel yağ üretimi amacıyla ekilen bir bitki türünü, zararlı bir böcek türüne karşı korunaklı hâle getirmek için bitkiye gen aktarımı yapılmıştır. Gen aktarımı ardından bitkinin sağlıklı kaldığı ve böceklerin bitkiye zarar vermediği tespit edilmiştir. Bir süre sonra gen aktarımı yapılan bitkilerin ekili olduğu alanın çevresinde bu bitkiye benzeyen yabani bir bitki türünün hızla yayıldığı ve gen aktarımı yapılan bitki türünün ekili olduğu alanı kaplamaya başladığı tespit edilmiştir.
Soru 1: Biyoteknolojik uygulamaların insanlık için yararlarının neler olduğunu düşünüyorsunuz? Yazınız.
Çözüm:
Bu soruyu cevaplarken bize verilen metindeki örneklerden yola çıkabiliriz. Unutmayın, Fen Bilimleri’nde bize verilen bilgileri kullanmak çok önemlidir!
Adım 1: Metindeki ilk örneği analiz edelim.
Metinde, dil balığının soğuğa dayanıklılığını sağlayan genin alabalığa aktarıldığı söyleniyor. Peki, bu ne işe yarar? Alabalıklar normalde çok soğuk sularda yaşayamaz ve donabilirler. Bu gen aktarımı sayesinde alabalıklar artık daha soğuk sularda bile hayatta kalabilir. Bu durum, balık çiftliklerinde üretimi artırır ve daha fazla insanın proteine, yani besine ulaşmasını sağlar.
Adım 2: Metindeki ikinci örneği analiz edelim.
İkinci örnekte ise bir bitkiye, onu zararlı böceklerden koruyan bir gen aktarılmış. Bu sayede bitki böceklerden zarar görmeden büyüyebiliyor. Bunun yararları şunlar olabilir:
- Daha fazla ürün: Böcekler ürünlere zarar veremediği için hasat edilen ürün miktarı (verim) artar. Bu da daha fazla bitkisel yağ üretilmesi demektir.
- Daha az tarım ilacı: Bitki kendini koruyabildiği için çiftçilerin böcek ilacı kullanmasına gerek kalmaz. Bu hem çiftçinin masrafını azaltır hem de toprağın ve suyun kimyasallarla kirlenmesini önler. Yani çevre için de çok faydalıdır.
Adım 3: Genel bir sonuca varalım.
Bu iki örnekten yola çıkarak biyoteknolojinin insanlık için şu gibi yararları olduğunu söyleyebiliriz:
- Gıda üretimini artırarak dünyadaki açlık sorununa çözüm bulmaya yardımcı olur.
- Ürünlerin besin değerini artırabilir (örneğin vitamin oranı yüksek pirinç üretimi gibi).
- Tarımda ilaç kullanımını azaltarak daha sağlıklı gıdalar elde etmemizi ve çevreyi korumamızı sağlar.
- Hastalıkların teşhisi ve tedavisi için yeni yöntemler (ilaçlar, aşılar, tedavi kitleri) geliştirilmesine olanak tanır. Örneğin, şeker hastaları için insülin üretimi biyoteknoloji sayesinde yapılmaktadır.
Soru 2: Biyoteknolojik uygulamaların insanlık için zararları nelerdir? Görüşlerinizi belirtiniz.
Çözüm:
Her teknolojide olduğu gibi, biyoteknolojinin de dikkatli kullanılmazsa bazı olumsuz sonuçları olabilir. Yine metindeki örnek bize çok önemli bir ipucu veriyor.
Adım 1: Metindeki ikinci örneğin son kısmını dikkatlice okuyalım.
Metinde, gen aktarımı yapılan bitkinin çevresindeki yabani bir bitki türünün de hızla yayıldığı belirtiliyor. Bu nasıl olmuş olabilir? Genetiği değiştirilmiş bitkinin polenleri rüzgârla ya da arılar gibi böceklerle etraftaki akrabası olan yabani bitkilere taşınmış olabilir. Bu yabani bitki de zararlılara karşı direnç geni kazandığı için doğada çok daha güçlü hale gelmiş ve kontrolsüzce çoğalmaya başlamıştır.
Adım 2: Bu durumun olası zararlarını düşünelim.
Bu “süper yabani otlar” diğer bitkilerin yaşam alanını işgal edebilir, onların büyümesini engelleyebilir. Bu durum, o bölgedeki doğal bitki çeşitliliğini azaltır ve ekolojik dengeyi bozar. Yani doğanın kendi içindeki hassas dengesine zarar vermiş oluruz.
Adım 3: Diğer olası zararları listeleyelim.
Metindeki örneğin dışında, biyoteknolojinin başka riskleri de olabilir:
- Alerjik Reaksiyonlar: Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), bazı insanlarda daha önce görülmeyen alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
- Biyoçeşitliliğin Azalması: Çiftçiler hep aynı tip, genetiği değiştirilmiş, yüksek verimli tohumları ekerse, yerel ve doğal tohum türleri zamanla yok olabilir. Bu da genetik çeşitliliğin azalması demektir.
- Ekonomik Sorunlar: GDO’lu tohumların patentleri genellikle büyük şirketlerin elindedir. Bu durum, küçük çiftçileri bu şirketlere bağımlı hale getirebilir.
Kısacası, biyoteknolojik çalışmalar doğanın dengesini bozma, insan sağlığına beklenmedik etkiler yapma ve ekonomik eşitsizlikler yaratma gibi riskler taşıyabilir. Bu yüzden çok dikkatli ve kontrollü yapılmalıdır.
Soru 3: Genetik mühendisi olsaydınız gen aktarımı yöntemini ne amaçla kullanırdınız? Anlatınız.
Çözüm:
Bu soru tamamen sizin hayal gücünüze ve yaratıcılığınıza kalmış harika bir soru! Burada doğru ya da yanlış bir cevap yok. Önemli olan, gen aktarımının mantığını kullanarak bir soruna çözüm üretmeye çalışmanız. İşte benim aklıma gelen bir örnek:
Adım 1: Çözmek istediğim bir sorun belirlerim.
Günümüzün en büyük sorunlarından biri de plastik kirliliği. Okyanuslarımız, denizlerimiz ve topraklarımız plastik atıklarla dolu ve bu plastikler doğada yüzlerce yılda yok oluyor.
Adım 2: Bu soruna gen aktarımı ile nasıl bir çözüm bulabileceğimi düşünürüm.
Doğada bazı bakteri türleri çeşitli maddeleri parçalayarak besin olarak kullanır. Belki de plastik yiyebilen bir bakteri vardır veya bu özelliği onlara kazandırabiliriz.
Adım 3: Planımı açıklarım.
Eğer genetik mühendisi olsaydım, petrol gibi karmaşık yapıları parçalayabilen bazı mikroorganizmaların bu işi yapmasını sağlayan genlerini tespit ederdim. Daha sonra bu genleri, laboratuvarda kolayca ve hızla çoğaltılabilen, zararsız bir bakteri türüne (örneğin E. coli‘nin zararsız bir türüne) aktarırdım.
Sonuç:
Bu sayede, plastik atıkların toplandığı çöp sahalarına veya okyanuslardaki plastik yığınlarının üzerine bu özel bakterileri salarak plastiklerin çok daha hızlı bir şekilde zararsız bileşenlere ayrışmasını sağlayabilirdim. Böylece dünyamızı büyük bir çevre felaketinden kurtarmak için önemli bir adım atmış olurdum.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, bilim merak etmekle ve soru sormakla başlar!