7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 227
Merhaba sevgili öğrencim!
Bugün seninle birlikte İstanbul’la ilgili çok güzel bir şiiri ve birkaç dörtlüğü inceleyip, hem şiirin bize neler hissettirdiğini hem de içindeki söz sanatlarını bulacağız. Hazırsan başlayalım!
3. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Okuduğunuz şiirin çağrıştırdığı kavramları yazınız.
Çözüm:
Şiiri dikkatlice okuduğumuzda şairin İstanbul’a olan derin sevgisini, şehre olan bağlılığını ve orada yaşadığı anıları ne kadar içten anlattığını görüyoruz. Şiir, bize birçok farklı duygu ve düşünceyi çağrıştırıyor. İşte o şiirden aklımıza gelen bazı kavramlar:
- İstanbul’a aşk ve bağlılık
- Geçmişe duyulan özlem ve nostalji
- Şehrin tarihi ve kültürel dokusu
- Aile ve anıların önemi
- Şehrin doğal güzellikleri (Boğaz, Kız Kulesi)
- Şehir hayatı ve günlük yaşam
- Eğitim ve askerlik gibi kişisel yaşam dönüm noktaları
b) Okuduğunuz şiirin ana duygusunu yazınız.
Çözüm:
Şiiri baştan sona okuduğumuzda, şairin İstanbul’la adeta bütünleştiğini, hayatının her anını bu şehirle paylaştığını anlıyoruz. Doğduğu, büyüdüğü, eğitim gördüğü, askerlik yaptığı, evlendiği ve ailesinin hatıralarını taşıdığı bu şehre karşı çok güçlü duygular besliyor. Bu yüzden şiirin en temel duygusu, yani ana duygusu şudur:
İstanbul’a duyulan derin sevgi, bağlılık ve özlem.
4. ETKİNLİK: Aşağıdaki dörtlüklerde yer alan söz sanatlarını bularak karşılarına yazınız.
Çözüm:
Şimdi de verilen şiir parçalarındaki söz sanatlarını bulalım. Söz sanatları, şairlerin şiirlerini daha etkili, daha güzel ve daha anlamlı hale getirmek için kullandıkları özel anlatım biçimleridir. Haydi, her bir dörtlüğe tek tek bakalım:
İstanbul
(…)
Bulut geçer üstünden,
Gemi gelir yanaşır.
Bir eski türküsüdür, kulağıma fısıldar,
“Gel doku çamaşır.”
(…)
Ziya Osman SABA
Adım 1: Dörtlüğü dikkatle okuyalım.
Adım 2: Üçüncü dizeye odaklanalım: “Bir eski türküsüdür, kulağıma fısıldar,”
Adım 3: Bir türkü (şarkı) fısıldayabilir mi? Hayır, fısıldamak insanlara özgü bir eylemdir. Burada türküye insana ait bir özellik verilmiş. İşte buna kişileştirme (teşhis) diyoruz.
Söz Sanatı: Kişileştirme (Teşhis)
Canım İstanbul
(…)
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar.
Gül’eni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…
(…)
N.Fazıl KISAKÜREK
Adım 1: Dörtlüğü dikkatle okuyalım.
Adım 2: Üçüncü dizeye bakalım: “Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar.”
Adım 3: Burada İstanbul, “ana”ya benzetilmiş. Şair, İstanbul’un bir anne gibi eşsiz ve değerli olduğunu anlatmak için “gibi” edatını kullanarak benzetme yapmış. Buna benzetme (teşbih) diyoruz.
Adım 4: Dördüncü dizeye bakalım: “Gül’eni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…”
Adım 5: “Gülmek” ve “ağlamak” kelimeleri birbirinin zıttıdır. Ayrıca ağlayan birinin “bahtiyar” (mutlu) olması da tezat bir durumdur. Zıt kavramların bir arada kullanılmasına tezat (karşıtlık) denir.
Söz Sanatları: Benzetme (Teşbih) ve Tezat (Karşıtlık)
İstanbul Müzmin Sevdam
(…)
Böl-çıkar, çarp-topla, hepsi İstanbul
İstanbul bir canan, bense sevdakâr
Her kim bir tuğlasını yerinden sökse
Bütün İstanbul’u üstüme yıkar.
(…)
Bahaettin KARAKOÇ
Adım 1: Dörtlüğü dikkatle okuyalım.
Adım 2: İlk dizeye bakalım: “Böl-çıkar, çarp-topla, hepsi İstanbul”
Adım 3: Şair, İstanbul’u adeta matematiksel işlemlerle bile anlatılamayacak kadar büyük ve her şeyi kapsayan bir şehir olarak görüyor. Bu, abartılı bir anlatımdır. Buna mübalağa (abartma) denir.
Adım 4: İkinci dizeye bakalım: “İstanbul bir canan, bense sevdakâr”
Adım 5: Burada İstanbul, “canan” yani sevgiliye benzetilmiş ama “gibi” edatı kullanılmamış. Doğrudan “İstanbul sevgilidir” denmiş gibi. Bir şeyi başka bir şeye benzetirken, benzetme edatının kullanılmadığı bu tür benzetmelere istiare (eğretileme) denir.
Adım 6: Son iki dizeye bakalım: “Her kim bir tuğlasını yerinden sökse / Bütün İstanbul’u üstüme yıkar.”
Adım 7: Bir tuğlanın yerinden sökülmesiyle koca bir şehrin bir insanın üzerine yıkılması gerçek dışı ve çok abartılı bir durumdur. Bu da yine mübalağa (abartma) sanatına örnektir.
Söz Sanatları: Mübalağa (Abartma) ve İstiare (Eğretileme)
Umarım bu açıklamalar, hem şiirleri daha iyi anlamana hem de söz sanatlarını öğrenmene yardımcı olmuştur. Başka bir derste görüşmek üzere!