7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 168
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle birlikte “Okumak Deyince” metniyle ilgili soruları çözeceğiz. Bu soruları çözerken, metinleri dikkatlice okumayı ve anlatım biçimlerini anlamayı öğreneceğiz. Unutmayın, her metnin kendine özgü bir anlatım tarzı vardır ve biz de bugün bunları keşfedeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
4. ETKİNLİK: Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Aşağıdaki metinleri okuyunuz. Hangi metin ya da metinler okuduğunuz metindeki anlatım biçimine benzemektedir? Belirtilen yerleri işaretleyiniz.
Sevgili öğrenciler, bu soruyu çözebilmek için öncelikle “Okumak Deyince” başlıklı ana metnin anlatım biçimini belirlememiz gerekiyor. Daha sonra da verilen dört kısa metni okuyup onların anlatım biçimlerini bulacağız ve ana metinle benzeyenleri işaretleyeceğiz.
Adım 1: “Okumak Deyince” metninin anlatım biçimini belirleyelim.
İkinci görselde yer alan “Okumak Deyince” metnini dikkatlice okuduğumuzda, yazarın bize okumanın faydalarını, neden önemli olduğunu ve hayatımıza neler kattığını anlattığını görüyoruz. Metinde bilgi veriliyor, okuyucuyu okumanın gerekliliğine ikna etmeye çalışılıyor ve düşüncelerini desteklemek için örnekler (Carlos Fuentes’in sözü gibi) veriliyor. Bu tür metinlerde temel amaç, bilgi vermek ve okuyucunun düşüncelerini etkilemektir.
- Bu metinde hem bir konu hakkında bilgi verildiği için açıklayıcı anlatım,
- hem de okuyucuyu belirli bir fikre (okumanın önemi) ikna etmeye çalıştığı için tartışmacı anlatım kullanılmıştır.
Adım 2: Kısa metinlerin anlatım biçimlerini belirleyelim.
Aziz’in Karısı
Duatepe’nin eteklerinde Çekirdeksiz köyü, biribine uzak damları çöküp yıkılmış, bir taş yığını hâlinde yıkık evler. Sokaklarda birçok sığır ve işkembe yatıyor. Sağda bozuk bir harman, bir iki kadın çömelmiş, elleriyle buğday tanelerini ayıklıyor. Yıkık evlerin bazılarından artık ovası, çıplak ayaklı uzun boylu, beyaz sakallı ihtiyarlar çıkıyor, köyün üst tarafına zaman, taş bir yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. Kızıl bir güneş, köyün üstünden süzülüp ıssız, sarı ovaya, eflatun tepelere yayılıyor. (…)
Bu metinde yazar, bir köyü, evleri, insanları ve doğayı gözümüzde canlandıracak şekilde anlatıyor. Renkler, şekiller, durumlar betimleniyor. Bu, bir şeyi okuyucunun zihninde resmetmeye çalışan betimleyici anlatımdır.
Çalıkuşu
(…) Bugün hayatımın en acı, en dertli günü oldu. Sabahleyin talebelerim bana fena bir havadis getirdiler. Dün gece Munise, bir kabahat yapmış, abası üstüne yürümüş. Çocuk odanın penceresinden kendini kahveye atmış, karlar karanlıklar içinde uzun müddet kabaranazmış. Biraz sonra kapıya gelen yardımcım, hizmetçiler, lokantacılar geçtiği hâlde, çocuk görülmemiş. O vakit, komşulara haber vermişler. Köy delikanlıları, ellerinde yanar çıralarla sokaklara dökülmüşler, zavallının nereye gittiğini anlamak bir türlü mümkün olamamış. (…)
Bu metinde bir olay anlatılıyor. “Bugün hayatımın en acı günü oldu,” diyerek başlayan yazar, Munise’nin yaptığı bir kabahati ve sonrasında yaşananları, yani art arda gelişen olayları aktarıyor. Bu, bir olayı zaman sırasına göre anlatan öyküleyici anlatımdır.
Bestelli Tomaç
(…) Maya ya da amat yemişi olarak adlandırılan incir çeşitleri tam olgunken toplanıp kurutulurlar. Kurutulmuş incirler üst üste getirilip küçük deste yapılıp keskin bir bıçak ile ince ince doğranır ve kaynamakta olan şerbetli incelme atılır. Büyük ağaç bir kepçe ile hafif ateşte sık sık karıştırılarak pişirilir. Sonra içerisine kavrulmuş susam, yer fıstığı, ceviz ve karanfil konulur. Yeteri kıvama gelince ateşten indirilir. Soğuyan besteli içi bir topaçın kesitlere doldurularak saklanır. Yaz ve kış günlerinde yufka ekmeği arasına konularak yenilir. Yörede içi besteli dolu olan dürüme “bestelli tomaç” denir. (…)
Bu metinde “Bestelli Tomaç” adlı yiyeceğin nasıl yapıldığı adım adım anlatılıyor. Hangi malzemelerin kullanıldığı, nasıl hazırlandığı gibi bilgiler veriliyor. Bir konu hakkında bilgi veren ve bir süreci açıklayan bu anlatım biçimi açıklayıcı anlatımdır.
Ağaçların ve İnsanların Baharı
(…) Baharla ihtiyarlığı bağdaşmaz zannettikleri için “Peki ama ihtiyarlamıyor muyuz?” diye sordular aramızda. Durup durup “ben daha da size sorabilirim: Ağaç ihtiyarlamıyor mu? Yüz yaşındaki bir ağaç ihtiyar değil midir? Elbette ihtiyardır. Onun da vücudu yıpranıyor, yer yer kurumuş hatta çürümüştür. Fakat bahar gelince onun da damarlarına tıpkı taze fidanların damarlarına olduğu gibi su yürümüyor mu? Genç bir ağaçla arasında ne fark var? Yüz yıllık ağacın yüz ilkbaharı oluyor da bir insanın ilkbaharı niye ömrünün ilk yıllarında tükenmesin? (…)
Bu metinde yazar, “İnsanlar ihtiyarlamıyor mu?” sorusunu sorarak bir konuyu tartışmaya açıyor. Ağaçların ve insanların ihtiyarlığını karşılaştırarak kendi görüşlerini ortaya koyuyor ve okuyucuyu bu konuda düşünmeye sevk ediyor. Bu, bir düşünceyi savunup karşıt görüşleri çürütmeye çalışan tartışmacı anlatımdır.
Adım 3: Ana metinle benzeyenleri işaretleyelim.
Ana metin olan “Okumak Deyince” metninde açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleri kullanılmıştı.
- “Aziz’in Karısı” – Betimleyici anlatım (Benzemiyor)
- “Çalıkuşu” – Öyküleyici anlatım (Benzemiyor)
- “Bestelli Tomaç” – Açıklayıcı anlatım (Benziyor)
- “Ağaçların ve İnsanların Baharı” – Tartışmacı anlatım (Benziyor)
Sonuç:
Okuduğumuz “Okumak Deyince” metnindeki anlatım biçimine benzeyen metinler:
- Bestelli Tomaç
- Ağaçların ve İnsanların Baharı
Bu metinlerin yanındaki daireleri işaretlemeniz gerekiyor.
b) “Okumak Deyince” metninde hangi anlatım biçiminin kullanıldığını sebepleriyle birlikte yazınız.
Sevgili öğrenciler, az önce de konuştuğumuz gibi “Okumak Deyince” metni, okumanın insan hayatındaki yerini ve önemini anlatan bir yazıydı. Şimdi bu metinde kullanılan anlatım biçimlerini ve nedenlerini daha detaylı açıklayalım.
Adım 1: Anlatım biçimlerini belirleyelim.
“Okumak Deyince” metninde ağırlıklı olarak açıklayıcı anlatım ve tartışmacı anlatım biçimleri kullanılmıştır.
Adım 2: Sebeplerini açıklayalım.
-
Açıklayıcı Anlatım:
Yazar, okumanın ne olduğunu, insanı nasıl geliştirdiğini, kendimizi ve dünyayı anlamamıza nasıl yardımcı olduğunu bize bilgi vererek anlatıyor. Örneğin, “İnsanın kendini tanıması önemlidir.” cümlesiyle başlayıp, okumanın bu tanıma sürecindeki rolünü adım adım açıklıyor. Edebiyatın sadece eğlence olmadığını, bize yeni bir hayat teklifi sunduğunu belirtirken de yine açıklayıcı bir dil kullanıyor. Metinde, okumanın faydaları, işlevleri ve önemi hakkında nesnel bilgiler sunuluyor. Bir konuda okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı için açıklayıcı anlatım belirgindir.
-
Tartışmacı Anlatım:
Metin sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda okuyucuyu belirli bir düşünceye ikna etmeye çalışıyor. Yazar, okumanın ve edebiyatın gerekliliği konusunda okuyucuyu kendi tarafına çekmek istiyor. “Edebiyat eğlenceden, boş zaman aktivitesinden ibaret değildir.” gibi cümlelerle yanlış bilinen bir düşünceyi çürütmeye çalışıyor. Carlos Fuentes’ten yaptığı alıntı ile (“Kurmaca, yalnızca tek bir hayatın varken pek çok hayatı yaşayabilmek için fırsattır.“) kendi fikrini destekliyor. Metnin sonunda “Yoksa ne diye durduk yere zamanımızı boşa harcayalım.” ifadesiyle okuyucuyu düşünmeye ve kendi görüşünü kabul etmeye yönlendiriyor. Bu durum, yazarın bir tez ileri sürdüğünü ve bunu kanıtlamaya çalıştığını gösterir ki bu da tartışmacı anlatımın temel özelliğidir.
Sonuç:
“Okumak Deyince” metninde açıklayıcı anlatım ve tartışmacı anlatım bir arada kullanılmıştır. Yazar, hem okumanın ne olduğunu ve faydalarını açıklayarak bilgi vermiş hem de okuyucuyu okumanın ne kadar önemli olduğuna ikna etmeye çalışmıştır.