7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 123
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Milli Kültürümüz temasının sonu değerlendirme sorularını çözeceğiz. Bu sorular hem metin anlama becerimizi hem de dil bilgisi ve söz sanatları konusundaki bilgilerimizi pekiştirecek. Haydi, dikkatlice okuyalım ve hep birlikte doğru cevapları bulalım!
Önce metinden hareketle cevaplamamız gereken sorulara bir göz atalım. Özellikle 4. soru ile en alttaki 1, 2, 3 numaralı sorular metinle ilgili. Diğer sorular ise genel Türkçe bilgimizi ölçüyor.
4. “Suyun yalınlığı, renklerin düğünü, insanın duyguları, tabiatın susuzluğu.” ifadesi ile yazar neyi anlatıyor?
Sevgili çocuklar, yazar bu ifadelerle ebru sanatının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu anlatmak istiyor. Sadece kâğıda renkleri aktarmak değil, aynı zamanda insanın ruhuna dokunan, doğanın güzelliklerini yansıtan ve farklı duyguları bir araya getiren bir sanat olduğunu vurguluyor. Yani ebru, sadece bir resim değil, aynı zamanda bir şiir gibi, bir müzik gibi bizi etkileyen, doğa ve insan arasındaki bağı kuran çok özel bir ifade biçimiymiş.
5. Aşağıdaki cümlelerde geçen söz sanatlarını (kişileştirme, abartma, konuşturma, benzetme) bularak karşılarına yazınız.
Söz sanatları, cümlelerimizi daha etkileyici ve güzel hale getiren ifadelerdir. Şimdi her bir cümleyi inceleyelim ve hangi söz sanatının kullanıldığını bulalım:
-
1. Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.
Burada “of çekmek” yani iç çekmek o kadar güçlü anlatılmış ki, dağları yıkacak kadar büyük bir etkiye sahip olduğu söyleniyor. Gerçekte bir insanın iç çekmesiyle dağlar yıkılmaz, değil mi? İşte bu, bir şeyi olduğundan çok daha büyük veya güçlü gösterme sanatıdır.
Sonuç: Abartma
-
2. Deniz ve mehtap sordular seni: Neredesin?
Deniz ve mehtap, yani ay ışığı, insan gibi birine soru sorabilir mi? Hayır. Burada cansız varlıklara insan özelliği verilmiş ve hatta konuşturulmuşlar. Cansız varlıkların insan gibi konuşması söz sanatına ne diyorduk?
Sonuç: Konuşturma
-
3. Gemiler yorgun ve halsiz ilerliyordu dalgalar arasında.
Gemiler cansız varlıklardır, yorulma veya halsiz olma gibi özellikleri yoktur. Ama burada gemilere insanlara ait olan “yorgunluk” ve “halsizlik” özellikleri verilmiş. Cansız varlıklara insan özelliği verme sanatına ne diyorduk?
Sonuç: Kişileştirme
-
4. Bin atlı o gün dev gibi bir orduydu yendik.
Burada ordu, “dev gibi” denilerek bir deve benzetilmiş. Yani ordunun çok büyük ve güçlü olduğunu anlatmak için devden yararlanılmış. İki farklı şeyi ortak bir özellikleriyle karşılaştırma sanatına ne diyorduk?
Sonuç: Benzetme
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım birinci kişi ağzından yapılmıştır?
Birinci kişi ağzından anlatım, olayı anlatan kişinin (yani yazarın veya karakterin) olayın içinde olması ve genellikle “ben” veya “biz” ifadelerini kullanmasıdır. Fiil çekimlerinden de bunu anlayabiliriz (geldim, gördük gibi). Şimdi şıklara bakalım:
-
a) Dün çarşıya gitti ve saatlerce alışveriş yaptı.
Burada “o” gitti, “o” yaptı. Yani üçüncü bir kişi anlatıyor.
-
b) Hayvanların günlerdir aç ve susuz kaldığını yeni fark ettim.
Burada “fark ettim” diyor, yani “ben” fark ettim. Anlatıcı olayın içinde.
-
c) Yıllardır görmediği arkadaşlarıyla hasret gidermek için şehre indi.
Burada “o” indi. Yine üçüncü bir kişi anlatıyor.
-
d) Öğretmenler Günü’nde Hasan Bey çay ikram etti.
Burada Hasan Bey, yani üçüncü bir kişi eylemi yapıyor.
Doğru cevap: b) Hayvanların günlerdir aç ve susuz kaldığını yeni fark ettim.
7. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde ek fiil kullanılmıştır?
Ek fiil, isim veya isim soylu sözcükleri yüklem yapar ya da basit zamanlı fiilleri birleşik zamanlı yapar. “-dir/-dır, -idi/-ıdı, -imiş/-ımış, -ise/-ısa” ekleriyle karşımıza çıkar. Bazen “-dir” eki düşebilir ama anlamından anlarız.
-
a) Can boğazdan gelir.
“Gelir” kelimesi basit zamanlı bir fiildir, ek fiil yoktur.
-
b) Rüzgâr eken fırtına biçer.
“Eken” ve “biçer” kelimeleri basit zamanlı fiillerdir, ek fiil yoktur.
-
c) El elden üstündür.
“Üstün” kelimesi bir sıfattır (isim soylu sözcük). “Üstündür” derken, “üstün” kelimesine ek fiil (dır) gelerek onu yüklem yapmıştır. İşte ek fiil burada!
-
d) Damlaya damlaya göl olur.
“Olur” kelimesi basit zamanlı bir fiildir, ek fiil yoktur.
Doğru cevap: c) El elden üstündür.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ek fiil kullanılmamıştır?
Şimdi de ek fiilin olmadığı cümleyi bulacağız. Ek fiil eklerini (idi, imiş, ise, -dir) arayalım.
-
a) Söz gümüşse sükût altındır.
“Gümüşse” (gümüş + ise) ve “altındır” (altın + dır) kelimelerinde ek fiil kullanılmıştır.
-
b) Sonra dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.
“Baktım” fiili basit zamanlı bir fiildir (“ben baktım”). Burada herhangi bir ek fiil eki (-idi, -imiş, -ise, -dir) bulunmuyor. Bu cümlede ek fiil kullanılmamıştır.
-
c) Mavi bir elbisesiyle gelmiştin, gökyüzü maviydi.
“Gelmiştin” (gelmiş + idin) ve “maviydi” (mavi + idi) kelimelerinde ek fiil kullanılmıştır.
-
d) Gökyüzünün başka rengi de varmış.
“Varmış” (var + imiş) kelimesinde ek fiil kullanılmıştır.
Doğru cevap: b) Sonra dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi vardır?
Amaç-sonuç ilişkisinde, bir eylemin hangi niyetle, hangi hedefle yapıldığı anlatılır. Genellikle “-mek için”, “-mek üzere” gibi ifadeler kullanılır. Eylem yapılmadan önce amaç henüz gerçekleşmemiştir.
-
a) Kış sert geçtiği için hayvanlar aç kaldı.
Hayvanların aç kalmasının nedeni kışın sert geçmesidir. Bu bir neden-sonuç cümlesidir.
-
b) Onu aramadım diye bana küsmüş.
Küsmüş olmasının nedeni onu aramamasıdır. Bu da bir neden-sonuç cümlesidir.
-
c) Giderek daha özgün şiirler yazmaya başladığı için çok mutluydu.
Mutlu olmasının nedeni özgün şiirler yazmaya başlamasıdır. Yine bir neden-sonuç cümlesi.
-
d) Kaybolan köpeği bulmak için koca şehrin altını üstüne getirdi.
Burada “koca şehrin altını üstüne getirme” eyleminin amacı, yani niyeti, “kaybolan köpeği bulmak”tır. Köpek henüz bulunmamış, ama bu amaçla bir eylem yapılmış. İşte bu bir amaç-sonuç cümlesidir.
Doğru cevap: d) Kaybolan köpeği bulmak için koca şehrin altını üstüne getirdi.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?
Neden-sonuç ilişkisinde, bir olayın veya durumun ortaya çıkış nedeni belirtilir. Neden, sonucun gerçekleşmesini sağlayan durumdur.
-
a) Lavanta Kokulu Köy’ü görmek için Isparta’ya gittiler.
Isparta’ya gitmelerinin amacı “köyü görmek”tir. Bu bir amaç-sonuç cümlesidir.
-
b) Kardeşime sürpriz yapmak için en sevdiği kurabiyelerden yaptım.
Kurabiye yapmamın amacı “sürpriz yapmak”tır. Bu da bir amaç-sonuç cümlesidir.
-
c) Yavru çocuk korktuğu için hiç sesi çıkmıyordu.
Çocuğun hiç sesinin çıkmamasının nedeni “korkması”dır. Burada bir neden (korkmak) ve bir sonuç (sesinin çıkmaması) var. İşte bu bir neden-sonuç cümlesidir.
-
d) Kutsal topraklardan dönen annesini karşılamak için havaalanına gitti.
Havaalanına gitmesinin amacı “annesini karşılamak”tır. Bu da bir amaç-sonuç cümlesidir.
Doğru cevap: c) Yavru çocuk korktuğu için hiç sesi çıkmıyordu.
Şimdi de en alttaki, “İlk dört soru metinden hareketle cevaplayınız” başlığı altındaki soruları çözelim. Bu sorular doğrudan Ebru metniyle ilgili.
1. Ebru sanatı ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Metnin ikinci paragrafında bu bilginin geçtiğini hatırlıyor musunuz? Orada şöyle diyordu: “Orta Asya’da doğduğu konusunda bazı tarihçiler ittifak halindedirler.” Yani Ebru sanatının ilk olarak ortaya çıktığı yer Orta Asya olarak kabul ediliyor.
Sonuç: Orta Asya’da
2. Ebru sanatı farklı dillerde hangi isimlerle anılmıştır?
Yine metnin ikinci paragrafına bakalım. Burada Ebru sanatının farklı dillerdeki isimleri açıklanmıştı. Şöyle diyor: “Bilinen ilk adı Çağatayca “Ebre” olan bu sanat, İpek Yolu ile İran’a geldi. “Ebri” (bulutumsu) ya da “Abru” (su yüzü) adını aldı. Anadolu’da ebru veya ebru olarak anıldı.“
Sonuç:
- Çağatayca’da: Ebre
- Farsça’da: Ebri (bulutumsu) veya Abru (su yüzü)
- Anadolu’da: Ebru
3. Yazar, son paragrafta ebru sanatını nasıl tanımlamaktadır?
Metnin son paragrafı, ebru sanatının sadece bir resimden ibaret olmadığını, çok daha derin anlamlar taşıdığını anlatıyor. Yazarın tanımlamasına göre:
- Ebru, sadece bir resim sanatı değil, aynı zamanda dal nökteli bir şiir ve yumuşak bir ezgi.
- Zaman üzerinde oynamaya yeten, dans eden bir büyü.
- İnsanı telaşlarından uzaklaştırıp, iç huzur veren, mistisizmini asla yitirmeyen bir ifade şekli.
- Suyun yalınlığı, renklerin düğünü, insanın duyguları ve tabiatın susuzluğunun buluştuğu eşsiz bir sanat.
Yazar, Ebru’nun insanla ve doğayla iç içe geçmiş, ruhu dinlendiren, çok katmanlı ve büyülü bir sanat olduğunu anlatıyor.
Aferin çocuklar! Bütün soruları dikkatlice çözdük ve cevaplarını metinden veya bilgilerimizden yola çıkarak açıkladık. Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!