7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 116
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle görseldeki Türkçe sorularını adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, her soruyu senin rahatça anlayabileceğin şekilde açıklayacağım. Hazırsan başlayalım!
3. ETKİNLİK:
a) Aşağıda verilen deyimlerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Deyimler Sözlüğü’nden kontrol ederek ilgili boşluğa yazınız.
Burada bizden, verilen deyimlerin önce ne anlama geldiğini tahmin etmemizi, sonra da Türk Dil Kurumu’nun Deyimler Sözlüğü’nden doğru anlamlarını bulup yazmamızı istiyor. Haydi, tek tek inceleyelim.
Adım 1: Deyimlerin anlamlarını tahmin edelim.
Adım 2: TDK Deyimler Sözlüğü’nden (veya internet üzerinden TDK’nın resmî sitesinden) deyimlerin gerçek anlamlarını bulup kontrol edelim.
-
A) Can bulmak
Tahminim: Bir şeyin yeniden hayata dönmesi, canlanması, güçlenmesi.
Sözlük Anlamı: Yeniden güçlenmek, etkinleşmek, eski canlılığına kavuşmak.
-
B) Gözü tutmak
Tahminim: Bir şeyi beğenmek, güvenmek veya uygun görmek.
Sözlük Anlamı: Beğenmek, uygun görmek, güvenmek.
-
C) Yüz bulmak
Tahminim: Birine karşı cesaretlenmek, yakınlık göstermek veya şımarıklık yapmak için fırsat bulmak.
Sözlük Anlamı: Bir davranış veya sözle cesaret bulmak, şımarıklığa başlamak.
-
Ç) Nam salmak
Tahminim: Ünlü olmak, adını duyurmak, herkes tarafından tanınmak.
Sözlük Anlamı: Ün kazanmak, adını duyurmak.
-
D) Meydan okumak
Tahminim: Birine karşı çıkmak, onu yenmeye hazır olduğunu göstermek, korkmadığını belirtmek.
Sözlük Anlamı: Bir kimseye gücünün üstünlüğünü kabul ettirmek için karşı gelmek, çekinmediğini göstermek.
-
E) Canını almak
Tahminim: Birini öldürmek, hayatına son vermek.
Sözlük Anlamı: Öldürmek, hayatına son vermek.
b) Bu deyimlerden istediğiniz üç tanesini birer cümle içinde kullanınız.
Şimdi de yukarıdaki deyimlerden üç tanesini seçip onlarla anlamlı cümleler kuracağız. Cümlelerimizin deyimin anlamını doğru bir şekilde yansıtmasına dikkat edelim.
Adım 1: Üç tane deyim seçelim.
Adım 2: Seçtiğimiz deyimleri günlük hayatta kullanabileceğimiz cümleler içinde yazalım.
-
Can bulmak: Uzun süren kış uykusundan sonra, baharın gelmesiyle birlikte tüm doğa yeniden can buldu.
-
Nam salmak: O, yaptığı iyiliklerle tüm mahallede nam salmış, herkesin sevdiği bir insandı.
-
Meydan okumak: Küçük çocuk, kendinden çok daha büyük olan köpeğe meydan okurcasına topunu kaptığı gibi kaçtı.
c) Kullandığınız deyimler cümlenin anlamına nasıl bir katkı sağlamaktadır? Kısaca açıklayınız.
Deyimler, dilimizin en güzel zenginliklerinden biridir. Bakalım, kurduğumuz bu cümlelerde deyimler bize ne gibi bir kolaylık ve güzellik sağlamış?
Adım 1: Deyimlerin genel olarak cümlelere ne kattığını düşünelim.
Adım 2: Kendi cümlelerimizden örneklerle bu katkıyı açıklayalım.
Çözüm:
Deyimler, cümlelere anlatım gücü, özlülük ve canlılık katarlar, sevgili öğrencim. Bir olayı ya da durumu tek bir deyimle çok daha etkili ve çarpıcı bir şekilde ifade edebiliriz. Örneğin, “doğa yeniden canlandı” demek yerine “doğa yeniden can buldu” demek, ifadenin daha edebi ve güçlü olmasını sağlar, adeta doğanın dirilişini gözümüzde canlandırırız. “Çok ünlü oldu” demek yerine “nam saldı” demek, o kişinin ününün yaygınlığını ve kalıcılığını daha iyi anlatır, sanki ünü rüzgar gibi esmiş gibi hissederiz. “Kediye karşı geldi” demek yerine “kediye meydan okudu” demek ise, küçük çocuğun cesaretini daha vurgulu bir şekilde ortaya koyar ve olayı daha heyecanlı hale getirir. Kısacası, deyimler, kelimelerin tek başına anlatamayacağı derinlikteki anlamları ve duyguları kısa ve öz bir şekilde ifade etmemizi sağlar, böylece cümlelerimizi daha ilgi çekici, etkileyici ve akılda kalıcı yapar.
4. ETKİNLİK:
Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metinden hareketle yanıtlayınız.
Sevgili öğrencim, bu bölümde “dinlediğiniz metin” ifadesi geçtiği için, bu soruları cevaplarken “Deli Dumrul” metnini okuduğunu veya dinlediğini varsayıyorum. Eğer metin elinde yoksa, genel “Deli Dumrul” hikayesi bilgimizden yola çıkarak cevaplamaya çalışacağız. Unutma, her zaman metne bağlı kalmak en doğrusudur. Şimdi soruları tek tek cevaplayalım.
1. Deli Dumrul canını kurtarmak için kimlerle konuşmuştur?
Çözüm:
Deli Dumrul hikayesinde, Azrail canını almaya geldiğinde, Deli Dumrul ölüme razı olmaz ve canını kurtarmak için bir çare arar. Canını kurtarmak için önce annesiyle, sonra da babasıyla konuşur. Onlardan kendisi yerine canlarını vermelerini ister. Ancak ne annesi ne de babası bunu kabul etmez. En sonunda eşinin yanına gider ve eşi kendi canını vermeyi kabul ederek büyük bir fedakârlık örneği gösterir.
2. Deli Dumrul’u kendi ifadelerinizle tanımlayınız.
Çözüm:
Deli Dumrul, hikayenin başında biraz kibirli, gözü pek ve ölüme dahi meydan okuyan bir karaktere sahiptir. Kendi başına buyruk, cesur ama aynı zamanda düşüncesizce hareket eden biridir. Ancak canı tehlikeye girdiğinde ve sevdiklerinin fedakârlığıyla yüzleştiğinde büyük bir değişim yaşar. Bu olaydan sonra, sevdiklerinin değerini anlayan, fedakar ve daha olgun bir insan haline gelir. Yani aslında, hikaye boyunca bir dönüşüm yaşayan, hem olumlu hem de olumsuz özelliklere sahip, çok yönlü bir karakterdir.
3. Metinden hareketle günlük hayatta değiştirebileceğiniz durumlar nelerdir?
Çözüm:
Bu soru, okuduğumuz metinden çıkaracağımız derslerle ilgili. Deli Dumrul hikayesinden yola çıkarak günlük hayatımızda değiştirebileceğimiz birkaç önemli durum veya davranış olabilir:
Kibirli olmamak ve haddini bilmek: Deli Dumrul başlangıçta çok kibirliydi ve ölüme bile kafa tutuyordu. Bu bize, hayatın gerçekleri karşısında alçakgönüllü olmamız gerektiğini, her zaman her şeye gücümüzün yetmeyeceğini ve kimseye üstünlük taslamamamız gerektiğini hatırlatır.
Sevdiklerimizin değerini bilmek: Deli Dumrul, canını kurtarmak için annesine babasına gider ama onlar kabul etmez. Eşi ise tereddüt etmeden canını verir. Bu durum bize, etrafımızdaki insanların, özellikle de ailemizin ve gerçek dostlarımızın ne kadar değerli olduğunu, onların fedakârlıklarını görmemiz ve takdir etmemiz gerektiğini öğretir.
Zor zamanlarda gerçek dostları tanımak: Hikaye, zor anlarda kimlerin yanımızda olduğunu, kimlerin fedakârlık yapabileceğini gösterir. Bu da bize, etrafımızdaki insanları iyi tanımamız ve gerçek dostluklara değer vermemiz gerektiğini hatırlatır. Belki de bu sayede, zor zamanlarımızda kimden destek isteyeceğimizi daha iyi biliriz.
4. Metinde Deli Dumrul eşinden de olumlu bir cevap alamasaydı başka kimin yanına gidebilirdi?
Çözüm:
Deli Dumrul hikayesinin orijinalinde, annesi ve babası canlarını vermeyi reddettikten sonra gidebileceği son kişi eşidir. Eşi de kabul etmeseydi, maalesef Deli Dumrul’un canını kurtarmak için başvurabileceği başka kimse kalmazdı. Bu durumda, hikayenin gidişatı tamamen değişir ve Deli Dumrul büyük ihtimalle Azrail’e teslim olmak zorunda kalırdı. Hikaye bize, eşinin fedakârlığının ne kadar kritik ve önemli olduğunu, onun son çare olduğunu gösterir.
5. Dinlediğiniz metnin ifade ve söyleyiş özellikleri nelerdir? Daha önce bu metne ifade ve söyleyiş özellikleri bakımından benzer bir metin okudunuz mu?
Çözüm:
Deli Dumrul hikayesi, genellikle destansı ve halk hikayesi özelliklerini taşır. Bu tür metinlerin ifade ve söyleyiş özellikleri şunlardır:
Olağanüstü unsurlar: Hikayede Azrail’in gelmesi, Tanrı ile pazarlık gibi gerçeküstü, yani olağanüstü olaylar bulunur. Bu, metne masalsı ve destansı bir hava katar.
Açık ve anlaşılır dil: Halkın anlayabileceği sade bir dille anlatılır. Ağır ve sanatlı ifadelerden çok, doğrudan ve akıcı bir anlatım tercih edilir.
Öğretici ve didaktik yönü: Hikaye, sadece eğlendirmekle kalmaz, aynı zamanda ders verici niteliktedir. Kibir, fedakârlık, sevgi gibi temalar üzerinden ahlaki mesajlar verir.
Sözlü gelenek ürünü olması: Nesilden nesile anlatılarak aktarıldığı için zamanla bazı değişikliklere uğramış olabilir ancak ana iskeleti ve mesajı korunmuştur.
Abartılı ifadeler: Karakterlerin özellikleri veya yaşanan olaylar bazen abartılı bir dille anlatılabilir; bu da hikayeyi daha etkileyici kılar.
Daha önce bu metne ifade ve söyleyiş özellikleri bakımından benzer olarak, Dede Korkut Hikayeleri’nin diğer bölümlerini okumuş olabiliriz. Çünkü Deli Dumrul hikayesi de Dede Korkut hikayeleri içinde yer alır. Ayrıca masallar, efsaneler ve diğer halk hikayeleri de benzer anlatım özelliklerini taşır. Örneğin, kahramanlık destanları veya Köroğlu hikayeleri gibi metinler de Deli Dumrul’a benzer bir söyleyiş tarzı ve olay örgüsü gösterebilir.
6. Zorbalıkla baş edebilmek için çözüm önerileriniz neler olabilir?
Çözüm:
Deli Dumrul’un hikayesinde bir nevi “kaderin zorbalığı” ile karşılaşması gibi, bizler de günlük hayatımızda farklı türde zorbalıklarla karşılaşabiliriz. Zorbalıkla baş edebilmek için bazı çözüm önerileri şunlar olabilir, sevgili öğrencim:
Durumu yetkililere bildirmek: Eğer bir zorbalıkla karşılaşırsak, öncelikle öğretmenlerimize, ailemize veya güvendiğimiz yetişkinlere durumu anlatmalıyız. Onlar bize yardımcı olabilirler ve doğru adımları atmamızı sağlayabilirler.
Yanında durmak: Eğer zorbalığa uğrayan bir arkadaşımızı görürsek, onun yanında durmak, ona destek olmak ve yalnız olmadığını hissettirmek çok önemlidir. Bazen sadece “Yanındayım” demek bile büyük bir güç ve cesaret verir.
Kendine güvenmek: Zorbalık yapan kişiler genellikle kendine güvensiz insanlardır ve başkalarını ezerek güç gösterisi yapmaya çalışırlar. Kendine güvenli bir duruş sergilemek, zorbaların hedeflerini değiştirmesine neden olabilir.
İletişim kurmak: Eğer zorbalık yapan kişiyle konuşmak güvenliyse ve durumu kötüleştirmeyecekse, ona davranışının seni veya başkalarını nasıl etkilediğini sakince anlatmak işe yarayabilir. Ancak bu her zaman güvenli olmayabilir, bu yüzden dikkatli olmak ve gerektiğinde bir yetişkinden yardım almak önemlidir.
Fiziksel veya sözel şiddete başvurmamak: Zorbalığa zorbalıkla karşılık vermek durumu daha da kötüleştirebilir ve seni de zorba durumuna düşürebilir. Şiddet yerine, daha yapıcı ve barışçıl yollar bulmaya çalışmalıyız.
Yardım istemekten çekinmemek: Hiçbir zaman yalnız değiliz. Zorbalıkla tek başına baş edemediğimizi hissettiğimizde yardım istemekten utanmamalıyız. Okullarda rehber öğretmenler, psikologlar veya güvendiğimiz başka kişiler bize destek olabilir ve yol gösterebilir.