7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 115
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün, Milli Kültürümüz temasının “Deli Dumrul” bölümüyle ilgili soruları hep birlikte analiz edip çözeceğiz. Bu sorular hem Dede Korkut hikâyeleri hakkındaki bilgimizi tazeleyecek hem de bir metni nasıl çözümleyeceğimizi bize gösterecek. Hazırsanız başlayalım!
DERSE HAZIRLIK
1. “Dede Korkut” hikâyelerinden bildiğiniz bir hikâyeyi özetleyerek arkadaşlarınıza anlatınız.
Sevgili gençler, Dede Korkut hikâyeleri bizim için çok değerli. İçlerinde kahramanlık, fedakârlık, sevgi, saygı gibi birçok güzel değeri bulabiliriz. Ben size bugün bu hikâyelerden belki de en bilineni olan “Deli Dumrul” hikâyesini özetleyeceğim.
Çözüm:
Deli Dumrul Hikâyesi Özeti
Bir zamanlar, gözü pek, cesur ama biraz da küstah bir yiğit yaşarmış. Adı Deli Dumrul‘muş. Bir gün kuru bir çayın üzerine bir köprü kurmuş. Bu köprüden geçenden otuz akçe, geçmeyenden kırk akçe haraç alırmış. Bunu yaparken de “Benden daha yiğit kimse yok!” diye böbürlenirmiş.
Bir gün köprüsünün başında bir obada bir yiğit ölür, canını Azrail alır. Deli Dumrul bunu görünce çok sinirlenir. Azrail’e meydan okur, onunla savaşmak ister. “Ben seni bulup öldüreceğim, benim köprümün başında nasıl can alırsın!” diye kükrer. Hatta atına atlayıp Azrail’i aramaya koyulur.
Allah, Deli Dumrul’un bu küstahlığına dayanamaz ve Azrail’e Deli Dumrul’un canını almasını emreder. Azrail, Deli Dumrul’un karşısına çıkar. Deli Dumrul ne kadar savaşsa da Azrail’in elinden kurtulamaz. Bir anda kendini güçsüz, çaresiz hisseder. Azrail, onu bir kuş gibi pençesine alır.
Deli Dumrul, ölümle yüzleşince pişman olur, yaptığı küstahlıktan dolayı Allah’tan af diler. Azrail’e yalvarır, canını bağışlamasını ister. Azrail ona, “Bana değil, Allah’a yalvar. Eğer can yerine başka bir can bulabilirsen, Allah sana ömür bağışlar,” der.
Deli Dumrul hemen annesine koşar, “Anne, canımı kurtarmak için senin canını vermeni istiyorum,” der. Annesi ise yaşlılığını bahane ederek canını vermekten çekinir. Sonra babasına gider, aynı teklifi yapar. Babası da “Oğul, benim de yaşım geldi, sana yeni bir evlat gerek,” diyerek canını vermez.
Çaresiz kalan Deli Dumrul, eşinin yanına gider ve durumu anlatır. Eşi hiç düşünmeden, “Benim canım sana feda olsun. Sensiz yaşamanın ne anlamı var?” der. Bu büyük fedakârlık karşısında Deli Dumrul çok duygulanır.
Deli Dumrul, eşinin bu fedakârlığını Allah’a arz eder. Allah, eşinin sevgisi ve fedakârlığı karşısında Deli Dumrul’a ve eşine 140 yıl ömür bağışlar. Ancak bu kez de annesiyle babasının canını almasını emreder. Böylece Deli Dumrul ve eşi uzun ve mutlu bir hayat sürerler.
2. “Dede Korkut” hikâyelerinden yola çıkarak eski Türklerin yaşayışları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dede Korkut hikâyeleri, bize eski Türklerin hem yaşam tarzları hem de inançları hakkında çok önemli bilgiler verir. Bu hikâyeleri okuduğumuzda sanki zamanda yolculuk yapmış gibi oluruz.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, Dede Korkut hikâyeleri bize eski Türklerin hayatı hakkında şunları anlatır:
- Göçebe Yaşam ve Doğa Sevgisi: Eski Türkler genellikle çadırlarda, obalarda yaşar, yaylak ve kışlak arasında göç ederlermiş. Bu da onların doğayla iç içe yaşadığını, atlara ve hayvanlara çok değer verdiğini gösterir. Hikâyelerde hep bozkırları, nehirleri, dağları görürüz.
- Kahramanlık ve Yiğitlik: Türkler için yiğitlik ve kahramanlık çok önemliymiş. Düşmanla savaşmak, obayı korumak, nam salmak büyük bir şerefmiş. Deli Dumrul’un Azrail’e meydan okuması bile bu yiğitlik anlayışının bir göstergesi.
- Aile ve Akrabalık Bağları: Aileye, anneye, babaya, eşe büyük önem verilirmiş. Hikâyelerde aile bireylerinin birbirine olan bağlılığını, sevgisini ve fedakârlığını sıkça görürüz. Deli Dumrul’un eşinin fedakârlığı bunun en güzel örneklerinden.
- İnançlar ve Töreler: Hikâyelerde İslamiyet öncesi ve sonrası Türk inançlarının izlerini buluruz. Tek Tanrı inancı (Allah, Tanrı), ruhlara saygı, dua etme gibi unsurlar dikkat çeker. Ayrıca misafirperverlik, büyüklere saygı, sözünde durma gibi töreler de çok önemliymiş.
- Toplumsal Yapı: Obalar halinde yaşarlar, beyleri olurmuş. Dede Korkut gibi bilge kişiler, topluma yol gösterir, danışmanlık yaparmış. Toylar (şenlikler, meclisler) düzenlenir, önemli kararlar alınırmış.
- Hayvancılık ve Savaşçılık: Atlar, koyunlar, develer gibi hayvanlar hem geçim kaynakları hem de savaşlarda en büyük yardımcılarıymış. Savaş aletleri (yay, ok, kılıç) de hayatlarının önemli bir parçasıymış.
ETKİNLİKLER
1. ETKİNLİK: Metni dinlerken aşağıdaki olay örgüsü haritasında istenen bilgileri not alınız.
Bu etkinlikte sizden dinlediğiniz metnin (ki bu “Deli Dumrul” hikâyesi) temel unsurlarını bir harita üzerine yerleştirmeniz isteniyor. Şimdi gelin, “Deli Dumrul” hikâyesine göre bu haritayı dolduralım.
Çözüm:
Dinlediğiniz Metnin Adı:
Dede Korkut Hikâyelerinden
Deli Dumrul
Şahıs ve Varlık Kadrosu:
- Deli Dumrul: Hikâyenin başkahramanı, cesur ama küstah bir yiğit.
- Azrail: Allah’ın emriyle can alan melek.
- Allah (Tanrı): Her şeye gücü yeten, Deli Dumrul’un küstahlığına kızan ve sonunda onu affeden yüce varlık.
- Deli Dumrul’un Annesi: Yaşlılığını bahane ederek canını vermekten çekinen kişi.
- Deli Dumrul’un Babası: Oğluna can vermeyi reddeden kişi.
- Deli Dumrul’un Eşi: Kocasının hayatı için kendi canını feda etmeye hazır olan, sadık ve fedakâr kadın.
- Kırk Yiğit: Deli Dumrul’un maiyetindeki savaşçılar.
- Misafirler / Köprüden Geçenler: Hikâyenin başında Deli Dumrul’un haraç aldığı ve canı alınan kişilerin çevresindeki figürler.
Zaman ve Mekân:
- Zaman: Hikâyelerdeki zaman genellikle belirsizdir, “Evvel zaman içinde…” gibi ifadelerle başlar. Dede Korkut hikâyeleri, Türklerin İslamiyet’i kabul etmeye başladığı dönemlerdeki yaşayışları yansıttığı için mitolojik ve tarihsel bir geçiş dönemidir diyebiliriz. Eski zamanlar.
-
Mekân:
- Kuru Çay Üzerindeki Köprü: Deli Dumrul’un haraç aldığı ve Azrail ile karşılaştığı yer.
- Oba / Çadır: Deli Dumrul’un ailesiyle yaşadığı yer, Türklerin göçebe yaşam tarzını yansıtır.
- Gökyüzü / İlahi Kat: Allah ile Azrail’in konuştuğu, Deli Dumrul’un dualarının ulaştığı manevi mekân.
- Bozkır: Türklerin genel yaşam alanı olan geniş coğrafya.
Anlatıcı:
Dede Korkut hikâyeleri, üçüncü kişi ağzından anlatılır. Hikâyenin sonunda ise Dede Korkut ortaya çıkar, hikâyeden dersler çıkarır, dualar eder ve öğütler verir. O, hem hikâyeleri anlatan bilge bir ozan hem de olaylara dışarıdan bakan bir anlatıcıdır.
2. ETKİNLİK: Dinlediğiniz metinle ilgili görüşlerinizi sebepleriyle birlikte yazınız.
Şimdi sıra sende! “Deli Dumrul” hikâyesi sana neler hissettirdi, hangi düşüncelere sevk etti? Bu hikâye hakkındaki kendi yorumlarını ve neden böyle düşündüğünü yazmalısın. Hadi, kalemini eline al ve içinden geçenleri dök!
Çözüm:
“Deli Dumrul” hikâyesini dinlediğimde (veya okuduğumda) ilk olarak insanın küstahlığının ve kibirinin ne kadar tehlikeli olabileceğini düşündüm. Deli Dumrul, başta kendini herkesten üstün görüyor, hatta Azrail’e bile meydan okuyordu. Bu durum bana, insanın aciz bir varlık olduğunu ve Yaratıcı’ya karşı asla büyüklenmemesi gerektiğini hatırlattı. Çünkü ne kadar güçlü olursak olalım, ölüm karşısında hepimiz eşitiz.
İkinci olarak, hikâye bana gerçek sevginin ve fedakârlığın önemini çok güzel bir şekilde gösterdi. Deli Dumrul’un annesi ve babası kendi canlarını vermekten çekinirken, eşinin hiç düşünmeden “Benim canım sana feda olsun!” demesi beni çok etkiledi. Bu, gerçek aşkın ve bağlılığın ne kadar büyük bir güç olduğunu kanıtlıyor. Eşinin bu fedakârlığı sayesinde Deli Dumrul’un affedilmesi, sevginin ve merhametin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı.
Ayrıca, hikâyenin sonunda Allah’ın Deli Dumrul’u affetmesi ve ona yeni bir ömür vermesi, pişmanlığın ve af dilemenin önemini vurguluyor. Yaptığı hatalardan ders çıkaran ve samimiyetle tövbe eden birinin bağışlanabileceğini gösteriyor. Bu da bana, hayatımızda yanlışlar yapsak bile, doğru yolu bulmak için her zaman bir şansımız olduğunu öğretti. Bu hikâye, sadece bir masal değil, aynı zamanda bize hayat dersleri veren çok anlamlı bir miras.