7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 45
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin 7. sınıf Türkçe öğretmeninim. Gönderdiğin görsele baktım ve sorularını çok dikkatli bir şekilde inceledim. Şimdi gel, bu soruları adım adım, birlikte çözelim ve bilgilerimizi tazeleyelim. Unutma, tarih ve kahramanlıklarımızı öğrenmek çok keyifli bir yolculuktur!
1. Kurtuluş Savaşı aşamalarını başlıklar hâlinde arkadaşlarınızla paylaşınız.
Merhaba sevgili öğrencim! Kurtuluş Savaşı’mız, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en şanlı dönemidir. Bu büyük mücadele, belirli aşamalardan geçerek zafere ulaşmıştır. Hadi gel, bu aşamaları başlıklar halinde inceleyelim ki hem sen daha iyi anla hem de arkadaşlarına kolayca anlatabilesin.
Adım 1: Öncelikle, Kurtuluş Savaşı’nın neden başladığını hatırlayalım. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra yurdumuz işgal edilmeye başlanmış, Osmanlı Devleti de bu işgallere karşı yeterli gücü gösterememişti. İşte bu zorlu dönemde, milletimiz kendi kaderini eline almak için harekete geçti.
Adım 2: Şimdi de bu destansı mücadelenin ana aşamalarını başlıklar halinde sıralayalım:
-
İşgaller ve İlk Direnişler (Kuvâ-yi Milliye Dönemi):
Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası yurdumuzun dört bir yanının işgal edilmesiyle, halkımız buna tepkisiz kalmadı. İşgalcilere karşı bölgelerinde kurdukları düzensiz, gönüllü birliklerle, yani Kuvâ-yi Milliye ile ilk direnişi başlattılar. Bu dönem, milli mücadelenin ilk kıvılcımlarının çaktığı zamandı.
-
Teşkilatlanma ve Bilinçlenme (Genelgeler ve Kongreler Dönemi):
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla birlikte milli mücadele daha örgütlü bir hale geldi. Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi gibi önemli toplantılarla milli birlik ve beraberlik sağlandı, direnişin yol haritası çizildi ve milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet fikri filizlenmeye başladı.
-
Meclisin Açılması ve Düzenli Orduya Geçiş:
23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıldı. Bu, millet iradesinin temsil edildiği yeni bir dönemin başlangıcıydı. Kuvâ-yi Milliye birliklerinin yetersiz kalması üzerine, TBMM düzenli orduyu kurma kararı aldı. Bu adım, savaşın daha disiplinli ve planlı bir şekilde yürütülmesi için çok önemliydi.
-
Cephelerdeki Savaşlar (Doğu, Güney ve Batı Cepheleri):
Düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte işgalci güçlere karşı sıcak çatışmalar başladı. Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordumuz Ermenileri yenilgiye uğrattı. Güney Cephesi’nde halkımız, Fransız ve Ermeni işgalcilere karşı destansı bir direniş gösterdi (Maraş, Antep, Urfa). Batı Cephesi’nde ise Yunanlılara karşı I. ve II. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve son olarak da Büyük Taarruz ile kesin zaferler kazanıldı.
-
Diplomatik Zafer ve Tam Bağımsızlık:
Askeri zaferlerin ardından diplomatik süreç başladı. Mudanya Ateşkes Antlaşması ile sıcak çatışmalar sona erdi. Ardından İtilaf Devletleri ile imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı ve egemenliği tüm dünya tarafından tanındı. Böylece Kurtuluş Savaşı’mız hem askeri hem de diplomatik alanda tam bir zaferle sonuçlandı.
Sonuç: Gördüğün gibi, Kurtuluş Savaşı’mız bir anda olup biten bir olay değil, milletimizin azmi, fedakarlığı ve liderlik dehasıyla adım adım örülmüş, sonunda da tam bağımsızlıkla taçlanmış büyük bir destandır. Bu aşamaları bilmek, tarihimize sahip çıkmak demektir!
2. Atatürk’ün “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” sözünü yorumlayınız.
Sevgili öğrencim, Atatürk’ün bu sözü, onun kişiliğini, hayat felsefesini ve tüm mücadelesini özetleyen çok önemli bir cümledir. Hadi gel, bu derin anlamlı sözü birlikte yorumlayalım.
Adım 1: Öncelikle, cümlenin anahtar kelimeleri olan “özgürlük” ve “bağımsızlık” üzerinde duralım.
- Özgürlük: Kimseden emir almadan, kendi iradenle hareket edebilme, düşündüğünü söyleyebilme ve istediğin gibi yaşayabilme hakkıdır. Bireysel olarak hür olmak demektir.
- Bağımsızlık: Bir ülkenin başka bir ülkenin egemenliği veya etkisi altında olmadan, kendi toprakları üzerinde kendi kurallarıyla yaşayabilmesidir. Ulusal olarak hür olmak demektir.
Atatürk, bu iki kavramı sadece siyasi bir hedef olarak değil, kendi varoluşunun temel bir parçası olarak görüyor.
Adım 2: Şimdi de sözün “benim karakterimdir” kısmına odaklanalım. Atatürk, özgürlük ve bağımsızlığı sanki bir insanın doğuştan gelen özellikleri, yani karakteri gibi benimsediğini söylüyor. Tıpkı dürüst olmak, çalışkan olmak veya cesur olmak gibi, özgür ve bağımsız yaşamak da onun için vazgeçilmez bir kişilik özelliğiymiş. Bu ne demek oluyor biliyor musun?
- Vazgeçilmez Bir İlke: Atatürk için özgürlük ve bağımsızlık, asla taviz verilemez, ödün verilemez bir ilkedir. O, esir bir yaşamı asla kabul etmezdi ve milletinin de esir olmasını aklının ucundan bile geçirmezdi.
- Milli Mücadele’nin Kaynağı: Onun bu karakter özelliği, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmasının ve zafere ulaştırmasının en büyük motivasyon kaynaklarından biridir. Çünkü kendi karakterinin gereği olan özgürlüğü, milletine de kazandırmak istiyordu.
- Milletine Örnek Oluş: Bu söz, aslında tüm Türk milletine de bir mesajdır. Atatürk, her bireyin ve milletin özgürlük ve bağımsızlığı kendi karakterinin bir parçası gibi görmesini, ona sahip çıkmasını ve onu korumasını öğütler.
- Tavizsiz Duruş: İşgallere ve sömürgeciliğe karşı gösterdiği kararlı ve tavizsiz duruşun temelinde yatan da budur. Bağımsızlık uğruna her türlü fedakarlığı yapmaktan çekinmemiştir, çünkü bu onun için bir varoluş meselesiydi.
Sonuç: Atatürk’ün “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” sözü, onun vatanına, milletine olan derin sevgisinin, bağımsız yaşama arzusunun ve bu uğurda her türlü mücadeleye girişme kararlılığının en güçlü ifadesidir. Bu söz, bize de özgürlüğün ve bağımsızlığın ne kadar kıymetli olduğunu ve onu her zaman korumamız gerektiğini hatırlatır. Ne mutlu ki böyle büyük bir lidere sahibiz!