6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Evos Yayınları Sayfa 218
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir konuyla karşı karşıyayız! Yönetim, vatandaşlar ve medyanın birbiriyle olan ilişkisi, yaşadığımız toplumu anlamak için çok önemli. Şimdi gel, kitaptaki bu soruları bir dedektif gibi inceleyelim ve adım adım birlikte çözelim.
? Yöneticiler vatandaşları neden dikkate almak zorundadır? Açıklayınız.
Bu sorunun cevabını bulmak için hemen yukarıdaki “Bireyler (Kamuoyu)” başlıklı metne göz atalım. Orada bize çok önemli ipuçları veriyor. Hadi bu ipuçlarını birleştirelim!
Adım 1: Yönetim Gücünün Kaynağı
Unutma ki, bizim ülkemiz gibi demokratik ülkelerde yöneticiler o makama seçimle, yani vatandaşların oylarıyla gelirler. Tıpkı bir sınıf başkanlığı seçimi gibi düşünebilirsin. Sınıf başkanı, arkadaşlarının oylarıyla seçildiği için onların isteklerini ve sorunlarını dinlemek zorundadır, değil mi? İşte yöneticiler de kendilerini seçen halkı, yani vatandaşları dinlemek ve onlara hizmet etmekle görevlidir. Metinde de yazdığı gibi, “Vatandaşa hizmeti temel ilke edinen yöneticiler vatandaştan aldıkları oylarla devleti yönetirler.”
Adım 2: Vatandaşların Hakları ve Tepkileri
Yöneticiler, vatandaşların aleyhine, yani zararına olacak bir karar aldığında veya bir sorunu çözmediğinde, vatandaşların sessiz kalma zorunluluğu yoktur. Tam tersine, seslerini duyurmak için birçok hakları vardır. Metinde de bunlar sayılmış:
- Dilekçe ile şikâyette bulunma
- CİMER’e (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) başvurma
- Gazete, televizyon ve internet gibi medya araçlarını kullanma
- Toplu olarak bir araya gelip yasal gösteriler ve mitingler yapma
Yöneticiler, bu tepkilerden ve halkın gücünden çekindikleri için vatandaşların istek ve şikâyetlerini dikkate alırlar. Eğer dikkate almazlarsa, bir sonraki seçimde tekrar seçilemeyebilirler.
Sonuç:
Kısacası, yöneticiler hem kendilerini o makama getiren gücün vatandaşlar olmasından dolayı hem de vatandaşların isteklerini görmezden geldiklerinde karşılaşabilecekleri tepkilerden ve bir sonraki seçimde koltuklarını kaybetme riskinden dolayı vatandaşları dikkate almak zorundadırlar. Demokrasilerde asıl güç halktadır!
? Siz de medyanın gücünden yararlanmak isteseydiniz bu ne olurdu? Neden? Açıklayınız.
Bu soru aslında senin hayal gücünü ve öğrendiklerini birleştirmeni istiyor. Medyanın ne kadar güçlü olduğunu “Medya” başlıklı metinde gördük. Kamuoyu oluşturuyor, sorunları gündeme getiriyor ve yöneticileri harekete geçirebiliyor. Gel, bir örnek üzerinden gidelim.
Adım 1: Bir Sorun Belirleyelim
Diyelim ki okulumuzun yanındaki sokakta arabalar çok hızlı gidiyor ve bu durum öğrenciler için büyük bir tehlike yaratıyor. Ailelerimiz ve okul yönetimimiz belediyeye birkaç kez başvurdu ama bir sonuç alamadık; oraya bir kasis (hız kesici) veya yaya geçidi yapılmadı.
Adım 2: Medyayı Nasıl Kullanırdık?
İşte bu noktada medyanın gücünü kullanabilirdik! Ne yapardık?
- Öncelikle, tehlikeli durumu gösteren kısa bir video çekerdik.
- Bu videoyu ve durumu anlatan bir metni, sosyal medyada (Twitter, Instagram gibi) paylaşırdık. Paylaşırken de şehrimizin belediyesini, valiliğini ve büyük haber kanallarını etiketlerdik.
- Belki yerel bir gazeteciye veya televizyon kanalına ulaşıp onlardan haber yapmalarını rica ederdik.
Adım 3: Neden Bunu Yapardık?
Çünkü medya, bizim küçük bir grup olarak duyuramadığımız sesimizi binlerce, hatta on binlerce insana ulaştırır. Sorunumuz sadece bizim sorunumuz olmaktan çıkar, tüm şehrin haberdar olduğu bir konu haline gelir. Bu durum, kamuoyu baskısı oluşturur. Yöneticiler, bu kadar çok insanın gördüğü ve tepki gösterdiği bir sorunu daha fazla görmezden gelemezler. Medya sayesinde sorunumuz daha hızlı çözülür ve sokağımız daha güvenli hale gelir. İşte medyanın gücü budur!
Etkinlik Zamanı
Medyanın dördüncü kuvvet olarak adlandırılmasının sebebi hakkında araştırma yapınız. Araştırmanızın özetini aşağıya yazınız.
Harika bir araştırma konusu! “Dördüncü kuvvet” ifadesi kulağa çok havalı geliyor, değil mi? Hadi bunun ne anlama geldiğini açıklayalım.
Devlet yönetiminde “kuvvetler ayrılığı” diye bir ilke vardır. Bu ilkeye göre devletin üç temel gücü (kuvveti) bulunur:
- Yasama: Kanunları, yani yasaları yapan güçtür. Ülkemizde bu görevi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yapar.
- Yürütme: Yapılan kanunları uygulayan güçtür. Bu görevi Cumhurbaşkanı ve bakanlar yapar.
- Yargı: Kanunlara uymayanları cezalandıran, yani adaleti sağlayan güçtür. Bu görevi de bağımsız mahkemeler yapar.
İşte bu üç temel gücün yanında, dördüncü bir güç olarak medya kabul edilir. Peki neden?
Çünkü medya, bu ilk üç gücü denetleme ve kamuoyu adına gözlemleme görevini üstlenir. Medya;
1. Bilgilendirir: Mecliste hangi kanunların konuşulduğunu, hükümetin ne gibi işler yaptığını ve mahkemelerde neler olduğunu halka duyurur.
2. Denetler: Yöneticilerin veya kurumların yaptığı yanlışları, yolsuzlukları araştırır ve haber yaparak ortaya çıkarır. Böylece onların halka karşı sorumlu davranmasını sağlar.
3. Kamuoyu Oluşturur: Toplum için önemli bir konuyu gündeme getirerek insanların o konu hakkında düşünmesini ve tartışmasını sağlar. Bu da yöneticilerin karar alırken halkın sesini duymasına yardımcı olur.
Kısacası, medya; yasama, yürütme ve yargı güçlerini halk adına denetleyen, eleştiren ve onları sorumlu tutan görünmez bir güç olduğu için “dördüncü kuvvet” olarak adlandırılır. Tıpkı bir bekçi köpeği gibi, demokrasinin doğru işlemesi için nöbet tutar.
Umarım bu açıklamalar konuları daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin! Başarılar dilerim.