6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Evos Yayınları Sayfa 79
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencilerim!
Ben Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün sizlerle ders kitabımızdaki bazı soruları birlikte analiz edip çözeceğiz. Bu etkinlikler, Türkiye Selçuklu Devleti’nin kültürünü ve Anadolu’yu nasıl vatan yaptığını daha iyi anlamamıza yardımcı olacak. Hazırsanız, haydi başlayalım!
Soru: Türkiye Selçuklu Devleti’ndeki kültürel faaliyetlerin Türklerin Anadolu’yu yurt edinme sürecine katkılarını tartışınız.
Bu soru, bizden sadece bilgi vermemizi değil, aynı zamanda bu bilgileri yorumlayarak bir sonuca varmamızı istiyor. Yani, “Selçuklular şunları yaptı” demek yerine, “Selçukluların yaptığı bu eserler ve çalışmalar, Anadolu’nun Türk yurdu olmasına nasıl yardım etti?” sorusuna cevap arayacağız.
Çözüm:
Adım 1: Kültürel Faaliyetler Nelerdi?
Öncelikle, Türkiye Selçuklu Devleti dönemindeki kültürel faaliyetleri bir hatırlayalım. Metinde de bahsedildiği gibi çinicilik, halıcılık, ahşap oymacılığı, ciltçilik gibi el sanatları çok gelişmişti. Bunun yanında mimari de çok önemliydi. Anadolu’yu hanlar, hamamlar, kervansaraylar, camiler, medreseler ve türbeler gibi kalıcı eserlerle donattılar. Ayrıca Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre gibi düşünürler ve şairler de bu dönemde yaşadı.
Adım 2: Bu Faaliyetler Anadolu’yu Nasıl “Yurt” Yaptı?
Şimdi bu faaliyetlerin etkisini düşünelim.
- Kalıcılık ve Sahiplenme: Anadolu’ya yapılan camiler, medreseler, köprüler ve kervansaraylar, “Biz buradayız ve burası artık bizim vatanımız.” demenin bir yoluydu. Bu eserler, toprağa atılan birer mühür gibiydi ve Anadolu’nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağladı.
- Ekonomik ve Sosyal Hayatın Canlanması: Kervansaraylar sayesinde ticaret yolları güvenli hale geldi ve Anadolu bir ticaret merkezi oldu. Bu da halkın refahını artırdı. Hanlar ve hamamlar sosyal hayatı canlandırdı.
- Manevi Bağ Kurma: Mevlana, Yunus Emre gibi gönül insanları, yazdıkları eserler ve verdikleri sevgi, hoşgörü mesajlarıyla Anadolu’daki insanların kalplerini birleştirdi. Özellikle Yunus Emre’nin şiirlerini sade bir Türkçe ile yazması, halkın bu mesajları kolayca anlamasını ve benimsemesini sağladı. Bu durum, ortak bir dil ve kültür oluşmasına büyük katkı sağladı.
Sonuç:
Kısacası, Türkiye Selçuklu Devleti’nin kültürel faaliyetleri, sadece sanat ve edebiyat etkinliği değildi. Bu faaliyetler, Anadolu’ya Türk-İslam kimliğini kazandıran, toprağı kalıcı eserlerle sahiplenmemizi sağlayan ve insanların gönül birliği kurarak bu topraklara kök salmasına yardımcı olan çok önemli adımlardı.
Etkinlik Zamanı: Marco Polo Metni Soruları
Şimdi de ünlü gezgin Marco Polo’nun gözünden Selçuklu Anadolusu’na bir bakalım ve metne göre soruları cevaplayalım.
1. Anadolu’da halkın başlıca ekonomik faaliyetleri nelerdir?
Çözüm:
Adım 1: Metindeki İpuçlarını Bulalım.
Metni dikkatlice okuduğumuzda halkın geçimini nasıl sağladığına dair şu ifadeleri görüyoruz: “Hayvancılık ve tarımla geçiniyorlar.”, “Çok güzel at yetiştiriyorlar, sığırları da besili.”, “kasabalarda ve şehirlerde yaşayanlar zanaat ve ticaretle uğraşıyor.”, “Dünyanın en güzel halılarını bu insanlar dokuyor.”, “ipekli ve müslin kumaşlar dokuyorlar.”, “kitap cildi yapılıyor.”, “gümüş madenleriyle ünlü.”
Adım 2: İpuçlarını Gruplandıralım.
Bu ipuçlarını toparladığımızda şu ekonomik faaliyetler ortaya çıkıyor:
- Tarım ve Hayvancılık: Ovalarda tarım, yaylalarda ise hayvancılık (özellikle at ve sığır yetiştiriciliği) yapılıyor.
- Zanaat (El Sanatları): Halı dokumacılığı, kumaş dokumacılığı (ipek ve müslin), kitap ciltçiliği gibi alanlarda çok ustalar.
- Ticaret: Şehirlerde yaşayanların ticaretle uğraştığı belirtiliyor.
- Madencilik: Bayburt’un gümüş madenleriyle ünlü olması, madenciliğin de bir geçim kaynağı olduğunu gösteriyor.
Sonuç:
Anadolu halkının başlıca ekonomik faaliyetleri tarım, hayvancılık, zanaat, ticaret ve madenciliktir.
2. Hangi sanatlar Marco Polo’nun ilgisini çekmiştir?
Çözüm:
Adım 1: Marco Polo’nun Beğenilerini Tespit Edelim.
Metinde Marco Polo’nun bazı sanat dallarından övgüyle bahsettiğini görüyoruz. Bunlar: “Dünyanın en güzel halılarını bu insanlar dokuyor.”, “Çok nefis ipekli ve müslin kumaşlar dokuyorlar.” ve “Erzincan’da dünyanın en iyi kitap cildi yapılıyor.”
Adım 2: Sanatları Listeleyelim.
Bu övgü dolu ifadelerden Marco Polo’nun özellikle şu sanatlardan çok etkilendiğini anlıyoruz:
- Halıcılık (Halı dokuma)
- Dokumacılık (İpekli ve müslin kumaşlar)
- Ciltçilik (Kitap kaplama sanatı)
Sonuç:
Marco Polo’nun ilgisini en çok halıcılık, dokumacılık ve ciltçilik sanatları çekmiştir.
3. Türklerin konargöçer yaşamı sürdürdüğü söylenebilir mi? Neden?
Çözüm:
Adım 1: Metindeki Yaşam Tarzıyla İlgili Bilgiyi Bulalım.
Metnin sonlarına doğru şöyle bir cümle var: “Yazları doğuda yaşayan Türkler buralara geliyor. Çünkü iklim yazları çok güzel, hayvanlar için de yemyeşil meralar var. Kışın ise iklim çok sert olduğu için güneye, daha ılık bölgelere göç ediyorlar.”
Adım 2: Bu Bilgiyi Yorumlayalım.
Bu cümle bize ne anlatıyor? İnsanların sabit bir yerde yıl boyunca kalmadığını, mevsimlere göre yer değiştirdiğini anlatıyor. Yazın serin ve otlakların bol olduğu yaylalara, kışın ise soğuktan korunmak için daha sıcak olan güney bölgelerine (kışlaklara) göç ediyorlar. Tamamen göçebe değiller çünkü şehir ve kasabalarda yaşayanlar da var ama önemli bir kısmının mevsimlik yer değiştirdiğini anlıyoruz. Bu yaşam tarzına biz konargöçer yaşam diyoruz.
Sonuç:
Evet, söylenebilir. Çünkü metinde Türklerin yazın hayvanları için verimli olan yaylalara, kışın ise daha ılıman olan güney bölgelerine göç ettikleri belirtilmektedir. Bu durum, konargöçer yaşam tarzının bir göstergesidir.
Soru: Yukarıdaki şiirde anlamını bilmediğiniz bir kelime var mı? Şair, hangi değerlerin önemini vurgulamaktadır?
Çözüm:
Adım 1: Şiiri Anlayalım ve Bilinmeyen Kelimeleri Bulalım.
Önce Yunus Emre’nin o güzel şiirini bir okuyalım:
Yalan söyler görmeyen, haberi gören bilir
Gerçek erin hâlini, yolda can veren bilir
Tutma gönülde kini, hoş tut gönülde miskini
Dünya ahiret ekini, ekip götüren bilir
Burada belki anlamını tam bilemeyeceğiniz kelimeler şunlar olabilir:
- Er: Kahraman, yiğit, olgun ve bilge kişi.
- Miskin: Yoksul, alçakgönüllü, kimsesiz, zavallı kişi. Yunus Emre burada bu kişilere sevgiyle ve merhametle yaklaşmamızı öğütlüyor.
- Ekin: Tarlaya ekilen ve sonra biçilen ürün. Şiirde ise mecazi anlamda kullanılmış. “Ahiret ekini” derken, bu dünyada yaptığımız iyiliklerin, ahirette karşımıza çıkacak güzel sonuçları olduğunu anlatıyor.
Adım 2: Şairin Vurguladığı Değerleri Çıkaralım.
Şimdi de her dizede hangi değerin öne çıktığına bakalım:
- “Yalan söyler görmeyen, haberi gören bilir” → Burada doğruluk ve bilgiye dayalı konuşmanın önemi vurgulanıyor.
- “Gerçek erin hâlini, yolda can veren bilir” → Bir amaca ulaşmak için fedakârlık yapmanın ve samimiyetin değeri anlatılıyor.
- “Tutma gönülde kini, hoş tut gönülde miskini” → Bu dize bize affedici olmayı, kin tutmamayı, merhametli ve alçakgönüllü olmayı öğütlüyor.
- “Dünya ahiret ekini, ekip götüren bilir” → Bu dünyada yaptığımız iyiliklerin karşılığını ahirette alacağımızı, bu yüzden daima iyilik yapmamız gerektiğini anlatıyor.
Sonuç:
Şair Yunus Emre bu şiirinde; doğruluk, fedakârlık, samimiyet, affedicilik, merhamet, alçakgönüllülük ve bu dünyada yapılan iyiliklerin kalıcı olacağı gibi evrensel ve önemli değerleri vurgulamaktadır.
Umarım bu açıklamalar, konuları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, Sosyal Bilgiler dersi sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda geçmişten dersler çıkararak bugünü ve geleceği anlamaktır. Başarılar dilerim!