6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Evos Yayınları Sayfa 231
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Ben 6. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün sizlerle kitabımızdaki “Toplumsal Hayatta Kadın” konusundaki sorulara birlikte göz atacağız. Bu soruları adım adım, kolayca anlayacağınız bir şekilde çözeceğiz. Hazırsanız, haydi başlayalım!
Soru 1: Aşağıda yer alan metni okuyunuz ve Atatürk’ün kadınlarla ilgili düşüncelerini açıklayınız.
Daha endişesiz ve korkusuzca, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır: Büyük Türk kadınını çalışmamızda ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek; Türk kadınını ilmî, ahlaki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapmak yoludur.
Çözüm:
Gelin bu güzel sözü adım adım inceleyerek Atatürk’ün ne demek istediğini anlayalım.
Adım 1: Birlikte Yürümek
Atatürk, bu sözüyle bir ülkenin ilerlemesi için kadınların ve erkeklerin omuz omuza vermesi gerektiğini vurguluyor. “Hayatımızı onunla birlikte yürütmek” derken, toplumun sadece erkeklerden oluşmadığını, kadınların da bu yolculukta eşit birer yol arkadaşı olduğunu anlatıyor. Tıpkı bir takım oyununda olduğu gibi, başarı için tüm oyuncuların oyuna katılması gerekir. Atatürk’e göre kadınlar bu takımın en önemli oyuncularındandır.
Adım 2: Hayatın Her Alanında Eşitlik
Atatürk, kadınların hayatın hangi alanlarında erkeklerle eşit olması gerektiğini de tek tek saymış. Gelin bakalım:
- İlmî hayat: Yani bilimde, eğitimde, okulda kadınlar da erkekler kadar söz sahibi olmalı, okumalı, öğrenmeli ve öğretmelidir.
- Ahlaki hayat: Toplumun ahlaki değerlerinin korunmasında ve geliştirilmesinde kadınlar da erkekler kadar sorumludur.
- Sosyal hayat: Yani toplumsal yaşamda, derneklerde, etkinliklerde, kısacası toplumun her yerinde kadınlar da aktif rol almalıdır.
- Ekonomik hayat: Kadınlar da çalışmalı, üretmeli, kendi paralarını kazanmalı ve ülke ekonomisine katkıda bulunmalıdır.
Adım 3: Ortak, Arkadaş, Yardımcı ve Koruyucu
Bu sözün sonunda Atatürk, kadının toplumdaki rolünü çok güzel özetliyor. Kadın, erkeğin sadece eşi değil; aynı zamanda onun ortağı, en iyi arkadaşı, en büyük yardımcısı ve koruyucusudur. Bu, kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan, birbirine destek olan iki eşit varlık olduğu anlamına gelir. Biri diğerinden üstün değildir.
Sonuç olarak, Atatürk, modern ve gelişmiş bir Türkiye’nin ancak kadınların hayatın her alanına aktif ve eşit bir şekilde katılmasıyla mümkün olacağına inanıyordu.
Soru 2: Kadın-erkek eşitliğinin Orta Asya’daki toplumsal hayata katkıları neler olmuştur? Tartışınız.
Çözüm:
Eski Türklerde, yani atalarımızın Orta Asya’da yaşadığı dönemlerde kadın-erkek eşitliği toplumun temelini oluşturuyordu. Metinlerden anladığımıza göre bu eşitliğin topluma birçok harika katkısı olmuş. Gelin bunları adım adım inceleyelim.
Adım 1: Siyasi ve Yönetimsel Katkılar
Eski Türklerde devlet, sadece Hakan (kral) tarafından yönetilmezdi. Hakan’ın eşi olan Hatun da yönetimde çok önemli bir yere sahipti. Metinde de yazdığı gibi, Hatunlar devlet meclislerine (kurultay) katılır, yabancı elçileri kabul eder ve hatta Hakan olmadığında devleti yönetirlerdi (naiplik yaparlardı). Bu durum, devletin daha akılcı ve adil yönetilmesini sağlıyordu. Çünkü önemli kararlar alınırken hem bir erkeğin hem de bir kadının görüşü dikkate alınıyordu. Bu da devleti daha güçlü kılıyordu.
Adım 2: Askerî ve Savunma Katkıları
Orta Asya’daki göçebe yaşam tarzı, herkesin her an savunmaya hazır olmasını gerektiriyordu. Metinde de belirtildiği gibi kadınlar da erkekler gibi ata biner, ok atar ve kılıç kullanırlardı. Gerektiğinde vatan savunması için erkeklerle birlikte savaşa katılırlardı. Bu sayede ordu daha güçlü oluyor, ülke daha iyi korunuyordu. Toplumun yarısı kenarda beklemiyor, herkes vatan için mücadele ediyordu.
Adım 3: Sosyal ve Ekonomik Katkılar
Eski Türklerde kadınların mülkiyet ve miras hakkı vardı. Yani kendi malları olabiliyor, ailelerinden kalan mirastan pay alabiliyorlardı. Bu, kadınların ekonomik olarak özgür olmasını sağlıyordu. Ekonomik gücü olan kadınlar, daha sonraki Türk-İslam devletlerinde gördüğümüz gibi, bu zenginliklerini toplum yararına kullanmışlardır. Örneğin, vakıflar kurarak camiler, hastaneler, okullar (metindeki Yeni Cami örneği gibi) yaptırmışlardır. Bu da toplumun refah seviyesini artırmıştır.
Sonuç olarak, kadın-erkek eşitliği sayesinde eski Türk toplumu siyasi, askeri ve sosyal alanlarda çok daha güçlü, dayanıklı ve gelişmiş bir yapıya sahip olmuştur. Toplumun her bir ferdinin gücünden yararlanmak, o toplumu her zaman ileriye taşır.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Aklınıza takılan bir şey olursa çekinmeden sorun!