6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Evos Yayınları Sayfa 68
Harika bir çalışma sayfası! Sevgili öğrencilerim, gelin bu sayfadaki soruları birlikte adım adım, keyifli bir şekilde çözelim ve tarihin o heyecanlı dönemlerine bir yolculuk yapalım. Hazırsanız başlıyoruz!
Soru 1: Hangi Türk-İslam devletinin fetihleri Türkiye tarihi açısından daha önemlidir? Neden?
Haydi gelin bu soruyu birlikte düşünelim. Metni ve haritayı dikkatlice incelediğimizde, bu sorunun cevabının aslında gözümüzün önünde olduğunu göreceğiz.
Adım 1: Doğru Devleti Tespit Etme
Metinde Alparslan’ın 1071’de Bizans ordusunu yendiği Malgazirt Savaşı‘ndan bahsediliyor. Bu savaşı yapan devlet Büyük Selçuklu Devleti‘dir. Haritada da Büyük Selçuklu Devleti’nin ne kadar geniş bir alana yayıldığını ve Bizans İmparatorluğu ile komşu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, Türkiye tarihi için en önemli fetihleri yapan devlet Büyük Selçuklu Devleti‘dir.
Adım 2: Nedenini Açıklama
Peki ama neden Büyük Selçuklu Devleti bu kadar önemli? İşte can alıcı nokta burası:
Çünkü Sultan Alparslan komutasındaki Selçuklu ordusu, 1071 Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorluğu’nu yenerek Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinin önündeki en büyük engeli kaldırmıştır. Bu zaferle birlikte Anadolu’nun kapıları Türklere sonuna kadar açılmıştır. Bu olaydan sonra Türk boyları kitleler halinde bugün yaşadığımız bu topraklara gelip yerleşmeye başlamıştır. Yani, Türkiye’nin temelleri işte bu fetihler sayesinde atılmıştır.
Sonuç:
Büyük Selçuklu Devleti‘nin fetihleri, özellikle de Malazgirt Zaferi, Anadolu’yu Türk yurdu yaptığı için Türkiye tarihi açısından diğerlerinden çok daha önemlidir.
Soru 2: İslamiyet’in kabulü sonrasında Türk devletlerinde İslam öncesindeki bazı özelliklerin devam etmesinin sebepleri neler olabilir? Tartışınız.
Çocuklar, bu çok güzel bir düşünce sorusu. Bunu şuna benzetebiliriz: Yeni bir okula başladığınızda eski arkadaşlarınızı ve alıştığınız güzel şeyleri hemen unutur musunuz? Tabii ki hayır! Türkler de İslamiyet’i kabul ettiklerinde, binlerce yıllık geleneklerini, kültürlerini ve devlet anlayışlarını bir anda bir kenara atmadılar.
Adım 1: Kültürel Süreklilik
Bir milletin kültürü, gelenekleri ve yaşam tarzı çok köklüdür. Yeni bir dini kabul etmek, eski olan her şeyin tamamen silinmesi anlamına gelmez. Türkler, İslamiyet’in temel kurallarına aykırı olmayan geleneklerini yaşatmaya devam ettiler.
Adım 2: Geleneklerin İslamiyet ile Uyumlu Olması
İslamiyet öncesi Türklerde var olan bazı inanç ve gelenekler, İslamiyet ile büyük bir çelişki içinde değildi. Gelin birkaç örnekle bunu daha iyi anlayalım:
- Kut Anlayışı: Türkler, hükümdara devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından verildiğine inanırdı. Buna “kut” denirdi. İslamiyet’i kabul ettikten sonra bu inanç, “hükümdarlık yetkisinin Allah tarafından verildiği” şeklinde devam etti. Gördüğünüz gibi, temel fikir aynı kaldı.
- Devlet Yönetimi: Ülkenin hükümdar ve ailesinin ortak malı sayılması (hanedan sistemi) anlayışı devam etti.
- Savaşçılık Özelliği: Türkler zaten savaşçı bir millettir. İslamiyet’teki “gaza ve cihat” (Allah yolunda savaşma) anlayışı, Türklerin bu savaşçı ruhuyla birleşince daha da güçlendi.
Sonuç:
Türklerin İslamiyet öncesi bazı özellikleri devam ettirmesinin temel sebepleri; kültürlerinin çok köklü olması, var olan bazı geleneklerin İslamiyet ile çelişmemesi ve bu gelenekleri yeni dinin ruhuyla birleştirerek kendi kimliklerini korumalarıdır. Bu duruma biz Türk-İslam sentezi (birleşimi) diyoruz.
Etkinlik Zamanı: İlk Türk-İslam devletleri ile ilk Türk devletlerinin siyasal özellikleri arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları tabloya yazınız.
Harika bir etkinlik! Bu tabloyu doldurarak öğrendiklerimizi pekiştirelim. İşte siyasi alandaki benzerlikler ve farklılıklar:
BENZERLİKLER
- Ülkenin, hükümdar ve ailesinin ortak malı sayılması (Hanedan sistemi).
- Hükümdarlık yetkisinin Tanrı’dan geldiğine inanılması (Kut anlayışı).
- Devletin, “ordu-millet” anlayışına dayalı güçlü bir askeri yapıya sahip olması.
- Devlet meselelerinin görüşüldüğü bir meclisin (Kurultay veya Divan) var olması.
FARKLILIKLAR
- Hükümdarlar İslamiyet öncesi “Han, Hakan, Kağan” gibi unvanlar kullanırken, İslamiyet’le birlikte bu unvanların yanında “Sultan, Padişah, Şah” gibi unvanları da kullanmaya başladılar.
- Devlet işlerinin görüşüldüğü meclise İslamiyet öncesi “Kurultay” veya “Toy” denirken, İslamiyet sonrası genellikle Farsça kökenli “Divan” adı verildi.
- Kanunlarda sadece sözlü hukuk kuralları olan “Töre” etkiliyken, artık “Töre”nin yanında İslam hukuk kuralları olan “Şer’i Hukuk” da geçerli oldu.
- Hükümdarların egemenlikleri, halifenin onayı (menşur) ile dini açıdan da güçlendirildi.
- Dünyaya hâkim olma düşüncesine, İslam dinini yayma amacı olan “Gaza ve Cihat” anlayışı da eklendi.
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Unutmayın, tarih geçmişi anlamak ve geleceğe ışık tutmaktır! Başka sorularınız olursa çekinmeden sorun.