6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Evos Yayınları Sayfa 21
Harika bir etkinlik, sevgili 6. sınıf öğrencilerim! Bu metinler bize sosyal hayatta ne kadar önemli olan empati, hoşgörü ve önyargısız olma gibi konuları çok güzel anlatıyor. Haydi gelin, bu soruları birlikte, adım adım inceleyelim ve cevaplayalım.
1. Bilge kişi cümlesini nasıl tamamlamış olabilir?
Bu soruyu cevaplamak için önce hikayeyi tekrar bir hatırlayalım. Bilge adamın dört oğlu vardı ve hepsi aynı ağaca farklı mevsimlerde bakmıştı. Bu yüzden de hepsi ağacı farklı anlatıyordu. Aslında hepsi de kendi gördüğü kadarıyla haklıydı, değil mi? Ama hiçbiri ağacın tamamını, yani bütün bir yılını görmemişti. Bilge baba da onlara bu dersi vermeye çalışıyordu.
- Adım 1: Hikayenin ana fikrini düşünelim. Ana fikir, bir şeye veya bir kişiye sadece kısa bir anına bakarak onun hakkında tam bir yargıya varamayacağımızdır.
- Adım 2: Bilge kişinin oğullarına vermek istediği ders, önyargılı olmamaları ve sabırla her şeyi tam olarak anlamaya çalışmalarıdır.
- Adım 3: Bu durumda, cümlenin sonu da bu öğütle ilgili olmalıdır. Yani, bir insanı veya bir ağacı bir mevsim tanıdıktan sonra hemen karar vermemek gerektiğini söylemelidir.
Sonuç:
Bilge kişi cümlesini muhtemelen şöyle tamamlamıştır:
“Bir ağacı veya bir insanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra onun hakkında kesin bir hüküm vermemelisiniz. Çünkü gördüğünüz şey, onların hayatının sadece küçük bir parçasıdır ve gerçeğin tamamı değildir.”
2. Bu metinde verilmek istenen mesaj nedir?
Bu soru, aslında ilk metinden çıkarmamız gereken dersi soruyor. Bu tür hikayelere biz “kıssadan hisse” deriz, yani hikayeden alınacak ders. Bu hikayeden hangi dersi çıkarmalıyız?
- Adım 1: Oğulların yaptığı hatayı düşünelim. Hepsi de sadece kendi gördüğünün doğru olduğuna inanıp diğerlerini dinlemedi. Bu duruma önyargı diyoruz.
- Adım 2: Bilge babanın yaptığı doğru davranışı düşünelim. O, hepsini dinledi ve hepsinin kendi bakış açısına göre haklı olduğunu söyledi. Bu duruma da hoşgörü ve empati diyoruz.
- Adım 3: Bu iki durumu birleştirdiğimizde metnin ana mesajı ortaya çıkar.
Sonuç:
Bu metinde verilmek istenen ana mesaj şudur:
İnsanları, olayları veya durumları tam olarak anlamadan, sadece sınırlı bilgimizle yargılamamalıyız. Herkesin farklı bir bakış açısı olabileceğini unutmamalı ve önyargılarımızdan kaçınarak hoşgörülü olmalıyız.
? Yaşlı adamın yerinde olmak ister miydiniz? Onun yerinde olsaydınız ne hisseder ve düşünürdünüz?
Şimdi de otobüsteki hikayeyi düşünelim. Yaşlı bir adam, 20 yaşındaki bir gencin çocuk gibi davranmasına şaşırıyor ve babasına akıl veriyor. Ama babanın cevabını duyunca, aslında durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını anlıyor. Haydi şimdi empati kuralım, yani kendimizi o yaşlı adamın yerine koyalım.
- Adım 1: Yaşlı adamın yerinde olmak ister miydiniz?
Bu sorunun cevabı sanırım hepimiz için aynıdır: Hayır, olmak istemezdim. Çünkü birini, durumunu hiç bilmeden, dış görünüşüne veya davranışlarına bakarak yargılamak ve sonra gerçeği öğrenince mahcup olmak çok üzücü bir durumdur.
- Adım 2: Onun yerinde olsaydınız ne hissederdiniz?
Eğer ben yaşlı adamın yerinde olsaydım ve babanın, “Oğlumun geçirdiği ameliyat sonrası gözleri açıldı,” dediğini duysaydım, öncelikle çok büyük bir şaşkınlık yaşardım. Hemen ardından söylediğim sözlerden dolayı derin bir pişmanlık ve utanç duyardım. Yüzümün kızardığını hissederdim.
- Adım 3: Ne düşünürdünüz?
Aklımdan şunlar geçerdi: “Ah, ne büyük bir hata yaptım! Keşke hemen yargıya varmasaydım.”, “İnsanların iç dünyasında ne yaşadığını bilmeden konuşmamak ne kadar önemliymiş.”, “Şimdi o babadan ve oğlundan mutlaka özür dilemeliyim.” Bu olay bana, önyargının ne kadar kırıcı olabileceğini ve bir daha asla böyle bir hata yapmamam gerektiğini öğretirdi.
Sonuç:
Kısacası, yaşlı adamın yerinde olsaydım, önyargılı davrandığım için çok üzülür, utanırdım ve bu olaydan sonra insanları tanımadan onlar hakkında yorum yapmamak konusunda kendime söz verirdim.