8. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 250
Harika bir soru! Gelin hep birlikte bu görseldeki konuyu ve soruyu bir öğretmen-öğrenci gibi inceleyelim.
Soru Metni: Benjamin Franklin (Benjamin Fıranklin) 1753’te yıldırımdan korunmanın bir yolunu bulduğunu açıklamıştır. Franklin, yüksek binalara sivri uçlu metal çubuklar dikip bunları iletken kablolarla toprağa bağlayarak bulutlardaki yüklerin yıldırıma neden olmadan boşaltılabileceğini öne sürmüştür. Diğer bilim insanları buna karşı çıkmıştır çünkü bu çubuğun yıldırımı yere iletmekten başka bir şey yapmayacağını düşünmüşlerdir. Bu konuda kim haklı çıkmış olabilir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm ve Açıklama:
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bu soru, bilimin ne kadar heyecan verici tartışmalara sahne olduğunu gösteren harika bir örnek. Bir yanda dâhi bir bilim insanı olan Benjamin Franklin, diğer yanda ise onun fikrine şüpheyle yaklaşan başka bilim insanları var. Gelin bu olayı adım adım inceleyerek kimin haklı çıktığını bulalım.
Adım 1: Tarafları Anlayalım
Öncelikle iki farklı görüş var, değil mi? Bunları netleştirelim:
- Benjamin Franklin’in Fikri: “Eğer binaların tepesine sivri uçlu metal bir çubuk (yani paratoner) koyar ve bunu bir kabloyla toprağa bağlarsak, bulutlardaki fazla elektrik yükü, büyük bir yıldırım patlamasına sebep olmadan yavaşça ve sessizce toprağa akar. Böylece binayı koruruz.” Franklin, paratonerin bir nevi önleyici bir görev göreceğini düşünüyordu.
- Diğer Bilim İnsanlarının Fikri: “Hayır, o çubuk yıldırım oluşumunu engellemez. Sadece, eğer bir yıldırım düşerse, o yıldırımı üzerine çeker ve toprağa iletir. Yani sadece bir iletken görevi görür.” Onlar, paratonerin önleyici değil, sadece bir “yol gösterici” olduğunu düşünüyorlardı.
Adım 2: Bilimsel Gerçekleri Değerlendirelim
Peki, günümüzdeki bilimsel bilgilerle baktığımızda paratoner nasıl çalışıyor? Aslında işin ilginç yanı, iki tarafın da bir miktar haklılık payı var ama asıl kazanan Benjamin Franklin oluyor!
Paratoner iki şekilde çalışır:
1. Koruma (Franklin’in dediği gibi): Fırtınalı havalarda bulutların alt kısmı genellikle negatif (-) yükle yüklenir. Bu durum, etki ile elektriklenme yoluyla yeryüzünü ve binaların tepesini pozitif (+) yükle yükler. Paratonerin sivri ucu, bu pozitif yüklerin çok yoğun bir şekilde toplanmasını sağlar. Sivri uçtaki bu yoğun yük, etrafındaki havayı iyonize eder (yani havadaki atomlardan elektron koparır) ve buluttaki negatif yüklerin bir kısmının sessizce, gözle görülmeyen bir şekilde toprağa akmasını sağlar. Bu duruma “korona deşarjı” denir. Böylece, bulutun yükü azaldığı için büyük bir yıldırımın oluşma ihtimali de azalır. Yani Franklin’in dediği gibi, paratoner yıldırım oluşumunu önlemeye yardımcı olur.
2. İletme (Diğer bilim insanlarının dediği gibi): Bazen bulutlardaki yük birikimi o kadar hızlı ve fazladır ki, paratonerin bu “sessiz boşaltma” işlemi yetersiz kalır. Bu durumda yıldırım yine de oluşur. İşte o zaman paratoner, diğer bilim insanlarının düşündüğü görevi üstlenir. Yıldırım, her zaman en kısa ve en iletken yolu tercih eder. Bina yerine, çok daha iyi bir iletken olan metal paratonere düşer. Paratoner, bu devasa elektrik akımını güvenli bir şekilde yakalar ve iletken kablo aracılığıyla binaya hiç zarar vermeden toprağa aktarır. Buna topraklama diyoruz.
Sonuç:
Bu konuda Benjamin Franklin haklı çıkmıştır. Çünkü onun icat ettiği paratoner, sadece yıldırımı üzerine çekip toprağa iletmekle kalmaz, aynı zamanda bulutlardaki yükü yavaşça boşaltarak yıldırımın oluşma ihtimalini de azaltır. Yani hem önleyici hem de koruyucu bir kalkan görevi görür. Diğer bilim insanları resmin sadece bir kısmını görmüşlerdi, ama Franklin olayın tamamını öngörmeyi başarmıştı. Bu yüzden paratoner, günümüzde bile kullandığımız dâhiyane bir icattır.