6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 90
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, hem okuma anlama becerilerimizi geliştirecek hem de hayal gücümüzü kullanacağımız çok keyifli bir etkinliği yapacağız. Haydi bakalım, soruları birlikte adım adım çözelim.
1. ANLATALIM
a. Aşağıdaki haber metnini okuyunuz.
Salyangozun Sümüksü Sıvısına Benzer Yapıştırıcı Madde Geliştirildi
Salyangozlar ilerledikleri yüzeyi kayganlaştırmak için kaygan ve sümüksü bir sıvı salgılar. Bilim insanları bu sıvıdan esinlenerek çok güçlü bir yapıştırıcı geliştirdi. Bu yeni ürün çok az kullanılsa da büyük ağırlıkları taşıyabilecek kapasitede. İki posta pulu boyutunda sürülen yapıştırıcı bir insanın ağırlığını taşıyabiliyor. Kullandığımız bazı yapıştırıcılar, yapıştırdıkları nesneleri sağlam tutmadığı için kolay ayrılabiliyor. Bazılarıysa sağlam yapıştırdıkları için nesneleri ayırmak zor. Oysa bu yeni ürün hem güçlü hem de ıslanınca kolayca ayrılabiliyor. Ancak ıslanınca ayrılması yalnızca kuru yerlerde kullanılabilir olmasına yol açıyor ve bu da bir dezavantaj.
Bilim Çocuk dergisinden alınmıştır.
Evet çocuklar, metni dikkatlice okuduk. Şimdi soruları yanıtlayalım.
b. Metinde sözü edilen icat ile ilgili problem nedir? Söyleyiniz. Bu problemi ve problemin yol açabileceği sonuçları kendi cümlelerinizle kısaca ifade ediniz.
Adım 1: Problemi bulalım.
Metinde diyor ki, bu yeni yapıştırıcı çok güçlüymüş ama bir dezavantajı varmış. Neymiş bu dezavantaj?
“Islanınca ayrılması yalnızca kuru yerlerde kullanılabilir olmasına yol açıyor ve bu da bir dezavantaj.” cümlesi bize problemi anlatıyor.
Adım 2: Problemi kendi cümlelerimizle açıklayalım.
Sevgili çocuklar, metinde bahsedilen bu süper yapıştırıcının en büyük sorunu, sadece kuru yerlerde kullanılabiliyor olmasıdır. Yani, eğer bu yapıştırıcı ıslanırsa, yapıştırdığı şeyleri kolayca bırakıveriyor. Bu da onu bazı durumlarda işe yaramaz hale getiriyor.
Adım 3: Problemin yol açabileceği sonuçları düşünelim.
Eğer bir yapıştırıcı ıslanınca hemen ayrılıyorsa, onu nerelerde kullanamayız? Mesela banyoda, mutfakta, dışarıda yağmur altında veya suyun olduğu yerlerde kullanamayız, değil mi?
Bu durum, yapıştırıcının kullanım alanını çok kısıtlar. Yani, çok güçlü olmasına rağmen, her yerde kullanılamadığı için pek çok işimizde bize yardımcı olamaz.
Sonuç:
Bu icatla ilgili problem, yapıştırıcının ıslanınca kolayca ayrılması ve bu yüzden sadece kuru ortamlarda kullanılabilmesidir. Bu durum, yapıştırıcının banyo, mutfak, dış mekan gibi nemli veya ıslak yerlerde kullanılamamasına yol açar. Böylece, harika bir buluş olmasına rağmen, kullanım alanı çok sınırlı kalır.
c. Ön bilgilerinizden ve gözlemlerinizden hareketle bu probleme çeşitli çözümler üreterek defterinize yazınız. Çözümlerinizin arasından en uygun olanı belirleyiniz.
Adım 1: Problemi hatırlayalım.
Problemimiz, yapıştırıcının suya dayanıklı olmamasıydı. Şimdi buna nasıl bir çözüm bulabiliriz, bir düşünelim.
Adım 2: Çeşitli çözümler üretelim.
- Birinci çözüm: Yapıştırıcının formülünü, yani içindeki maddeleri değiştirerek suya dayanıklı hale getirmeye çalışabiliriz. Tıpkı yağmurda ıslanmayan kumaşlar gibi, yapıştırıcının da sudan etkilenmemesini sağlayabiliriz.
- İkinci çözüm: Yapıştırıcıyı kullandıktan sonra, üzerine su geçirmez bir koruyucu tabaka veya sprey sıkabiliriz. Bu tabaka, yapıştırıcının suyla temasını keser ve onu korur.
- Üçüncü çözüm: Belki de bu yapıştırıcının kullanım kılavuzuna, “Suyla temas etmeyecek yerlerde kullanın” diye kocaman bir uyarı ekleriz. Ama bu, aslında bir çözümden çok, bir kısıtlama olur, değil mi? Bizim amacımız ürünü daha iyi hale getirmek.
Adım 3: En uygun çözümü belirleyelim.
Bence en uygun çözüm, yapıştırıcının kendi formülünü değiştirerek suya dayanıklı hale getirmektir. Çünkü bu sayede, ürünü her türlü ortamda gönül rahatlığıyla kullanabiliriz. Üzerine ek bir şey sürmeye gerek kalmaz ve kullanımı daha pratik olur. Bir ürünün temel sorunu varsa, en iyi çözüm o sorunu temelden çözmektir.
Sonuç:
Bu probleme en uygun çözüm, yapıştırıcının içeriğini geliştirerek suya karşı dayanıklı hale getirmektir. Böylece, ürünün sadece kuru yerlerde kullanılma kısıtlaması ortadan kalkar ve daha geniş bir alanda kullanılabilir.
ç. Uygun bulduğunuz çözümü sözlü olarak ifade ediniz. Konuşmanızda çözümünüzün yeterli olma durumunu da değerlendiriniz.
Adım 1: Seçtiğimiz çözümü hatırlayalım.
Biz, yapıştırıcının formülünü değiştirerek suya dayanıklı hale getirme çözümünü seçmiştik.
Adım 2: Çözümümüzü sözlü olarak açıklayalım ve yeterliliğini değerlendirelim.
Sevgili arkadaşlar, salyangozdan esinlenerek yapılan bu harika yapıştırıcının tek bir kusuru var: ıslanınca yapıştırma özelliğini kaybediyor. Ben bu sorunu çözmek için, bilim insanlarının bu yapıştırıcının formülünü yeniden gözden geçirmesini ve içine suya dayanıklılık katacak özel maddeler eklemesini öneriyorum.
Peki, bu çözüm yeterli mi? Kesinlikle yeterli! Çünkü eğer yapıştırıcı suya karşı dayanıklı hale gelirse, onu artık sadece kuru yerlerde değil, banyoda fayans yapıştırırken, mutfakta bir şeyi tamir ederken, hatta dışarıda yağmur altında bile rahatlıkla kullanabiliriz. Düşünsenize, bir kamp çadırını tamir etmek için kullanabiliriz veya bir botun yırtığını onarabiliriz. Bu sayede, ürünün değeri ve kullanım alanı kat kat artar. Böylece, güçlü olması kadar, her koşulda dayanıklı olması da sağlanmış olur. Bu, yapıştırıcının en büyük eksiğini ortadan kaldıracağı için çok etkili ve yeterli bir çözümdür.
2. ANLATALIM
a. Doğadaki canlıların usta oldukları özellikleri düşününüz. Canlıların bu özelliklerine uygun çeşitli meslekleri yerine getirdiği bir iş hanı hayal ediniz. Aşağıdaki sorular ve örnekten hareketle bu iş hanını tanıtan bir konuşma yapınız.
Önce bize verilen örneği okuyalım:
“Kantaron Hanım’ın Eczanesi”. Kantaron bitkisi, bir telefon kadar uzağınızda! Yaraları hızla iyileştiren Kantaron Hanım, karşılığında eczanesindeki çalışmalarda kullanmak üzere bir avuç toprak almaktadır.
Şimdi de bize sorulan soruları cevaplayarak kendi iş hanımızı tanıtalım.
Adım 1: Canlıların özelliklerini ve yapabilecekleri meslekleri düşünelim.
Doğada birçok hayvanın ve bitkinin kendine özgü yetenekleri var, değil mi? Mesela:
- Arılar bal yapar, çiçekleri polenler.
- Örümcekler çok sağlam ağlar örer.
- Kunduzlar ağaç keser, barajlar yapar.
- Karıncalar çok çalışkandır, ağır yükleri taşır.
- Ağaçkakanlar ağaçları oyar, böcekleri bulur.
- Yunuslar çok zekidir, sesleriyle iletişim kurar.
Adım 2: Bu canlıların mesleklerini belirleyelim.
Haydi gelin, “Doğa Dostları İş Hanı”mızı kuralım ve hangi canlı ne iş yapar, bir hayal edelim:
- Arı Vız Vız Amca: “Bal ve Polen Dükkânı” işletir. En doğal ve lezzetli balları üretir, ayrıca bahçelerinizi polenleyerek daha verimli olmalarını sağlar.
- Örümcek Hanım: “İpek Dokuma Atölyesi”nde çalışır. En hafif, en sağlam ve en esnek ipek kumaşları dokur. Paraşütler, hafif çadırlar için ondan sipariş alırlar.
- Kunduz Usta: “Su İnşaatları Şirketi”nin sahibidir. Akarsulara küçük barajlar, su değirmenleri ve su kenarı evleri inşa eder.
- Karınca Kardeşler: “Taşıma ve Depolama Hizmetleri” sunar. En ağır yükleri bile ekip çalışmasıyla bir yerden başka bir yere taşır, sonra da düzenli bir şekilde depolar.
- Ağaçkakan Doktor: “Ağaç Hastanesi”nde görev yapar. Ağaçların içindeki zararlı böcekleri bulup çıkarır, ağaçların sağlıklı kalmasına yardımcı olur.
Adım 3: Bu canlıların meslektaşı insanlardan farkını düşünelim.
Peki, bu canlılar kendi meslektaşları olan insanlardan nasıl farklı olurdu?
- İnsanlar işlerini yaparken genellikle makine ve aletlere ihtiyaç duyarlar, ama bizim Doğa Dostları İş Hanı’ndaki canlılar, kendi doğal yeteneklerini kullanırdı. Mesela Kunduz Usta, kepçe yerine dişlerini ve pençelerini kullanır, Örümcek Hanım dokuma tezgahı yerine kendi ipeğini kullanırdı.
- Onlar, doğayla daha uyumlu ve çevreye zarar vermeden çalışırlardı. İnsanların bazen çevreye verdiği zararı onlar asla vermezdi.
- Belki de işlerini daha hızlı ve doğal bir şekilde yaparlardı. Bir arının bal yapma hızıyla, bir insanın bal yapma hızı aynı olmazdı.
Adım 4: İş hanında ödemelerin nasıl yapılacağını belirleyelim.
Örnekte Kantaron Hanım’ın toprak aldığını gördük. Bizim iş hanımızda da ödemeler farklı şekillerde yapılabilirdi:
- Takas: Canlılar, yaptıkları iş karşılığında kendilerine faydalı olan başka şeyler alabilirlerdi. Mesela, Arı Vız Vız Amca bal karşılığında en güzel çiçeklerin polenini isteyebilir.
- Doğal Kaynaklar: Kunduz Usta yaptığı baraj karşılığında ağaç dalları veya yapraklar alabilir. Karınca Kardeşler taşıdıkları yük karşılığında tohum veya yiyecek parçaları alabilir.
- Hizmet Karşılığı Hizmet: Belki de bir canlı, başka bir canlının hizmetine ihtiyaç duyduğunda, kendi hizmetiyle ödeme yapardı. Örneğin, Ağaçkakan Doktor’un hasta ağacını Kunduz Usta tamir ederse, Kunduz Usta’nın yuvasına zararlı böcekleri temizleyerek ödeme yapabilir.
Sonuç:
Sevgili arkadaşlar, “Doğa Dostları İş Hanı”mız, canlıların doğal yeteneklerini kullanarak mesleklerini icra ettikleri harika bir yer olurdu. Arı Vız Vız Amca bal satar, Örümcek Hanım ipek dokur, Kunduz Usta inşaatlar yapar, Karınca Kardeşler taşıma işlerini halleder ve Ağaçkakan Doktor ağaçları tedavi ederdi. Bu canlılar, insanlardan farklı olarak işlerini tamamen doğal yöntemlerle ve çevreye zarar vermeden yaparlardı. Ödemeler ise genellikle takas usulüyle veya işe yarayan doğal malzemelerle yapılırdı. Bu han, doğanın gücünü ve uyumunu gözler önüne seren eşsiz bir yer olurdu!