6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 52
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmenin. Bugün sana gönderilen görseldeki soruları birlikte analiz edip, adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, her şeyi en anlaşılır şekilde açıklayacağım. Hazırsan başlayalım!
5. ANLAYALIM
Bu bölümde, daha önce izlediğimiz bir içerikteki komik, yani mizahi ögeleri hatırlayıp, bu ögelerin bizde uyandırdığı duygulara göre uygun emojilerle eşleştirmemiz isteniyor. Hadi bakalım, hangi durum seni nasıl güldürmüş, bir düşünelim.
a. İzlediğiniz içerikte yer alan mizahi ögelerden bazıları aşağıda verilmiştir. Bu ögelerin bulunduğu sahneleri anımsayınız. Sahnelerin sizde uyandırdığı mizahi etkiyi düşünerek ifadeleri uygun emojilerle eşleştiriniz.
Burada üç farklı komik durum ve üç farklı emoji var. Her bir durumu, sana en uygun gelen emojiyle eşleştireceğiz.
Adım 1: İlk duruma bakalım.
Mors alfabesindeki kısa, uzun sinyallerden bir melodi oluşturulması
Mors alfabesi aslında haberleşmek için kullanılan bir kodlama sistemi, değil mi? Ama birisi bu sinyallerden bir müzik, bir melodi oluşturmaya çalışırsa, bu biraz beklenmedik ve yaratıcı bir durum olur. Belki çok kahkaha attırmaz ama yüzünde hoş bir gülümseme oluşturur, değil mi? Bu yüzden en uygun emoji:
- 😊
Adım 2: İkinci duruma geçelim.
Pembetüy’ün güvercininin çevrim içi olmasına rağmen Pembetüy’den haber gelmemesi
Şimdi düşünelim, güvercinler eskiden haber taşımak için kullanılırdı. “Çevrim içi” olmak ise günümüzdeki internet diliyle alakalı. Güvercinin “çevrim içi” olması, ama yine de haber gelmemesi, hem çok çağdaş bir espri hem de biraz ironik bir durum. Yani, “yaşasın modern teknoloji ama yine de bir işe yaramıyor” gibi bir durum. Bu durum bizi hem güldürür hem de hafiften bir “ah be!” dedirtir. Bu yüzden en uygun emoji:
- 😆
Adım 3: Son duruma bakalım.
Dumanla haberleşirken perdelerin sararması
Dumanla haberleşmek de çok eski bir yöntem. Ama bunu yaparken perdelerin sararması… Bu durum, olayın beklenmedik ve komik bir sonucu. Muhtemelen dumanı içeride yakmışlar ve perdeler de kirlenmiş. Bu tip durumlar genellikle bizi yüksek sesle güldürür, hatta belki gözlerimizden yaş gelir. Bu yüzden en uygun emoji:
- 😂
Sonuç:
- Mors alfabesindeki kısa, uzun sinyallerden bir melodi oluşturulması ➡️ 😊
- Pembetüy’ün güvercininin çevrim içi olmasına rağmen Pembetüy’den haber gelmemesi ➡️ 😆
- Dumanla haberleşirken perdelerin sararması ➡️ 😂
b. Bu mizahi ifadeler olmasa anlatımda nasıl bir değişiklik olurdu? Açıklayınız.
Sevgili öğrencim, mizahi ifadeler, yani komik unsurlar bir hikayeyi ya da bir anlatımı çok daha eğlenceli, akılda kalıcı ve canlı yapar. Tıpkı bir yemeğe baharat katmak gibi düşün. Baharatlar yemeğe lezzet katar, değil mi?
Adım 1: Mizahın görevini düşünelim.
Eğer bir anlatımda hiç komik öge olmasaydı, o anlatım büyük ihtimalle çok sıkıcı, tekdüze ve ciddi olurdu. İnsanların dikkatini çekmek, onları güldürmek veya düşündürmek daha zor olurdu.
Adım 2: Mizahın etkilerini değerlendirelim.
Mizah, metni canlandırır, okuyucunun veya dinleyicinin ilgisini ayakta tutar. Aynı zamanda bazen önemli mesajları daha kolay anlaşılır hale getirir, hatta bazı eleştirileri bile daha yumuşak bir dille yapmaya yardımcı olur. Komik bir anı daha kolay hatırlarız, değil mi?
Sonuç:
Bu mizahi ifadeler olmasaydı, anlatım daha ciddi, daha düz ve daha az akılda kalıcı olurdu. Okuyucu veya dinleyici hikayeyi takip etmekte zorlanabilir, hatta sıkılabilirdi. Mizah, anlatıma neşe, renk ve derinlik katarak onu daha etkili hale getirir.
—
1. ANLATALIM
Şimdi sıra geldi bu etkinliğe! Burada bizden sınıfımızda sıkça kullandığımız ifadelerden ikisini seçip, beden dilimizi kullanarak arkadaşlarımızın ve öğretmenimizin anlayabileceği bir “kodlama” yani bir nevi işaret dili oluşturmamız isteniyor. Sonra da bu kodlamaları sınıfta nasıl paylaşacağımız anlatılmış. Hadi bunu da adım adım inceleyelim.
Adım 1: Sık kullanılan iki ifade seç.
Önce sınıfımızda en çok kullandığımız, belki her gün birkaç kez duyduğumuz cümleleri düşünelim. Mesela, “Söz alabilir miyim?”, “Anlamadım”, “Tekrar eder misiniz?”, “Evet”, “Hayır”, “Tamam”, “Yardımcı olabilir misin?” gibi ifadeler olabilir. Bu ifadelerden en çok işine yarayacağını düşündüğün iki tanesini seçmelisin.
Örnek: Ben “Söz alabilir miyim?” ve “Anlamadım” ifadelerini seçtim diyelim.
Adım 2: Beden diliyle kodlama oluştur.
Şimdi seçtiğin bu ifadeler için öyle bir hareket, öyle bir yüz ifadesi veya duruş bul ki, hiç konuşmadan o ifadeyi anlatabilesin. Unutma, bu kodlamayı herkesin kolayca anlayabilmesi önemli. Yani çok karmaşık olmamalı.
- “Söz alabilir miyim?” için ne yapabiliriz? Genellikle elimizi kaldırırız, değil mi? Belki elimizi kaldırmakla birlikte parmağımızı da hafifçe havada sallayabiliriz.
- “Anlamadım” için ne yapabiliriz? Kaşlarımızı çatabilir, omuzlarımızı hafifçe kaldırabilir, avuç içlerimizi yukarı çevirip “ne yapayım şimdi?” der gibi bir ifade takınabiliriz.
Adım 3: Kodlamanı sınıfta paylaşmaya hazırlan.
Görseldeki yönergeler bize nasıl paylaşacağımızı anlatıyor:
Yönerge 1: “Sınıfınızı bir konuşma mekânı olarak düşününüz, kodlamanızın özelliklerini göz önüne alarak sınıfınızın en uygun yerini seçiniz. Örneğin kodlamanız söz almak ile ilgiliyse sıranızda kalınız.”
Bu ne demek? Eğer kodlaman “söz almak” gibi oturduğun yerden yapabileceğin bir şeyse, yerinden kalkmana gerek yok, sıranın başında kalabilirsin. Ama belki daha büyük bir hareket gerektiren bir kodlama yaptın, o zaman sınıfın ortasına ya da tahtanın önüne geçmen gerekebilir. Kodlamanın özelliğine göre yerini belirle.
Yönerge 2: “Kodlamanızın anlamına uygun bir yüz ifadesi kullanınız.”
Yüz ifadeleri beden dilinin çok önemli bir parçasıdır. “Söz alabilir miyim?” derken ciddi mi durursun, yoksa hafifçe gülümser misin? “Anlamadım” derken şaşkın mı, üzgün mü, yoksa meraklı mı bakarsın? Yüz ifaden, kodlamanın anlamını daha da güçlendirmeli.
Yönerge 3: “Önce kodlamanızı gösteriniz. Bu sırada arkadaşlarınızla göz teması kurmaya; baş, el, kol ve bacaklarınızın duruşunu doğru konumlandırmaya dikkat ediniz.”
Kodlamanı yaparken kendine güvenli durmalısın. Arkadaşlarının gözlerinin içine bakarak, tüm vücudunla ne anlatmak istediğini göstermelisin. Kolların, ellerin, başın ve bacakların, yapmak istediğin hareketi en iyi şekilde desteklemeli. Mesela “Anlamadım” kodlamanı yaparken kollarını çapraz bağlayıp somurtmak, mesajını daha net iletir.
Yönerge 4: “Kodlamanızın hangi ifadeyi karşıladığını söylemeden önce tahmin etmeleri için arkadaşlarınıza zaman tanıyınız.”
En eğlenceli kısım! Kodlamanı gösterdikten sonra hemen ne anlama geldiğini söyleme. Arkadaşlarına biraz süre ver ki tahmin etmeye çalışsınlar. Bakalım kimler senin ne demek istediğini anlayabilecek? Bu, hem bir oyun hem de senin kodlamanın ne kadar anlaşılır olduğunu gösteren güzel bir geri bildirim olur.
İşte bu kadar! Bu adımları takip ederek kendi sınıf kodlamalarını oluşturabilir ve arkadaşlarınla eğlenceli bir şekilde paylaşabilirsin. Bu sayede hem beden dilini daha iyi kullanmayı öğrenirsin hem de sınıf içinde farklı bir iletişim şekli geliştirmiş olursun. Harika bir etkinlik, değil mi?