6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 32
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersinde çok keyifli ve düşünmeye sevk eden konularla karşı karşıyayız. Şimdi sana gönderdiğin görseldeki soruları adım adım, senin anlayabileceğin bir dille açıklayarak çözelim. Hazır mısın?
2. ANLATALIM
Soru a) Aşağıdaki örnek olayı okuyunuz. Kardeşlerden hangisinin haklı olduğuna karar veriniz ve haklı olan kardeşin hangisi olduğunu küçük bir kâğıda yazınız.
Affan dede çocukluğunda oynadığı topacı torunlarına getirmiştir. Ancak kardeşler topaçla tek başına oynamak istemektedir. Küçük kardeş “Küçük olduğum için ben almalıyım.” derken büyük kardeş “Benim olmalı çünkü ben büyüğüm.” diye ısrar etmektedir.
Merhaba canım öğrencim, bu çok güzel bir problem. Hayatta sıkça karşımıza çıkan bir durum aslında. Gel seninle bunu bir düşünelim:
Çözüm:
Adım 1: Öncelikle, her iki kardeşin de kendi yaşlarını bir gerekçe olarak öne sürmesi sence de biraz bencilce değil mi? Küçük kardeş “Ben küçüğüm” diyor, büyük kardeş “Ben büyüğüm” diyor. İkisi de topacın sadece kendisinin olmasını istiyor. Ama bir oyuncak, hele ki dedelerinin hatırası bir oyuncak, sadece bir kişiye ait olmamalı, değil mi?
Adım 2: Burada önemli olan, kimin daha haklı olduğu değil, adil bir çözüm bulmak. Düşün ki, bir arkadaşınla aynı kalemi kullanmak istiyorsunuz. Biri “Benim olmalı çünkü ben daha önce istedim” derken, diğeri “Hayır, benim olmalı çünkü ben daha çok ihtiyacım var” dese, bu bir anlaşmazlığa yol açar. Önemli olan, ikinizin de o kalemden faydalanabilmesi, değil mi?
Adım 3: Bu durumda, ne küçük kardeş ne de büyük kardeş tek başına haklıdır. Çünkü her ikisi de sadece kendi isteklerini düşünüyor. Gerçek haklılık, paylaşmakta ve karşılıklı anlayıştadır. Belki sırayla oynayabilirler, ya da birlikte oynayabilecekleri bir yol bulabilirler. Önemli olan, kimin daha büyük ya da daha küçük olduğunun değil, birlikte güzel vakit geçirebilmenin ve paylaşabilmenin değerli olduğudur.
Sonuç: Bu durumda, ne küçük kardeş ne de büyük kardeş tek başına haklı değildir. Haklı olan, topacı paylaşmayı ya da sırayla oynamayı teklif eden kişi olurdu. Çünkü paylaşmak, arkadaşlık ve kardeşlik bağlarını güçlendirir, haksızlığı ortadan kaldırır.
Soru b) Sınıfta dolaşmaya başlayınız, bu sırada görüşünü merak ettiğiniz arkadaşlarınızı seçip birbirinize kâğıtlarınızı gösteriniz ve niçin böyle düşündüğünüzü açıklayınız. Varsa sorunuzu sorunuz, sorularınızı cevaplandıktan sonra sınıfta yeniden dolaşmaya devam ediniz.
Çözüm: Canım öğrencim, bu madde aslında bir sınıf içi etkinlik. Yani senin arkadaşlarınla fikir alışverişi yapmanı, onların ne düşündüğünü öğrenmeni ve kendi fikirlerini onlara anlatmanı istiyor. Bu sayede farklı bakış açılarını göreceksin ve belki de kendi düşünceni bile geliştireceksin. Bu tür etkinlikler, hem fikirlerini ifade etme becerini hem de başkalarını dinleme ve anlama becerini geliştirir. Ne güzel bir çalışma, değil mi?
Soru c) Arkadaşınızın görüşlerinden doğru olduğunu düşündüklerinizi kabul ediniz. Tutarsız ve geçersiz olduğunu düşündüğünüz görüşlerin ise yanlışlığını ortaya koyunuz. Etkinliği öğretmeninizin uygun gördüğü süre boyunca devam ettiriniz.
Çözüm: Bu madde de yine sınıf içinde yapacağın bir aktivite. Yani, arkadaşlarınla konuştuktan sonra, onların söylediklerinden sana mantıklı gelenleri benimsemeni, ama sana yanlış ya da tutarsız gelenleri de nazikçe açıklayarak düzeltmeni istiyor. Unutma, önemli olan kimin haklı çıktığı değil, doğru bilgiye ve doğru düşünceye ulaşmaktır. Bunu yaparken saygılı olmayı ve kimseyi kırmamayı unutma olur mu? Öğretmenin bu etkinlik için sana yeterli zamanı verecektir.
3. ANLATALIM
Soru a) Günlük yaşamınızda şahit olduğunuz hitap şekillerini (iki öğretmen, esnaf ve müşteri, akrabalar, arkadaşlar arasında vs.) belirleyip defterinize yazınız.
Çözüm: Haydi günlük hayatta insanlara nasıl seslendiğimizi veya başkalarının birbirine nasıl seslendiğini bir düşünelim. Çok farklı hitap şekilleri var, değil mi?
İşte sana birkaç örnek:
- Öğretmenler arasında: “Hocam”, “Sayın Müdürüm”, “Ayşe Öğretmenim”, “Mehmet Bey”
- Esnaf ve müşteri arasında: “Beyefendi”, “Hanımefendi”, “Buyurun ablacım/ağabeyciğim”, “Usta”, “Kardeşim”
- Akrabalar arasında: “Anneciğim”, “Babacığım”, “Amca”, “Teyze”, “Dayı”, “Hala”, “Canım kardeşim”, “Yeğenim”
- Arkadaşlar arasında: “Canım”, “Dostum”, “Kanka”, “Arkadaşım”, “Adıyla hitap etme (Ayşe, Can)”
- Resmi durumlarda: “Sayın Valim”, “Değerli Katılımcılar”
- Genel olarak tanımadığımız kişilere: “Pardon bakar mısınız?”, “Affedersiniz”, “Hemşerim”
Gördüğün gibi, bir sürü farklı hitap şekli var. Bunları defterine yazabilirsin.
Soru b) Aşağıdaki şekli inceleyiniz. Etkinliğin “a” maddesinde belirlediğiniz hitap ifadelerini bu şekildeki alanların özelliklerine göre defterinizde sınıflandırınız.
Şekilde verilen alanların özellikleri:
- Özel Alan: Aile bireylerimiz
- Kişisel Alan: Yakın arkadaşlarımız vb.
- Sosyal Alan: Öğretmenlerimiz, komşularımız vb.
- Ortak Alan: Tanımadığımız ama günlük yaşamda karşılaştığımız diğer kişiler vb.
Çözüm: Şimdi “a” şıkkında yazdığımız hitap şekillerini, bu alanlara göre sınıflandıralım. Bakalım kimlere nasıl hitap ediyoruz ve bu hitaplar hangi alana giriyor?
Adım 1: İlk olarak, her bir alanın kimleri kapsadığını ve nasıl bir ilişkiyi ifade ettiğini iyice anlayalım.
- Özel Alan: En yakınlarımız, yani ailemiz. Onlarla aramızda çok samimi bir bağ vardır.
- Kişisel Alan: Ailemizden sonra en yakın hissettiklerimiz, yani çok sevdiğimiz ve güvendiğimiz arkadaşlarımız.
- Sosyal Alan: Okulda, mahallede, çevremizde sıkça gördüğümüz ama özel ya da kişisel alana girmeyen kişiler. Öğretmenlerimiz, komşularımız gibi. Onlarla daha resmi ama yine de sıcak bir ilişkimiz olabilir.
- Ortak Alan: Hiç tanımadığımız, belki bir kez görüp bir daha görmeyeceğimiz kişiler. Otobüste, markette, sokakta karşılaştıklarımız. Onlarla olan iletişimimiz daha mesafeli ve genel olur.
Adım 2: Şimdi “a” şıkkındaki örnekleri bu alanlara yerleştirelim:
- Özel Alan (Aile bireylerimiz):
- Anneciğim
- Babacığım
- Canım kardeşim
- Amca, Teyze, Dayı, Hala (yakın akrabalar için)
- Kişisel Alan (Yakın arkadaşlarımız vb.):
- Canım
- Dostum
- Kanka
- Adıyla hitap etme (Ayşe, Can)
- Sosyal Alan (Öğretmenlerimiz, komşularımız vb.):
- Hocam
- Sayın Müdürüm
- Ayşe Öğretmenim
- Mehmet Bey
- Ablacım/Ağabeyciğim (komşulara veya esnafa)
- Usta (esnafa)
- Komşu Teyze/Amca
- Ortak Alan (Tanımadığımız ama günlük yaşamda karşılaştığımız diğer kişiler vb.):
- Beyefendi
- Hanımefendi
- Pardon bakar mısınız?
- Affedersiniz
- Sayın Yolcu (otobüslerde anons gibi)
Sonuç: Gördüğün gibi, kime nasıl hitap ettiğimiz, o kişiyle aramızdaki ilişkinin yakınlığına göre değişiyor. Bu sınıflandırma, sosyal çevremizdeki iletişim kurallarını daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Soru c) Sınıflandırmanızdan hareketle bir konuşma yapınız. Konuşmanızı grafik, tablo, şekil, görsel vb. ile de destekleyebilirsiniz.
Çözüm: Bu da tıpkı 2.b ve 2.c maddeleri gibi bir sınıf içi etkinlik, sevgili öğrencim. Yani senin bu yaptığımız sınıflandırmadan yola çıkarak arkadaşlarına bir konuşma yapmanı istiyor. Konuşmanda, hitap şekillerinin neden önemli olduğunu, farklı alanlardaki insanlara neden farklı şekillerde hitap ettiğimizi anlatabilirsin. Hatta bu konuşmanı, çizdiğin küçük bir tabloyla ya da sembollerle destekleyerek daha etkileyici hale getirebilirsin. Mesela, Özel Alan için bir kalp çizip, Ortak Alan için bir el sıkışma sembolü kullanabilirsin. Unutma, konuşma yaparken kendini rahat hissetmek ve düşündüklerini açıkça ifade etmek çok önemli!
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur. Her zaman aklına takılan bir şey olursa bana sorabilirsin. Başarılar dilerim!