6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 138
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin 6. sınıf Türkçe öğretmeniniz. Bugünkü dersimizde önünüzdeki kitaptaki çok ilginç soruları hep birlikte çözeceğiz. Unutmayın, her sorunun bir cevabı vardır ve biz o cevabı bulmak için adım adım ilerleyeceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
3. ANLATALIM
a) Aşağıdaki metni okuyup görselini inceleyiniz.
Sevgili çocuklar, bu kısımda bize “DÜNYANIN EN ESKİ OYUNCAĞI MI?” başlıklı bir metin verilmiş. Önce bu metni dikkatlice okuyalım ve yanındaki eski oyuncağın görselini inceleyelim. Metinde Kayseri’deki Kültepe antik kentinde yapılan kazılarda dört bin yıl öncesine ait bir çıngırak bulunduğu anlatılıyor. Araştırmacılar bunun bilinen en eski oyuncak olabileceğini düşünüyorlarmış. Ne kadar heyecan verici, değil mi? Binlerce yıl öncesinden bize ulaşan bir oyuncak!
b) Dört bin yıl önce yaşadığınızı ve görseldeki oyuncağın size ait olduğunu düşününüz. Bu oyuncağın hikâyesini (kimin yaptığını, kaç yaşında oynadığınızı, oyuncağın aslında renkli olup olmadığını, kardeşinize verip vermediğinizi vb.) anlattığınız bir konuşma yapınız. Konuşmanızda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanınız.
Şimdi hayal gücümüzü kullanma zamanı! Düşünsenize, dört bin yıl önce yaşamış küçük bir çocuksunuz ve bu çıngırak sizin en sevdiğiniz oyuncağınız. Nasıl bir hikâyesi olurdu acaba? Gelin, ben sizin yerinize örnek bir konuşma yapayım. Siz de kendi konuşmanızı bu şekilde hazırlayabilirsiniz.
Adım 1: Konuşmaya başlarken dinleyicilerin dikkatini çekecek bir giriş yapın.
Adım 2: Oyuncağın size nasıl ulaştığını, kimin yaptığını anlatın.
Adım 3: Oyuncağın özelliklerini, onunla neler yaptığınızı, varsa renklerini ve hissettiklerinizi dile getirin.
Adım 4: Oyuncağı birine verip vermediğinizi veya saklayıp saklamadığınızı belirtin.
Adım 5: Konuşmayı bir sonuç cümlesiyle bitirin.
Şimdi örnek konuşmamıza geçelim:
“Sevgili arkadaşlar, bugün sizlere çok özel, hatta büyülü bir nesneden bahsetmek istiyorum. Elime bakın! Bu, gördüğünüz gibi eski bir çıngırak. Ama bu çıngırak, sıradan bir oyuncak değil. Tam dört bin yıl önce, küçük bir kız çocuğu olan bana aitti.
Hatırlıyorum da, bunu bana babam yapmıştı. Kil topraktan özenle şekillendirmiş, içine de dere kenarından topladığımız minik çakıl taşlarını koymuştu. Sonra da güneşte iyice kuruması için bırakmıştı. Kuruduğunda aslında rengi toprak rengiydi ama ben hayalimde onu rengârenk görüyordum. Her salladığımda çıkan o tıkır tıkır ses, benim için dünyanın en güzel müziğiydi.
Ben bu çıngırakla saatlerce oynardım. Bazen bebeklerimi uyutur, bazen de köydeki diğer çocuklarla saklambaç oynarken saklandığım yerde sessizce sallardım. Ancak, en çok da annem tarlada çalışırken, beni oyalaması için kullanırdım. O benim en yakın arkadaşımdı diyebilirim.
Bir gün, küçük kardeşim doğduğunda, annem bu çıngırağı ona vermemi istedi. İlk başta çok üzülmüştüm, çünkü o benim en kıymetlimdi. Fakat, kardeşimin o minik elleriyle çıngırağı sallayıp gülümsediğini görünce, ben de çok mutlu oldum. Artık bu oyuncak, bizim ailemizin sevgi ve oyun dolu anılarının bir parçası olmuştu.
Kim bilebilirdi ki, binlerce yıl sonra bu çıngırağın toprağın altından çıkıp, bugün sizin karşınızda bana ait bir hikâyeyi anlatacağını? İşte bu, benim dört bin yıl öncesinden gelen küçük sırrım ve en sevdiğim oyuncağımın hikâyesiydi. Teşekkür ederim.”
4. ANLATALIM
S. 131 a) “Gelecek Derse Hazırlanalım” bölümünde yaptığınız “arkeoloji ile ilişkili meslekler ve bu mesleklerin aranan özellikleri” konulu araştırmanızda hangi kaynak ya da kaynaklardan yararlandığınızı işaretleyiniz. Seçimlerinizin gerekçesini söyleyiniz.
Şimdi de hayali bir araştırma yaptığımızı düşünelim. “Arkeoloji ile ilişkili meslekler” konusunu araştırırken hangi kaynakları kullanırdık? Hadi işaretleyelim ve nedenlerini açıklayalım:
-
Basılı kaynaklar
Gerekçesi: Ders kitaplarımızda, ansiklopedilerde veya kütüphanelerdeki arkeolojiyle ilgili kitaplarda bu konuda çok değerli bilgiler bulabiliriz. Basılı kaynaklar, bilgiyi daha düzenli ve güvenilir bir şekilde sunar. Ayrıca, okuduğumuz bilgilerin doğruluğundan daha emin olabiliriz.
-
Dijital kaynaklar
Gerekçesi: İnternet, günümüzde bilgiye ulaşmanın en hızlı yollarından biri. Güvenilir web siteleri (örneğin, üniversitelerin veya müzelerin sayfaları), çevrimiçi ansiklopediler veya belgeseller aracılığıyla arkeologların yaptıkları işleri, hangi mesleklerin bu alanla ilgili olduğunu ve bu meslekleri yapan kişilerin özelliklerini öğrenebiliriz. Görsel ve işitsel materyaller sayesinde konuyu daha iyi anlayabiliriz.
-
Uzman görüşü/görüşme
Gerekçesi: Eğer bir arkeolog veya tarih öğretmeniyle konuşma şansımız olsaydı, onlardan birinci elden, yani doğrudan ve en doğru bilgileri alabilirdik. Bir uzmanın kendi deneyimlerini anlatması, konuyu daha canlı ve anlaşılır kılar. Bu tür bir görüşme, bize meslekleri ve özelliklerini çok daha iyi kavratırdı.
- Diğer:
b) Araştırmanız sonucu edindiğiniz bilgilerden hareketle bir yazı planlayınız. Yazınızı planlarken amacınıza uygun çoklu ortam ögelerini ve bunların işlevlerini belirleyip aşağıya yazınız.
Araştırmamızı yaptık, şimdi öğrendiklerimizle bir yazı hazırlayalım. Bu yazıyı daha ilgi çekici hale getirmek için çoklu ortam ögeleri kullanabiliriz. İşte size bir plan:
Adım 1: Yazının konusunu ve ana fikrini belirleyin.
Adım 2: Yazının bölümlerini (giriş, gelişme, sonuç) planlayın.
Adım 3: Her bölümde hangi bilgileri vereceğinizi ve hangi çoklu ortam ögelerini kullanacağınızı düşünün.
Adım 4: Çoklu ortam ögelerinin işlevlerini açıklayın.
Yazı Planı ve Çoklu Ortam Ögeleri:
- Yazının Başlığı: “Geçmişin İzini Sürenler: Arkeologlar ve Meslektaşları”
-
Giriş: Arkeolojinin ne olduğunu kısaca açıkla, geçmişi anlamanın önemine değin.
-
Çoklu Ortam Ögesi: Antik bir kazı alanının veya tarihi bir eserin (örneğin, metindeki çıngırak) fotoğrafı.
İşlevi: Okuyucunun dikkatini çekmek, konuya görsel bir başlangıç yapmak ve arkeolojinin ne kadar eski ve değerli şeylerle ilgilendiğini göstermek.
-
-
Gelişme: Arkeolojiyle ilişkili meslekleri (arkeolog, restoratör, epigraf vb.) ve her birinin görevlerini açıkla. Bu meslekleri yapan kişilerin sahip olması gereken özellikleri (sabır, dikkat, merak, araştırma ruhu vb.) vurgula.
-
Çoklu Ortam Ögesi: Farklı arkeolojik çalışma alanlarından (kazı, laboratuvar, müze) görseller veya kısa bir video kesiti.
İşlevi: Mesleklerin çeşitliliğini ve çalışma ortamlarını göstermek, bilgiyi daha somut ve akılda kalıcı hale getirmek. Videolar, bir arkeoloğun günlük işlerini daha iyi anlatabilir.
-
Çoklu Ortam Ögesi: Bir arkeologun veya restoratörün kullandığı aletlerin (fırça, mala, büyüteç) fotoğrafları.
İşlevi: Mesleklerin inceliklerini ve gerektirdiği özeni vurgulamak.
-
-
Sonuç: Arkeolojinin ve ilişkili mesleklerin insanlık tarihi için önemini özetle. Gelecekte bu mesleklere ilgi duyanlara bir mesaj ver.
-
Çoklu Ortam Ögesi: Bir müzeden genel bir görünüm veya restore edilmiş önemli bir eserin fotoğrafı.
İşlevi: Yapılan çalışmaların sonucunu ve eserlerin korunmasının önemini göstermek, okuyucuda kültürel mirasa saygı uyandırmak.
-
c) Bir A4 kâğıdına belirlediğiniz çoklu ortam ögelerini birbirleriyle tutarlı şekilde kullanarak bilgilendirici bir metin yazınız.
Şimdi de planladığımız gibi, bir A4 kağıdına yazacağımız metni oluşturalım. Hayal edelim ki bu metni hazırladık ve yanına da uygun görselleri ekledik.
Geçmişin İzini Sürenler: Arkeologlar ve Meslektaşları
(Görselin altında: Dört bin yıl öncesine ait bu çıngırak, geçmişin ne kadar değerli ipuçları barındırdığını gösteriyor.)Geçmiş, tıpkı kocaman bir yapboz gibi. Her bir parçası, bize insanlığın nereden geldiğini, nasıl yaşadığını ve neler başardığını anlatır. Bu yapbozun en önemli parçalarını bir araya getiren, onları anlayan ve bizlere sunan kişiler ise arkeologlar ve onların değerli meslektaşlarıdır. Arkeoloji, kısaca, geçmiş medeniyetleri kazılar yoluyla ortaya çıkaran ve inceleyen bir bilim dalıdır. Peki, bu büyüleyici dünyanın içinde başka hangi meslekler yer alır ve bu meslekleri yapanlar hangi özelliklere sahip olmalıdır?
Arkeoloji denilince aklımıza ilk olarak kazı alanlarında çalışan, toprağı ince ince eleyen kişiler gelir. Ancak bu büyük ekibin içinde pek çok farklı uzmanlık alanı bulunur. Örneğin, kazılarda bulunan tarihi eserlerin bozulmadan günümüze ulaşmasını sağlayan restoratörler vardır. Onlar, binlerce yıllık bir çömleği veya heykeli, büyük bir özenle onarır ve ilk günkü haline en yakın şekilde geri getirirler. Restoratörler, sabır ve el becerisi gerektiren hassas bir iş yaparlar.
(Görselin altında: Bir arkeologun hassas çalışmaları için kullandığı fırça, mala ve diğer aletler.)Bir başka önemli meslek de epigraflıktır. Epigraflar, eski yazıtlarda ve taş tabletlerde bulunan yazıları okuyup anlamlandırmaya çalışırlar. Onlar sayesinde, geçmiş medeniyetlerin dillerini, yasalarını, inançlarını ve günlük yaşamlarını öğreniriz. Bu meslek, yoğun bir dil bilgisi ve detaylara dikkat etme yeteneği gerektirir. Ayrıca, bulunan eserlerin yaşını ve türünü belirleyen, onları sınıflandıran arkeologların kendisi de büyük bir titizlik ve bilimsel merakla çalışır. Kazılarda bazen aylarca, hatta yıllarca aynı yerde çalışmak zorunda kalabilirler; bu da azim ve dayanıklılık gerektiren bir özelliktir.
(Görselin altında: Restore edilmiş bir eser, müzede ziyaretçileri bekliyor.)Tüm bu meslekler, geçmişimizi aydınlatmak, kültürel mirasımızı korumak ve gelecek nesillere aktarmak için birlikte çalışırlar. Onlar sayesinde, dört bin yıl önce yaşamış bir çocuğun oyuncağını bile bugün görebiliyor ve hikâyesini öğrenebiliyoruz. Eğer siz de geçmişin gizemlerini çözmeye meraklı, sabırlı ve araştırmayı seven biriyseniz, belki de gelecekte bu heyecan verici mesleklerden birini seçebilirsiniz. Unutmayın, her eser, bize anlatılmayı bekleyen bir hikâye fısıldar.
Metninizi seçki dosyanıza eklemeyi unutmayınız.
İşte bu kadar sevgili öğrencilerim! Gördünüz mü, soruları adım adım takip ederek ve hayal gücümüzü kullanarak ne kadar güzel çözümler ürettik. Umarım bu açıklamalar size yardımcı olmuştur. Dersimiz burada sona eriyor, bir sonraki derste görüşmek üzere!


