6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 93
Merhaba canım 6. Sınıf öğrencilerim! Bugün sizlerle “Bilimin İçinde Doğa Var” adlı metni okuyan iki arkadaşın sohbetini tamamlayacağız. Bu sohbet, doğadaki harika tasarımların bilim insanlarına nasıl ilham verdiğini gösteriyor. Haydi, boşlukları beraber dolduralım ve bilimle doğanın nasıl iç içe olduğunu keşfedelim!
1. Soru:
Arkadaş 1: Bu yazıyı okuyunca çok şaşırdım! Doğa harika bir şey ama gerçekten bir robot planör albatros gibi uçabilir mi? Albatroslar kanatlarını çırpmadan süzülebiliyor çünkü onlar albatros! Bizim zavallı robotlar rüzgârdan nasıl bu kadar iyi faydalanacak?
Arkadaş 2: Sen albatroslara fazla güveniyorsun ama bilim insanları da boş durmuyor. ___________________________________________________________________
Çözüm:
Burada arkadaşın, albatrosların uçuş yeteneğine hayran kaldığını ve robotların bunu nasıl yapabileceğini merak ettiğini görüyoruz. Diğer arkadaş ise bilim insanlarının da çalıştığını söylüyor. Bu durumda, bilim insanlarının albatroslardan ilham alarak robotları geliştirdiğini, yani doğadaki tasarımları taklit ettiğini anlatan bir cümle gelmeli buraya. Bilim insanları, doğadaki canlıların özelliklerini inceleyerek yeni teknolojiler geliştirirler. Bu alana biyomimikri denir.
Adım 1: Arkadaş 1’in şaşkınlığını ve sorusunu anlıyoruz: Robotlar albatros gibi uçabilir mi?
Adım 2: Arkadaş 2’nin cevabının başlangıcına bakıyoruz: “bilim insanları da boş durmuyor.” Bu, bilim insanlarının bu konuda çalıştığı anlamına geliyor.
Adım 3: Konuşmanın genel bağlamı “Bilimin İçinde Doğa Var” olduğu için, bilim insanlarının doğadan ilham aldığını söyleyen bir cümle buraya çok yakışır.
Sonuç:
Arkadaş 2: Sen albatroslara fazla güveniyorsun ama bilim insanları da boş durmuyor. Onlar da albatrosların bu harika uçuş tekniğini robotlara uygulamak için çalışıyorlar.
2. Soru:
Arkadaş 1: Peki, kuşlar mühendis olabilir mi?
___________________________________________________________________
Çözüm:
Arkadaşın bu sorusu biraz düşündürücü, değil mi? Kuşlar elbette bizim gibi diploma alıp mühendis olamazlar. Ama doğada öyle harika yapılar, öyle kusursuz tasarımlar var ki, sanki bir mühendis tarafından yapılmış gibi duruyorlar. İşte bilim insanları da bu “doğa mühendisliğini” inceliyor ve ondan dersler çıkarıyorlar. Onların kanat yapıları, yuvaları, uçuş teknikleri adeta birer mühendislik harikasıdır.
Adım 1: Arkadaş 1’in sorusunu değerlendiriyoruz: “Kuşlar mühendis olabilir mi?” Bu, doğanın mükemmel tasarımlarına bir gönderme.
Adım 2: Bir önceki cevapta bilim insanlarının doğadan ilham aldığı konuşuluyordu. Bu sorunun cevabı da bu ilham alma sürecini derinleştirmeli.
Adım 3: Kuşlar doğrudan mühendis olmasa da, onların yaptığı yuvalar, uçuş teknikleri, kanat yapıları sanki bir mühendis tarafından tasarlanmış gibi mükemmeldir. Bilim insanları da bu mükemmelliği taklit etmeye çalışır.
Sonuç:
Arkadaş 2: Aslında bir bakıma öyle! Doğanın ve canlıların tasarımları o kadar kusursuz ki, bilim insanları onları inceleyip yeni icatlar yapıyor. Buna biyomimikri, yani biyo-taklit deniyor.
3. Soru:
Arkadaş 1: Tamam, belki kuşları taklit edebiliyoruz. Ama balinaların yüzgeçlerindeki tümsekleri rüzgâr türbinlerine koymak da neyin nesi? Su ve hava aynı şey mi?
Arkadaş 2: Biraz kapsamlı düşün, su ve hava ikisi de akışkan. Yani suyun içinde işe yarayan bir şey, ___________________________________________________________________
Çözüm:
Arkadaş 1 haklı, ilk başta su ve hava çok farklı görünebilir. Ama Arkadaş 2’nin dediği gibi, ikisi de “akışkan”. Yani her ikisi de hareket edebilir, akabilir. Bir şeyin suyun içinde sürtünmeyi azaltması veya hareketi kolaylaştırması için tasarlanmış bir özelliği, benzer prensiplerle hava içinde de işe yarayabilir. Balina yüzgeçlerindeki tümsekler, suyun akışını daha düzenli hale getirerek balinanın daha az enerji harcamasını sağlıyor. Rüzgar türbinlerinde de hava akışını düzenleyerek daha verimli olmasını sağlayabiliriz.
Adım 1: Arkadaş 1’in kafasının karıştığı noktayı anlıyoruz: Su ve havanın farklılığı.
Adım 2: Arkadaş 2’nin verdiği ipucunu değerlendiriyoruz: “su ve hava ikisi de akışkan.” Bu, benzer fiziksel prensiplerle çalıştıkları anlamına geliyor.
Adım 3: Eğer bir tasarım akışkanın içindeki hareketi optimize ediyorsa, su için tasarlanmış bir şeyin hava için de benzer bir etki yaratabileceğini söylemeliyiz.
Sonuç:
Arkadaş 2: Biraz kapsamlı düşün, su ve hava ikisi de akışkan. Yani suyun içinde işe yarayan bir şey, hava içinde de benzer bir etki gösterebilir, akışkanın hareketini daha verimli hale getirebilir.
4. Soru:
Arkadaş 1: Hımmm, fena fikir değil. Peki ya o böceklerden esinlenilen güneş yansıtıcı kaplama? Metne göre bu kaplama, yüzeyi 9 derece serin tutuyormuş. Eğer bu kadar iyiyse neden hâlâ yazları güneşin altında kavruluyoruz?
Arkadaş 2: Cevabı basit: Yeni bir icat hemen her yere yayılmaz. Önce test edilir, ___________________________________________________________________
Çözüm:
Bu çok mantıklı bir soru! Yeni bir buluş hemen her yerde karşımıza çıkmaz. Tıpkı bir yemeğin tarifini bulduktan sonra hemen binlerce kişiye satmaya başlamak gibi değil. Önce küçük denemeler yapılır, sonra daha büyük alanlarda test edilir, eksikleri giderilir, üretimi kolaylaştırılır ve maliyeti düşürülmeye çalışılır. Yani bir süreçten geçer. Bir ürünün yaygınlaşması zaman alır.
Adım 1: Arkadaş 1’in sorusu: İyi bir icat neden hemen yaygınlaşmıyor?
Adım 2: Arkadaş 2’nin cevabının başlangıcı: “Yeni bir icat hemen her yere yayılmaz. Önce test edilir,”. Buradan sonraki adım, test sonrası ne yapıldığı ile ilgili olmalı.
Adım 3: Test edilen bir ürün, eğer başarılı olursa, geliştirilir, üretimi planlanır ve pazara sunulur. Bu adımlar boşluğa uygun düşer.
Sonuç:
Arkadaş 2: Cevabı basit: Yeni bir icat hemen her yere yayılmaz. Önce test edilir, geliştirilir, üretimi kolaylaştırılır ve ancak ondan sonra yaygınlaşmaya başlar.
5. Soru:
Arkadaş 2: Emin ol eğer bu böcek kaplaması işe yarıyorsa yakın zamanda ___________________________________________________________________
hatta belki plaj şemsiyelerinde bile göreceğiz.
Çözüm:
Arkadaş 2, bu kaplamanın gelecekte ne kadar yaygınlaşabileceğini tahmin ediyor. Eğer gerçekten faydalı ve ekonomik bir çözümse, hayatımızın birçok yerinde karşımıza çıkacaktır. Özellikle sıcakla mücadele ettiğimiz her alanda görmek mümkün olabilir. Güneşten korunmak istediğimiz her yerde, binalarda, araçlarda veya giysilerde bu kaplamayı görebiliriz.
Adım 1: Arkadaş 2’nin güvenini görüyoruz: “Emin ol eğer bu böcek kaplaması işe yarıyorsa yakın zamanda…”
Adım 2: Cümlenin devamı “hatta belki plaj şemsiyelerinde bile göreceğiz.” Bu, bu kaplamanın nerelerde kullanılabileceği ve ne kadar yaygınlaşabileceği hakkında bir ipucu veriyor.
Adım 3: Bu kaplama güneş yansıtıcı olduğu için, güneşten korunmak istediğimiz her yerde, binalarda, araçlarda veya giysilerde kullanılabileceğini söyleyebiliriz.
Sonuç:
Arkadaş 2: Emin ol eğer bu böcek kaplaması işe yarıyorsa yakın zamanda binaların dış cephelerinde, arabalarda, hatta belki giysilerimizde bile kullanıldığını,
hatta belki plaj şemsiyelerinde bile göreceğiz.
Evet sevgili öğrencilerim, gördünüz mü? Doğa bize ne kadar çok şey öğretiyor! Bilim insanları da bu dersleri alıp hayatımızı kolaylaştıran harika icatlar yapıyorlar. Unutmayın, etrafımızdaki her şey bir ilham kaynağı olabilir!