6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 53
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Bugün seninle iletişim ve sosyal ilişkiler konulu çok güzel soruları inceleyeceğiz ve birlikte adım adım çözeceğiz. Unutma, her sorunun bir cevabı vardır ve önemli olan, düşünerek, araştırarak o cevaba ulaşmaktır. Hazırsan başlayalım!
2. ANLATALIM
a. “2. ANLAYALIM” etkinliğindeki ana fikrin kodlanma sistemini düşününüz. Toplumca ortak bir karar aldığınızı ve bu kodlama sistemine geçtiğinizi varsayınız.
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden hayal gücümüzü kullanmamızı istiyor. “Kodlanma sistemi” dediğimiz şey aslında bir dili, bir işaretler bütününü veya bilgiyi aktarma biçimini ifade eder. Mesela, şu an konuştuğumuz Türkçe bir kodlama sistemidir. Ya da trafik işaretleri, müzik notaları da birer kodlama sistemidir. Şimdi düşünelim, eğer bütün bir toplum olarak yeni bir kodlama sistemine geçseydik neler olurdu?
Çözüm:
Diyelim ki, toplum olarak yepyeni bir işaret dilini kullanmaya başladık. Bu işaret dili, sadece ellerimizle değil, aynı zamanda vücut hareketlerimiz ve yüz ifadelerimizle de anlam kazanan bir dil olsun. Başlangıçta herkes için zor olurdu, değil mi? Çünkü öğrenmemiz gereken yepyeni kurallar, hareketler ve anlamlar olurdu. Ama zamanla, özellikle çocuklar ve gençler bu yeni dili çok daha hızlı öğrenirlerdi. Okullarda ders olarak okutulur, televizyonlarda bu dilde yayınlar yapılmaya başlanırdı. Eski dillerimiz de unutulmazdı belki ama artık ana iletişim dilimiz bu yeni işaret dili olurdu. Mesela, markette alışveriş yaparken, doktorda derdimizi anlatırken hep bu yeni dili kullanırdık. Başlarda yanlış anlaşılmalar, komik durumlar yaşasak da zamanla alışır ve bu yeni sistemi günlük hayatımıza tamamen entegre ederdik. Özellikle engelli bireyler için iletişim çok daha kolaylaşır, herkes aynı dili konuştuğu için sosyal hayata katılımları artardı. Bu, toplumda büyük bir değişime yol açardı!
b. Tahminlerinizden hareketle kısa bir konuşma yapınız. Tahminlerinizi anlatırken aşağıdaki sorulardan yararlanabilirsiniz.
Şimdi yukarıdaki hayal ettiğimiz senaryoyu temel alarak bir konuşma yapalım. Bakalım, bu yeni kodlama sistemi hayatımızı nasıl etkilerdi?
Çözüm:
Merhaba arkadaşlar!
Bugün sizlerle, toplumumuzun aldığı ortak bir kararla yepyeni bir kodlama sistemine, yani yeni bir işaret diline geçtiğimizi varsayarak ortaya çıkabilecek değişimleri konuşmak istiyorum.
Toplumsal yaşamın hangi alanlarında değişimler olur?
- Bu yeni işaret diliyle birlikte, eğitim sistemimiz baştan aşağı değişirdi. Okullarda çocuklarımıza bu yeni dil öğretilir, sınavlar bu dilde yapılırdı. Hatta belki de ders kitaplarımız tamamen görsel ağırlıklı hale gelirdi.
- İş hayatında da büyük bir dönüşüm yaşanırdı. Toplantılar, sunumlar işaret diliyle yapılır, her iş yerinde bu dili bilen çalışanlar tercih edilirdi.
- Sosyal yaşamda, arkadaşlarımızla, ailemizle iletişim kurma şeklimiz değişirdi. Artık sadece sesli değil, aynı zamanda görsel olarak da kendimizi ifade ederdik. Bu, özellikle farklı kültürlerden gelen insanların birbirini anlamasını kolaylaştırırdı.
- Medya ve sanat alanları da bu değişimden etkilenirdi. Televizyon programları, filmler, tiyatro oyunları yeni işaret diline göre uyarlanır, belki de yepyeni sanat dalları ortaya çıkardı.
Farklı yaş gruplarının bu değişimlere uyum sağlama süreci nasıl olur?
- Bu değişime en hızlı uyum sağlayacak grup şüphesiz sizler gibi gençler ve çocuklar olurdu. Beyinleriniz yeni bilgiyi çok daha hızlı işleyebildiği için, bu dili oyunlar oynayarak, derslerde öğrenerek kısa sürede günlük hayatınızın bir parçası haline getirirdiniz.
- Yetişkinler ve yaşlılar ise başlangıçta biraz zorlanabilirlerdi. Yıllardır alıştıkları iletişim şeklini değiştirmek onlar için daha fazla çaba gerektirirdi. Ancak devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenecek kurslar ve eğitimlerle onlar da zamanla bu sürece dahil olurlardı. Belki de gençler, büyüklerine bu yeni dili öğretmede yardımcı olur, böylece kuşaklar arası etkileşim de artardı.
Yazılı iletişim ne yönde (zorluk/kolaylık) değişir?
- Yeni işaret dilimizle birlikte yazılı iletişim de büyük ihtimalle kolaylaşırdı. Çünkü işaret dili görselliğe dayalı olduğu için, yazılı metinlerde de daha az kelimeyle daha çok anlam ifade etme yolları bulunabilirdi. Belki de yeni semboller, piktogramlar (resim yazıları) kullanılarak yazılı metinler daha evrensel bir hal alırdı. Bu da bilgiye erişimi hızlandırır ve metinleri daha anlaşılır kılardı.
Sözlü iletişim ne yönde (zorluk/kolaylık) değişir?
- Eğer ana iletişimimiz işaret dili olursa, sözlü iletişim başlangıçta zorlaşırdı. Çünkü artık her şeyi sözle değil, işaretlerle ifade etmemiz gerekirdi. Konuşmak yerine ellerimizi ve vücudumuzu kullanmaya alışmamız zaman alırdı. Ancak bu durum, daha dikkatli dinlemeyi ve karşımızdaki kişinin beden dilini daha iyi anlamayı da öğretirdi. Belki de bir süre sonra sözlü iletişim, sadece özel durumlarda veya belli topluluklar arasında kullanılan ikincil bir iletişim şekli haline gelirdi. Ama kesinlikle iletişimdeki çeşitliliğimiz artardı.
Bu yeni sistemle hayatımızda birçok değişiklik olurdu ama unutmayalım ki insan, her zaman değişime ayak uydurabilen, adaptasyon yeteneği yüksek bir varlıktır. Teşekkür ederim.
—
3. ANLATALIM
S. 47 a. “GÖREVİMİZİ BİLELİM!” bölümünde yaptığınız araştırmadan hareketle seçtiğiniz kitle iletişim aracının geçmişten günümüze değişimi hakkında bir konuşma yapmak üzere hazırlanınız. Bu sırada aşağıdaki adımlara uymaya dikkat ediniz.
Şimdi de çok keyifli bir göreve geldik: Bir kitle iletişim aracının zaman içindeki değişimini anlatan bir konuşma hazırlayacağız. Ben sana örnek olarak “İnternet ve Sosyal Medya”nın gelişimini anlatacağım. Sen de bu adımları kendi seçeceğin bir kitle iletişim aracı (telefon, gazete, radyo gibi) için düşünebilirsin.
Çözüm:
Adım 1: Konuşmanıza nasıl başlayacağınızı, konuşmanızda nelerden söz edeceğinizi ve konuşmanızı nasıl sonlandıracağınızı düşünerek bir konuşma planı yapınız.
- Başlangıç (Giriş): Dinleyicilerin dikkatini çekecek bir soru veya çarpıcı bir bilgiyle başlarım. Örneğin, “Bugün birçoğumuzun elinden düşürmediği, hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen sosyal medya ve internet, aslında ne kadar eski? Geçmişte nasıldı, şimdi nereye geldi?” gibi bir giriş yapabilirim. Konuşmamın amacının, internetin ve sosyal medyanın geçmişten günümüze olan yolculuğunu ve hayatımızdaki yerini anlatmak olduğunu belirtirim.
- Gelişme (Konunun Anlatımı):
- İnternetin doğuşu: İlk olarak internetin nasıl ortaya çıktığını, askeri ve akademik bir proje olarak başladığını anlatırım.
- Geniş kitlelere yayılması: 1990’lı yıllarda internetin nasıl evlerimize girmeye başladığını, ilk web sitelerini ve e-postayı örnek veririm.
- Sosyal medyanın yükselişi: 2000’li yılların başından itibaren Facebook, Twitter, Instagram gibi platformların nasıl hayatımıza girdiğini, insanların birbirleriyle iletişim kurma ve bilgi paylaşma alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini açıklarım.
- Günümüzdeki durumu ve etkileri: Şu anki durumunu, mobil cihazlarla her an her yerde erişilebilir olmasını, bilgiye ulaşım kolaylığını ve aynı zamanda bazı olumsuz yönlerini (internet bağımlılığı, yanlış bilgi) vurgularım.
- Sonuç (Bitirme): Konuşmamda anlattığım ana fikirleri kısaca özetlerim. İnternet ve sosyal medyanın hayatımızı ne kadar değiştirdiğini, hem fırsatlar hem de sorumluluklar getirdiğini belirtirim. Dinleyicilere “Bu güçlü aracı nasıl daha bilinçli kullanabiliriz?” sorusunu yönelterek onları düşünmeye sevk eden bir kapanış yaparım.
Adım 2: Konuşmanız sırasında fotoğraf, video, resim, tablo, harita gibi hangi çoklu ortam ögelerinden yararlanabileceğinizi belirleyiniz.
- Konuşmamı daha etkili hale getirmek için kesinlikle görsel ögeler kullanırım.
- Fotoğraflar: İnternetin ilk dönemlerinden, büyük ve hantal bilgisayarların, çevirmeli ağ modemlerinin fotoğraflarını gösterebilirim. İlk popüler sosyal medya platformlarının (MySpace, Facebook’un eski arayüzü) ekran görüntülerini kullanabilirim.
- Kısa videolar: İnternet tarihini anlatan kısa belgesel kesitleri veya sosyal medyanın günlük hayatımızdaki yerini gösteren mizahi videolar ekleyebilirim.
- Tablolar/Grafikler: İnternet kullanıcı sayılarının yıllara göre değişimini, sosyal medya platformlarının popülaritesini gösteren basit grafikler veya tablolar kullanırım. Bu, verileri daha anlaşılır kılar.
- Resimler: İnterneti ve sosyal medyayı temsil eden ikonlar, emojiler veya karikatürler ekleyebilirim.
Adım 3: Belirlediğiniz çoklu ortam ögelerinin işlevlerine (eş anlam oluşturma, anlamı destekleme veya tek başına anlam oluşturma) karar veriniz.
- Eski bilgisayar fotoğrafları ve modem sesleri: Konuşmamda bahsettiğim “internetin ilk dönemleri” ifadesini destekler, dinleyicinin o dönemi daha iyi hayal etmesini sağlar.
- Sosyal medya platformlarının eski arayüzleri: “Gelişim ve değişim” fikrini görsel olarak destekler, aradaki farkı net gösterir.
- Kullanıcı sayısı grafikleri: “İnternetin yaygınlaşması” bilgisini destekler ve somutlaştırır, sayısal verilerle anlamı pekiştirir.
- Kısa videolar: Konuşmamın monotonluğunu kırar, dinleyicinin dikkatini canlı tutar ve anlatılanları görsel-işitsel olarak destekler.
- İnternet bağımlılığıyla ilgili bir karikatür: İnternetin olumsuz yönlerini tek başına anlam oluşturarak veya anlamı destekleyerek mizahi bir dille vurgular, düşündürür.
Adım 4: Belirlediğiniz çoklu ortam ögelerini birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde konuşmanızda kullanınız.
- Konuşma akışına uygun olarak görselleri yerleştiririm. Örneğin, internetin doğuşundan bahsederken ilk bilgisayar fotoğraflarını gösteririm. Sosyal medyanın yaygınlaşmasından bahsederken kullanıcı grafiklerini eklerim.
- Görselleri sadece göstermekle kalmam, onlara atıfta bulunurum. “Gördüğünüz gibi bu grafikte…” veya “Bu fotoğraf bize o dönemi ne güzel anlatıyor değil mi?” gibi ifadeler kullanırım.
- Görsellerin çok kalabalık olmamasına ve ana fikirden uzaklaştırmamasına dikkat ederim. Amacım, konuşmamı zenginleştirmek, görsellerin önüne geçmek değil.
- Sesli anlatımım ile görsellerin senkronize olmasına özen gösteririm ki dinleyiciler hem beni dinleyip hem de görseli takip edebilirsin.
b. Konuşmanızı yeniden yapacak olsaydınız bu süreci nasıl yöneteceğinize dair aşağıdaki ifadeleri tamamlayınız.
Şimdi de bir önceki konuşmamızı yaptık diyelim ve şimdi bu deneyimden ders çıkararak daha iyisini nasıl yapardık, onu düşünelim.
Çözüm:
* Konuşma konusu için araştırma görevimi daha çeşitli kaynaklardan ve güncel verilerle yapardım çünkü konuşmamın daha güncel ve ikna edici olmasını sağlardı. Sadece ders kitaplarıyla kalmayıp, internetteki güvenilir bilimsel makaleleri, haberleri ve istatistikleri de incelerdim. Ayrıca, belki de farklı yaş gruplarından insanlarla kısa söyleşiler yaparak onların internet ve sosyal medya hakkındaki düşüncelerini de konuşmama dahil ederdim. Bu, konuşmamı daha zengin ve dinleyiciler için daha ilgi çekici hale getirirdi.
* Konuşmamda çoklu ortam ögelerini daha etkileşimli ve dinamik bir şekilde kullanırdım çünkü dinleyicilerin dikkatini daha uzun süre canlı tutar ve konuyu daha akılda kalıcı hale getirirdi. Sadece görsel göstermekle kalmayıp, belki de konuşmamın başında küçük bir anket yapar, dinleyicilerin sosyal medya alışkanlıklarını sorar ve bu verileri konuşma içinde kullanırdım. Ayrıca, gösterdiğim görsellerle ilgili kısa sorular sorarak veya dinleyicilerden yorum alarak onları konuşmaya daha fazla dahil etmeye çalışırdım. Belki de bir QR kod ile konuşma sırasında ilgili bir videoya veya ankete yönlendirme yapardım.
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Unutma, iletişim sadece konuşmak değil, aynı zamanda dinlemek, anlamak ve kendini en iyi şekilde ifade etmektir. Konuşma hazırlamak da bu becerileri geliştirmek için harika bir yoldur!