6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 54
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeniniz. Bugün çok keyifli ve düşünmeye teşvik eden bir etkinliğimiz var. Görseldeki soruları birlikte adım adım inceleyelim ve üzerlerinde konuşalım. Hazırsanız başlayalım!
a. Öğretmeninizin rehberliğinde gruplara ayrılınız. Grup arkadaşlarınızla iletişim araçlarını günde sadece 10 dakika kullanma hakkına sahip olduğunuzu düşününüz.
Sevgili çocuklar, bu madde aslında bir soru değil, bize bir görev veriyor. Öğretmeninizle birlikte küçük gruplara ayrılmanızı ve şöyle bir senaryo üzerinde düşünmenizi istiyor: Diyelim ki grup arkadaşlarınızla konuşmak, mesajlaşmak veya herhangi bir iletişim aracını kullanmak için her gün sadece 10 dakikanız var. Bu kuralı aklımızda tutarak bir sonraki maddelere geçeceğiz.
b. Aşağıda verilen bilgilerden hareketle ayakkabılardan birini seçiniz ve seçtiğiniz ayakkabının özelliklerini inceleyiniz.
Şimdi sıra geldi ayakkabı seçmeye! Gördüğünüz gibi görselde altı farklı ayakkabı var ve her biri bize farklı bir durumu, farklı bir düşünce tarzını anlatıyor. Ben bu ayakkabılardan bir tanesini seçerek size özelliklerini açıklayacağım. Hadi gelin, resmî ayakkabıyı seçelim ve onun bize neler anlattığına bakalım.
Seçtiğim Ayakkabı: Resmî Ayakkabı (Koyu renkli, bağcıklı ayakkabı)
Bu ayakkabı, metinde de belirtildiği gibi, kurallarla çok ilgili. Eğer bu ayakkabıyı seçen bir kişi olsaydınız, bir durumla karşılaştığınızda ne yapmanız gerektiğini çok iyi bilirdiniz. Kuralları takip etmeyi severdiniz ve bu sayede hata yapma ihtimaliniz çok az olurdu. Yani, her zaman mantıklı ve düzenli hareket eden, kurallara uymaya özen gösteren biri olurdunuz.
- Kurallara Bağlılık: Resmî ayakkabı, kurallara uymanın önemini vurgular.
- Düşük Hata İhtimali: Kurallara göre hareket edildiği için yanlış yapma olasılığı azdır.
- Ne Yapılması Gerektiğini Bilme: Bu ayakkabıyı giyen kişi, karşılaştığı durumlarda nasıl davranması gerektiğini net bir şekilde bilir.
Diğer ayakkabıların özelliklerine de kısaca bir göz atalım, belki siz de farklı bir ayakkabı seçmek istersiniz:
- Mor Binici Çizmesi: Otoriteyi, liderliği ve uzmanlığı temsil eder. Olaylara bir yönetici gibi bakarsınız.
- Gri Spor Ayakkabı: Farklı fikirleri toplama, kimseyi rahatsız etmeden bütüncül bir çözüm bulma isteğini gösterir. Belirsizliği ve sessizliği ifade eder.
- Turuncu Lastik Çizmeler: Acil ve tehlikeli durumlarda hızlı ve cesur kararlar almayı gerektiren durumlar için uygundur.
- Bej/Kahverengi Bağcıklı Ayakkabı: Pratik zekayı, yeni durumlara kolayca uyum sağlamayı ve cesur kararlar vermeyi simgeler.
- Pembe Terlikler: Duygusal olmayı, insanların hislerine karşı hassas davranmayı ve olaylara duygusal bir bakış açısıyla yaklaşmayı ifade eder.
c. Etkinliğin “a” maddesinde sözü edilen durumu seçtiğiniz ayakkabıya göre grubunuzla sorgulayınız. Sorguladığınız duruma ilişkin akıl yürüterek olumlu/olumsuz yargıya ulaşınız. Bu süreçte aşağıdaki adımlara uymaya dikkat ediniz.
Şimdi geldik işin en can alıcı kısmına! Birlikte “a” maddesindeki senaryoyu (günde sadece 10 dakika iletişim aracı kullanma hakkı) ve benim “b” maddesinde seçtiğim resmî ayakkabının özelliklerini birleştireceğiz. Yani, kurallara çok önem veren, ne yapması gerektiğini bilen biri olarak bu 10 dakikalık iletişim kuralını nasıl değerlendiririz, buna bakacağız. Olumlu mu buluruz, olumsuz mu?
Haydi, adımları takip ederek düşünelim:
Adım 1: Süre Kuralını Anlamak
Bize verilen ilk kural, grup konuşması yaparken grubumuzdaki kişi sayısı kadar dakika süremizin olması. Örneğin, 6 kişilik bir gruptaysak 6 dakika konuşabiliriz. Bu, bizim “10 dakikalık iletişim” kuralını değerlendirirken ne kadar süremiz olduğunu gösteriyor.
Adım 2: Resmî Ayakkabı Perspektifinden Değerlendirme
Ben resmî ayakkabıyı seçtiğim için, kurallara uymayı ve düzenli olmayı çok önemseyen biriyim. Günlük hayatta iletişim araçlarını günde sadece 10 dakika kullanma kuralı bana ilk başta katı gelebilir, ama aynı zamanda düzenli ve verimli olmayı da sağlar.
Resmî ayakkabı karakteri olarak, bu kuralı şöyle değerlendirirdim:
- Bu kural, iletişimi sınırlıyor ve belki bazı durumlarda yetersiz kalabilir. Ama aynı zamanda, iletişim kurarken daha dikkatli olmamızı, ne söyleyeceğimizi önceden planlamamızı ve gereksiz konuşmalardan kaçınmamızı sağlar.
- Kural olması, herkesin buna uyması gerektiği anlamına gelir. Bu da bir düzen getirir. Kurallara uyan bir kişi olarak, bu düzen hoşuma giderdi.
- 10 dakika kuralı, bize “bu süre içinde en önemli şeyleri konuşmalıyız” mesajını verir. Bu da bizi daha odaklı yapar ve zamanı iyi yönetmemizi öğretir.
Adım 3: Kişisel Yorum ve Değerlendirmeleri Aktarırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Bir grup tartışmasında, kendi fikirlerimizi söylerken her zaman nezaket kurallarına uymalıyız. Karşımızdaki arkadaşımızın sözünü kesmemeli, uygun zamanda söz almalı ve herkesin anlayabileceği açık bir dil kullanmalıyız. Resmî ayakkabı karakteri olarak, ben de bu kurallara harfiyen uyardım. Çünkü kurallara uymak, her zaman doğru olanı yapmaktır.
Adım 4: Yargıya Ulaşma ve Sözcü Belirleme
Grubumuzla bu konuyu uzun uzun tartıştık ve şimdi bir sonuca varmamız gerekiyor. Resmî ayakkabının temsil ettiği düşünce tarzıyla, günlük iletişimde 10 dakika kuralına ilişkin bir yargıya varalım.
Ulaştığım Yargı:
Günde sadece 10 dakika iletişim aracı kullanma kuralı, ilk bakışta kısıtlayıcı gibi görünse de, aslında iletişimi daha verimli ve düzenli hale getirir. Kurallara uymayı seven biri olarak, bu kuralın bizi daha dikkatli ve amacına uygun iletişim kurmaya yönlendireceğini düşünürüm. Gereksiz zaman kaybını önleyerek, gerçekten önemli olan konulara odaklanmamızı sağlar. Bu nedenle, bu kuralı genel olarak olumlu bulurum.
Grubumuzdaki tartışmalar bittikten sonra, bu yargıyı sınıfta paylaşmak için bir arkadaşımızı grup sözcüsü olarak seçerdik. Sözcü, bizim grup olarak vardığımız bu sonucu ve nedenlerini diğer arkadaşlara ve öğretmenimize açıklardı.
İşte bu kadar sevgili öğrencilerim! Gördünüz mü, günlük hayatta kullandığımız eşyalar bile bize farklı bakış açıları sunabiliyor. Önemli olan, her durumu farklı açılardan değerlendirmeyi öğrenmek ve kendi mantık süzgecimizden geçirmek.