8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 145
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle kitabımızdaki “Ekonomi Alanında Meydana Gelen Gelişmeler” konusundaki etkinlikleri birlikte yapacağız. Gönderdiğiniz görseldeki soruları bir öğretmeniniz olarak sizler için adım adım, kolayca anlayacağınız bir dille çözeceğim. Haydi başlayalım!
***
Hazırlık Çalışmaları Sorusu:
Ekonomik bağımsızlık neden önemlidir? Bu konudaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm ve Açıklama:
Arkadaşlar, bu soru aslında bir ülkenin ayakta durabilmesi için en temel konulardan birini soruyor. Gelin birlikte düşünelim.
Adım 1: Ekonomik Bağımsızlık Ne Demektir?
Öncelikle bu kavramı netleştirelim. Ekonomik bağımsızlık, bir ülkenin kendi ekonomik kararlarını başka ülkelere veya kuruluşlara bağlı kalmadan, özgürce alabilmesi demektir. Yani kendi fabrikalarını kurması, kendi tarımını yapması, kendi parasının değerini koruması ve dışarıya muhtaç olmadan kendi kendine yetebilmesidir. Tıpkı bir insanın kendi parasını kazanıp kimseye muhtaç olmadan yaşaması gibi.
Adım 2: Neden Bu Kadar Önemli?
- Siyasi Bağımsızlığı Korur: Eğer ekonomik olarak başka bir ülkeye bağımlıysanız, o ülke sizden siyasi olarak da bir şeyler isteyebilir. “Bana borcun var, şu kararı alacaksın!” diyebilir. Bu da sizin tam bağımsız bir ülke olmanızı engeller. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Siyasi, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner.”
- Halkın Refahını Artırır: Kendi üreten, kendi satan bir ülke zenginleşir. Bu zenginlik de yollar, okullar, hastaneler olarak halka geri döner. İnsanların yaşam kalitesi artar.
- Güçlü Bir Devlet Olmayı Sağlar: Ekonomisi güçlü olan bir devlet, dünyada da sözü dinlenen, saygı duyulan bir devlet olur.
Kısacası, ekonomik bağımsızlık bir ülkenin onurudur, güvencesidir ve geleceğidir.
***
Kaynak Değerlendirme Sorusu:
Kazım Karabekir’in ifadelerini ekonomik bağımsızlık açısından değerlendiriniz.
Çözüm ve Açıklama:
Sevgili gençler, Kazım Karabekir Paşa, İzmir İktisat Kongresi’nde çok etkileyici bir konuşma yapmış. Şimdi onun sözlerini, az önce öğrendiğimiz “ekonomik bağımsızlık” kavramıyla birleştirelim.
“… Çocuklarımızın doğduğu günden itibaren boğazına yabancı sütü dökersek, yabancı bez ve pamuklarına sarıp yine yabancı beşiğine yatırırsak, ayağındaki patiğinden, başındaki mavi nazar boncuğuna ve elindeki teneke parçasına kadar yabancı malından yaparsak… büyüdükten sonra doğaldır ki üzerinde ve çevresinde artarak yabancı mallar bulunacak ve paralarımız akıp gidecektir…”
Adım 1: Kazım Karabekir Ne Anlatıyor?
Kazım Karabekir burada çok canlı bir tablo çiziyor. Diyor ki, eğer bir bebek doğduğu andan itibaren kullandığı her şey – sütü, bezi, beşiği, oyuncağı, nazar boncuğu bile – yabancı ülkelerden geliyorsa, bu durum çok tehlikelidir. Yani hayatımızın en temel, en küçük anlarında bile dışarıya bağımlı olduğumuzu vurguluyor.
Adım 2: Bu Durumun Sonucu Ne Olur?
Konuşmasının sonunda can alıcı noktayı söylüyor: “…paralarımız akıp gidecektir…”. İşte bu, ekonomik bağımlılığın en somut sonucudur. Kendi ürettiğimiz bir şey olmadığı için sürekli dışarıdan mal alıyoruz. Bu malları alırken de kendi paramızı, yani milli servetimizi o ülkelere veriyoruz. Paramız yurt içinde kalıp bizi zenginleştireceğine, yurt dışına giderek bizi fakirleştiriyor.
Adım 3: Ekonomik Bağımsızlık ile İlişkisi Nedir?
Kazım Karabekir’in bu sözleri, ekonomik bağımsızlığın tam tersi olan ekonomik bağımlılığı, yani bir nevi ekonomik esareti anlatıyor. Bir ülkenin iğneden ipliğe her şeyi dışarıdan almasının, o ülkeyi nasıl zayıf ve çaresiz bırakacağını gösteriyor. Bu konuşma, aslında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti için bir uyarı ve bir hedeftir: “Kendi malımızı kendimiz üretmeliyiz, yerli üretimi desteklemeliyiz ki paramız ülkemizde kalsın ve tam bağımsız olalım!”
Sonuç:
Kazım Karabekir’in ifadeleri, ekonomik bağımsızlığın ne kadar hayati olduğunu, en temel ihtiyaçlarımızı bile kendimiz üretmezsek hem paramızı hem de bağımsızlığımızı kaybedeceğimizi anlatan güçlü bir çağrıdır. Bu sözler, milli ekonomi kurma hedefinin temelini oluşturmuştur.