8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 109
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle Kurtuluş Savaşı dönemine ait çok önemli konuları içeren bu testteki soruları birlikte çözeceğiz. Unutmayın, İnkılap Tarihi sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda o günün şartlarını anlayarak günümüzü daha iyi yorumlamaktır. Haydi, hazırsanız başlayalım!
1. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 24. maddesinde “İtilaf Devletleri Vilayat-ı Sitte’de bir karışıklık çıkarsa işgal edecektir.” ifadesi yer almıştır.
Bu madde, Kurtuluş Savaşı’nda aşağıdaki cephelerden hangisinin açılmasına neden olmuştur?
- A) Yunanlara karşı açılan Batı Cephesi
- B) Ermenilere karşı açılan Doğu Cephesi
- C) Ruslara karşı açılan Kafkas Cephesi
- D) Fransızlara karşı açılan Güney Cephesi
Çözüm:
Haydi bu soruyu adım adım inceleyelim ve doğru cevabı birlikte bulalım.
Adım 1: Anahtar Kavramları Hatırlayalım
Soruda bize Mondros Ateşkes Antlaşması‘nın 24. maddesi ve Vilayat-ı Sitte kavramları verilmiş. Öncelikle Vilayat-ı Sitte’nin ne demek olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Vilayat-ı Sitte, Osmanlıca’da “Altı İl” demektir. Bu iller; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Sivas ve Elazığ (Harput)‘dır. Bu bölge Doğu Anadolu’da yer alır.
Adım 2: Maddenin Amacını Anlayalım
İtilaf Devletleri, bu 24. maddeyi antlaşmaya koyarak neyi amaçlamış olabilir? Tabii ki bu bölgede, yani Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmanın hukuki zeminini hazırlamayı amaçlıyorlardı. “Burada bir karışıklık var” bahanesiyle bölgeyi işgal edip Ermenilere vermek istiyorlardı.
Adım 3: Cephelerle İlişki Kuralım
Peki, biz Doğu Anadolu’da kiminle mücadele ettik? Elbette ki bu bölgede devlet kurma hayali olan Ermenilerle. Bu mücadeleyi yaptığımız cepheye de Doğu Cephesi adını verdik. Komutanımız da Kazım Karabekir Paşa’ydı, hatırladınız mı?
Adım 4: Şıkları Değerlendirelim
- A) Batı Cephesi’nde Yunanlarla savaştık.
- C) Kafkas Cephesi, Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslara karşı açılmıştı. Kurtuluş Savaşı döneminde böyle bir cephe yok.
- D) Güney Cephesi’nde ise Fransızlar ve onlara yardım eden Ermenilerle mücadele ettik. Ancak 24. maddenin doğrudan hedefi Doğu Anadolu’ydu.
Gördüğünüz gibi, Vilayat-ı Sitte’yi korumak için Ermenilere karşı savaştığımız cephe Doğu Cephesi’dir.
Sonuç:
Doğru cevap B) Ermenilere karşı açılan Doğu Cephesi‘dir.
2. Kurtuluş Savaşı’nda Güney Cephesi’nde, Temsil Kurulunun görevlendirdiği subayların örgütlemesi ile yerli halk, Fransız ve Ermenilere karşı büyük bir direniş gösterdi.
Buna göre, aşağıda verilenlerden hangisine ulaşılabilir?
- A) Güney Cephesi Osmanlı Hükûmeti tarafından desteklenmiştir.
- B) Güney Cephesi TBMM tarafından desteklenmiştir.
- C) Güney Cephesi’nde mücadele Kuva-yı Milliye birlikleri tarafından yapılmıştır.
- D) Güney Cephesi’ndeki direniş zaferle sonuçlanmıştır.
Çözüm:
Bu soruda bize verilen paragrafı çok dikkatli okumalıyız. Cevap paragrafın içinde gizli!
Adım 1: Paragrafı Analiz Edelim
Paragrafta ne diyor? “Temsil Kurulunun görevlendirdiği subayların örgütlemesi ile yerli halk…” İşte sihirli kelime bu: yerli halk. Halkın kendi bölgesini korumak için düzensiz, silahlı birlikler oluşturarak savaşmasına biz ne diyorduk? Evet, doğru bildiniz: Kuva-yı Milliye!
Adım 2: Şıkları Paragrafa Göre Değerlendirelim
- A) Paragrafta Osmanlı Hükûmeti’nin desteğinden hiç bahsedilmiyor. Zaten o dönemde İstanbul Hükûmeti işgallere karşı sessiz kalıyordu. Bu yüzden bu şıkka ulaşamayız.
- B) Paragrafta “Temsil Kurulu” diyor, “TBMM” demiyor. Temsil Kurulu, TBMM açılmadan önce milli mücadelenin yürütme organıydı. Dolayısıyla bu bilgi de paragraftan çıkmaz.
- C) Subayların örgütlediği yerli halkın mücadelesi, tam olarak Kuva-yı Milliye’nin tanımıdır. Bu ifade paragraftaki bilgiyle birebir örtüşüyor.
- D) Paragrafta “büyük bir direniş gösterdi” diyor ama bu direnişin kesin bir zaferle sonuçlandığına dair bir bilgi vermiyor. Sadece direnişin gücünden bahsediyor. Bu yüzden bu şıkka da kesin olarak ulaşamayız.
Sonuç:
Paragraftan çıkarabileceğimiz en net sonuç, mücadelenin Kuva-yı Milliye ruhuyla, yani halkın kendi direnişiyle yapıldığıdır. Bu nedenle doğru cevap C) Güney Cephesi’nde mücadele Kuva-yı Milliye birlikleri tarafından yapılmıştır.
3. Aşağıda verilenlerden hangisi, Kurtuluş Savaşı’nda düzenli ordunun kurulmasının nedenleri arasında yer almaz?
- A) Kuva-yı Milliye birliklerinin düzensiz ve disiplinsiz olması
- B) Kaybedilen toprakların düzenli ordu tarafından daha kısa sürede alınabileceğinin düşünülmesi
- C) Savunma hatlarının daha fazla geri çekilememesi
- D) Kuva-yı Milliye’nin, BMM’ye karşı çıkan ayaklanmaların bastırılmasında etkili olması
Çözüm:
Bu soru bizden düzenli ordunun kurulma nedenlerinden biri olmayanı bulmamızı istiyor. Yani dört şıktan üçü neden, biri değil.
Adım 1: Düzenli Ordu Neden Kuruldu?
Kuva-yı Milliye, vatan savunmasında çok büyük işler başardı, bunu asla unutamayız. Ancak bir süre sonra bazı yetersizlikleri ortaya çıktı. Neydi bunlar?
- Tek bir merkezden yönetilmiyorlardı, dağınık ve düzensizdiler. (A şıkkı bir nedendir.)
- Bazen kendi kurallarına göre hareket ediyor, halktan zorla para veya mal alabiliyorlardı. Yani disiplinsiz davranabiliyorlardı. (A şıkkı bir nedendir.)
- Güçlü Yunan ordusunu durdurmakta zorlanıyorlardı. Daha organize, disiplinli bir güce, yani düzenli orduya ihtiyaç vardı ki topraklarımızı daha hızlı geri alabilelim. (B şıkkı bir nedendir.)
- Bazı Kuva-yı Milliye liderleri (Çerkez Ethem gibi) TBMM’nin otoritesini tanımayıp isyan ettiler. Bu da düzenli orduya geçişi hızlandırdı.
Adım 2: Şıkları Tekrar Gözden Geçirelim
A ve B şıklarının kesinlikle birer neden olduğunu gördük. D şıkkına bakalım: “Kuva-yı Milliye’nin, BMM’ye karşı çıkan ayaklanmaların bastırılmasında etkili olması”. Evet, Kuva-yı Milliye başlangıçta BMM’ye karşı çıkan iç isyanların bastırılmasında rol oynamıştır. Bu, onların olumlu bir yönüdür, düzenli ordunun kurulması için bir neden değildir. Hatta tam tersi, bazı Kuva-yı Milliye liderlerinin kendileri isyan edince düzenli orduya geçiş zorunlu hale gelmiştir. Soru kökünde bir anlam karmaşası olabilir ama diğer şıklar çok net nedenler.
Peki ya C şıkkı? “Savunma hatlarının daha fazla geri çekilememesi”. Bu ifade, düzenli ordunun kurulmasının bir nedeni değil, kurulduktan sonra ondan beklenen bir sonuçtur, bir amaçtır. Yani, “artık savunma hatlarımız daha fazla geri çekilmesin” diye düzenli orduyu kurduk. Bu, bir sebep değil, bir hedeftir. Dolayısıyla nedenler arasında sayılmaz.
Not: Bu soruda hem C hem de D şıkkı kafa karıştırıcı olabilir. Ancak D şıkkı, Kuva-yı Milliye’nin olumlu bir özelliğini belirtiyor. C şıkkı ise bir neden değil, bir amaç/sonuç belirtiyor. Genellikle bu tür sorularda “amaç” ile “neden” ayrımı istenir. Kuva-yı Milliye’nin yetersizliği bir nedendir, düzenli ordunun başarısı ise bir amaçtır. Bu yüzden C şıkkı daha güçlü bir çeldiricidir.
Sonuç:
Savunma hatlarının geri çekilmemesi bir amaç olduğu için, düzenli ordunun kuruluş nedeni olarak sayılamaz. Doğru cevap C) Savunma hatlarının daha fazla geri çekilememesi‘dir.
4. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı zor günlerde, “Cahillikle, ilkellikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir.” diyerek Maarif Kongresi’ne katılmıştır. Kongrede yaptığı konuşmada, “Şimdi maddi ve manevi bütün güç kaynaklarımızı düşmanlara karşı kullanıyoruz. Ancak bu savaş günlerinde bile dikkat ve özenle işlenip çizilmiş bir millî eğitim programı yapmaya emek sarf etmeliyiz.” demiştir.
Mustafa Kemal’in bu sözlerinden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- A) Bütün güç kaynaklarının eğitim için harcandığı
- B) Toplumu geri kalmışlıktan kurtarma mücadelesinin, düşmanlarla savaşmak kadar önemli olduğu
- C) Toplumu çağdaşlaştıracak mücadelenin eğitim mücadelesi olduğu
- D) Türk milletinin karakterine uygun bir eğitim programına ihtiyaç duyulduğu
Çözüm:
Yine bir paragraf sorusu ve yine dikkatli okuma gerektiriyor. Bu sefer hangisine “ulaşılamaz” onu bulacağız.
Adım 1: Mustafa Kemal’in Vurguladıklarını Bulalım
- “Cahillikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir.” diyor. Yani cehaletle mücadele en az düşmanla savaş kadar önemlidir.
- “Bütün güç kaynaklarımızı düşmanlara karşı kullanıyoruz.” diyor. Demek ki öncelik askeri mücadelede.
- “Ancak… bir millî eğitim programı yapmaya emek sarf etmeliyiz.” diyor. Yani savaş devam ederken bile eğitimi ihmal etmemeliyiz.
Adım 2: Şıkları Bu Vurgulara Göre Değerlendirelim
- A) Bütün güç kaynaklarının eğitim için harcandığı: Mustafa Kemal tam tersini söylüyor! “Bütün güç kaynaklarımızı düşmanlara karşı kullanıyoruz” diyor. Yani kaynakların tamamı cepheye gidiyor, eğitime değil. Bu ifadeye kesinlikle ulaşamayız.
- B) Toplumu geri kalmışlıktan kurtarma mücadelesinin, düşmanlarla savaşmak kadar önemli olduğu: Bu, “Cahillikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir” sözünün aynısıdır. Buna ulaşabiliriz.
- C) Toplumu çağdaşlaştıracak mücadelenin eğitim mücadelesi olduğu: Cahillikle ve ilkellikle savaşmak, toplumu çağdaşlaştırmak demektir ve bunun yolu da eğitimdir. Bu anlama ulaşabiliriz.
- D) Türk milletinin karakterine uygun bir eğitim programına ihtiyaç duyulduğu: “millî eğitim programı” ifadesi, yani bize özgü, ulusal bir program ihtiyacını belirtir. Buna da ulaşabiliriz.
Sonuç:
Metinde açıkça belirtildiği gibi, bütün kaynaklar düşmana karşı kullanılırken, eğitim ihmal edilmemelidir. Yani kaynakların tamamının eğitime harcandığı bilgisi tamamen yanlıştır. Bu yüzden doğru cevap A) Bütün güç kaynaklarının eğitim için harcandığı‘dır.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Unutmayın, her sorunun cevabı aslında sorunun kendi içinde veya öğrendiğimiz temel bilgilerde saklıdır. Başarılar dilerim!