8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 173
Harika bir çalışma konusu seçmişsin! Mustafa Kemal’e Suikast Girişimi, Cumhuriyet tarihimizin en kritik dönüm noktalarından biridir. Gel, şimdi bu konuyu ve görseldeki soruları birlikte, adım adım inceleyelim ve bir tarihçi gibi analiz edelim.
Hazırlık Çalışmaları: Mustafa Kemal’in yaşamına son vermeye yönelik girişimlerin nedenleri neler olabilir? Sınıfta tartışınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu soru aslında bize “Neden bazı insanlar Atatürk’ü ve kurduğu yeni düzeni istemiyordu?” diye soruyor. Bu sorunun cevabını anlamak için o dönemin şartlarını gözümüzün önüne getirmeliyiz. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp yepyeni bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştu. Ancak bu, herkesin hemen alkışladığı bir durum değildi. Gelin bu nedenleri adım adım inceleyelim:
- Adım 1: Cumhuriyet ve Saltanat Çatışması
Unutmayın ki, yüzlerce yıldır bu topraklar padişahlık yani saltanat ile yönetiliyordu. Atatürk ise halkın kendi kendini yönettiği Cumhuriyet‘i ilan etti. Padişahlık yönetiminin geri gelmesini isteyen, kendi güçlerini ve çıkarlarını kaybeden bazı gruplar vardı. Bu gruplar için Cumhuriyet’in en büyük sembolü ve koruyucusu Mustafa Kemal’di. Onu ortadan kaldırarak Cumhuriyeti yıkabileceklerini ve eski düzeni geri getirebileceklerini düşünüyorlardı. - Adım 2: Yapılan İnkılaplara (Yeniliklere) Karşı Olmaları
Atatürk, Cumhuriyeti kurduktan sonra durmadı. Toplumu her alanda modernleştirmek için Halifeliğin kaldırılması, yeni kanunların getirilmesi, şapka kanunu gibi pek çok inkılap yaptı. Bu yenilikler, eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı olan ve değişime direnen bazı kesimleri rahatsız etti. Bu kişiler, inkılapların lideri olan Atatürk’ü hedef alarak bu yenilikleri durdurabileceklerine inanıyorlardı. Metinde de “çağdaş inkılaplara karşı yapılan saldırılar” ifadesi bu durumu çok güzel özetliyor. - Adım 3: Siyasi ve Kişisel Çıkarlar
Kurtuluş Savaşı’nda birlikte mücadele etmiş bazı kişiler, zamanla Atatürk ile siyasi olarak farklı düşünmeye başladılar. Hatta metinde de adı geçen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştı. Bu partinin bazı üyeleri ve eski İttihatçılar, siyasi güçlerini kaybettiklerini düşünüyor ve Atatürk’ü bu durumun sorumlusu olarak görüyorlardı. Bu suikast girişimi, onlar için kaybettikleri gücü geri alma denemesiydi.
Kısacası, bu suikast girişiminin temelinde yeni rejime ve inkılaplara duyulan düşmanlık ile kişisel ve siyasi çıkarlar yatıyordu. Suikastçılar, Atatürk’ü ortadan kaldırırlarsa, onunla birlikte Cumhuriyet’in ve tüm yeniliklerin de yok olacağını zannediyorlardı.
Şimdi de metinde verilen kaynakları analiz edelim. Bu kaynaklar bize olayın sadece bir saldırı olmadığını, aynı zamanda Atatürk’ün karakterini ve olaya bakış açısını da gösteriyor.
8. Kaynak: “Ziya Hurşit’e, ‘Seninle bunca arkadaşlık ettik. Hayatıma kastedecek kadar ileri gitmende sebep acaba neydi?’ sorusunu yöneltmişti. Ziya Hurşit, başını eğmiş ama yanıt vermemişti. Gürcü Yusuf ise “Bana bomba atabilecek miydin?’ sorusuna karşılık ‘Seni gördükten sonra atmazdım.’ demişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal şunu açıklamıştı: ‘Ben şahsen intikamdan hoşlanan bir adam değilim. İş mahkemeye aktarılmıştır. Bunun sonucunu beklemek lazımdır. Bu işe karışmaya hakkım yoktur.’”
Çözüm ve Analiz:
Bu diyalog bize Atatürk’ün ne kadar büyük bir devlet adamı olduğunu gösteriyor. Gelin bakalım:
- Adım 1: Kişisel Değil, Hukuksal Yaklaşım
Atatürk, canına kasteden birine karşı bile kişisel bir öfke veya intikam duygusuyla hareket etmiyor.“Ben şahsen intikamdan hoşlanan bir adam değilim.”
diyerek olayı kişisel bir mesele olarak görmediğini açıkça belirtiyor.
- Adım 2: Hukukun Üstünlüğüne İnanç
En önemli nokta ise şu sözleri:“İş mahkemeye aktarılmıştır. Bunun sonucunu beklemek lazımdır. Bu işe karışmaya hakkım yoktur.”
Ülkenin Cumhurbaşkanı olmasına rağmen, adaletin işleyişine müdahale etmeye hakkı olmadığını söylüyor. Bu, onun hukukun üstünlüğüne ne kadar derinden inandığını ve kurduğu yeni devletin temelinin adalet olması gerektiğini vurguladığını gösterir.
9. Kaynak: “Alçak girişimin benim kişiliğimden çok mukaddes Cumhuriyet’imize ve onun dayandığı yüksek ilkelere yönelik bulunduğuna şüphe yoktur… Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Çözüm ve Analiz:
Bu sözler, hem bu olayın özetidir hem de Atatürk’ün milletine bıraktığı en büyük miraslardan biridir. İnceleyelim:
- Adım 1: Asıl Hedefin Ne Olduğunu Belirtmesi
Atatürk, bu saldırının kendisine, yani Mustafa Kemal’e değil, asıl olarak onun temsil ettiği değerlere yapıldığını söylüyor. Asıl hedef; “mukaddes (kutsal) Cumhuriyet” ve onun ilkeleridir. Yani bu saldırı, aslında Türk milletinin egemenliğine ve geleceğine yapılmış bir saldırıdır. - Adım 2: Fani Varlık, Ebedi Devlet Anlayışı
Ve o meşhur, hepimizin aklına kazınan sözü:“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Bu sözlerle Atatürk, “Ben ölümlüyüm, bir gün öleceğim. Ama benim ve milletimin eseri olan Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.” demektedir. Bu, onun ne kadar alçakgönüllü olduğunu ve kendisini değil, vatanını ve devletini ön planda tuttuğunu gösteren en net kanıttır.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, tarih sadece geçmişte olan olayları öğrenmek değil, o olaylardan ders çıkararak bugünü ve geleceği anlamaktır. Bu suikast girişimi de bize Cumhuriyet’in ne kadar zor şartlarda kurulduğunu ve onu korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.