8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 94
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün, Milli Mücadele’mizin en önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı konusuna hazırlık yapacağız. Bana gönderdiğiniz görseldeki soruları gelin hep birlikte, adım adım inceleyip çözelim. Bu sorular, konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olacak.
Hazırlık Çalışmaları Soru 1: Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’da Türk ordusunun komutanlığını Mustafa Kemal’in yapmasının, bu savaşların kazanılmasındaki etkisi nedir? Araştırınız.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, bu soru bizden Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinin savaşların sonucuna etkisini düşünmemizi istiyor. Gelin bu etkiyi adım adım değerlendirelim.
- Adım 1: Stratejik Deha: Mustafa Kemal, sıradan bir komutan değildi. O, askeri bir dâhiydi. Özellikle Sakarya Meydan Savaşı’nda söylediği “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.” sözü, savaşın seyrini değiştirmiştir. Bu, sadece bir alanı değil, tüm vatanı savunma emriydi ve ordumuza büyük bir moral ve taktik üstünlük sağlamıştır.
- Adım 2: Başkomutanlık Yetkisi: Sakarya Savaşı öncesinde TBMM, tüm yetkilerini 3 aylığına Mustafa Kemal’e devrederek ona Başkomutanlık yetkisi vermiştir. Bu sayede kararlar çok hızlı alınabilmiş ve ordu tek bir merkezden, en etkili şekilde yönetilmiştir. Büyük Taarruz öncesinde bu yetkinin süresiz uzatılması, ona olan güvenin tam olduğunu gösterir.
- Adım 3: Moral ve Motivasyon: Mustafa Kemal’in bizzat cephede olması, askerle birlikte siperlerde yer alması, onlara inanılmaz bir güç ve moral veriyordu. Liderlerini yanlarında gören asker, vatanı için daha büyük bir şevkle savaşmıştır.
Sonuç: Kısacası, Mustafa Kemal’in askeri dehası, hızlı karar alabilme yeteneği ve askerine verdiği moral sayesinde bu iki büyük ve kritik savaş kazanılmıştır. Onun liderliği olmasaydı, sonucun böyle parlak olması çok zordu.
Hazırlık Çalışmaları Soru 2: Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında rol oynayan asker veya sivil kişilerle ilgili araştırma yapınız.
Çözüm:
Çocuklar, Kurtuluş Savaşı sadece askerlerin değil, tüm milletin topyekûn bir mücadelesidir. Bu zaferde emeği geçen sayısız kahramanımız var.
- Adım 1: Askeri Kahramanlar: Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında, Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa, Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa gibi komutanlarımız büyük zaferlere imza atmışlardır. Onların komutasındaki ordumuz, düşmanı vatan topraklarından atmıştır.
- Adım 2: Sivil Kahramanlar ve Halk: Bu savaş sadece cephede kazanılmadı. Cephe gerisinde mermi taşıyan kadınlarımız, yaşlılarımız ve çocuklarımız vardı. Örneğin, Şerife Bacı, kucağındaki bebeğini değil, top mermilerini korumak için donarak şehit olmuştur. Sütçü İmam Maraş’ta ilk kurşunu atarak direnişi başlatmıştır. Adı bilinmeyen nice vatansever, elindeki avucundakini orduya bağışlayarak bu zafere ortak olmuştur.
Sonuç: Unutmamalıyız ki Kurtuluş Savaşı, komutanından erine, kadınından çocuğuna, gencinden yaşlısına kadar tüm Türk milletinin ortak eseridir.
Fethi Okyar’ın raporuyla ilgili soru: Fethi Okyar’ın raporundan yola çıkarak Türk ordusunun neden taarruz kararı aldığını söyleyiniz.
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için metindeki Fethi Okyar’ın sözüne dikkatlice bakalım.
“Ulusal amaçlarımızın elde edilmesi, ancak askerî hareketlerle kabil olabilecektir. Başka incelemeye, başka yoruma gerek yoktur.”
- Adım 1: Diplomatik Yolların Tükenmesi: Metinde, Sakarya Zaferi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin TBMM’yi barışa ikna etmeye çalıştığı, Paris ve Londra’ya temsilciler gönderildiği ancak bu görüşmelerden olumlu bir sonuç alınamadığı yazıyor. Yani, barış yoluyla, masada anlaşarak vatanımızı kurtarma denemeleri başarısız olmuş.
- Adım 2: Fethi Okyar’ın Raporu: Fethi Okyar’ın raporundaki sözü bu durumu özetliyor. Diyor ki; “Milli hedeflerimize (yani tam bağımsızlığa) ulaşmamızın tek bir yolu var: Askeri Harekât.” Yani artık konuşmanın, görüşmenin bir anlamı kalmamıştır.
Sonuç: Türk ordusu, barış ve diplomasi yollarının tükendiğini, düşmanı vatan topraklarından atmanın tek yolunun kesin bir zaferle sonuçlanacak bir askeri saldırı, yani taarruz olduğunu anladığı için bu kararı almıştır.
Tablo ile ilgili soru: Türk ve Yunan ordularının asker sayısını karşılaştırınız. Bir savaşı kazanmak için rakamsal üstünlük yeterli midir? Değerlendiriniz.
Çözüm:
Gelin bu soruyu da tablodaki verileri kullanarak adım adım cevaplayalım.
-
Adım 1: Asker Sayılarını Karşılaştıralım:
Tablo 3.5’e baktığımızda “Asker Sayısı” sütununda şu rakamları görüyoruz:- Türk Ordusu: 186.900
- Yunan Ordusu: 195.000
Bu rakamlara göre, Yunan ordusunun asker sayısı Türk ordusundan biraz daha fazladır. Sadece asker sayısı değil, tüfek ve makineli tüfek sayılarında da Yunan ordusunun üstün olduğunu görüyoruz.
-
Adım 2: Rakamsal Üstünlük Yeterli midir?:
Tarihteki birçok savaş bize göstermiştir ki, bir savaşı kazanmak için sadece sayıca üstün olmak yeterli değildir. Eğer öyle olsaydı, sayıca az olan ordumuzun Büyük Taarruz’u kazanması imkânsız olurdu. Bir savaşın sonucunu etkileyen başka çok önemli faktörler vardır:- İnanç ve Motivasyon: Türk askeri kendi vatanını, namusunu ve bağımsızlığını savunuyordu. Bu çok büyük bir güç kaynağıdır. Yunan askeri ise işgalci bir konumdaydı.
- Liderlik ve Strateji: Mustafa Kemal Paşa’nın dâhiyane savaş planı (baskın taarruzu), Yunan ordusunu beklemediği bir yerden vurarak şaşırtmıştır.
- Millet Desteği: Türk ordusunun arkasında canıyla, malıyla onu destekleyen bir millet vardı.
- Coğrafi Avantaj: Kendi topraklarında savaşmak, araziyi iyi bilmek de bir avantajdır.
Sonuç: Karşılaştırma sonucunda Yunan ordusunun asker ve teçhizat bakımından sayıca üstün olduğunu görüyoruz. Ancak bir savaşı kazanmak için rakamsal üstünlük tek başına yeterli değildir. Asıl belirleyici olan; vatan sevgisi, inanç, doğru strateji ve dâhi bir liderliktir. Büyük Taarruz bunun en güzel kanıtıdır.