8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 179
Sevgili öğrencilerim, merhaba!
Bana gönderdiğiniz bu güzel testteki soruları bir İnkılap Tarihi öğretmeniniz olarak sizler için adım adım, tane tane çözeceğim. Amacımız sadece doğru cevabı bulmak değil, aynı zamanda konuyu tam olarak anlamak. Haydi başlayalım!
6. Soru: Aşağıdakilerden hangisi, Atatürk döneminde çok partili hayata geçilememesinin temel nedenidir?
- A) Siyasi partilerin kurulmasına izin verilmemesi
- B) Ekonomik koşulların elverişsiz olması
- C) Ülkede demokratik koşulların henüz oluşmaması
- D) Atatürk’ün çok partili hayata karşı olması
Çözüm:
Bu soruyu çözmek için Atatürk’ün demokrasiye ne kadar inandığını ama aynı zamanda ülkenin o dönemki durumunu da ne kadar iyi bildiğini hatırlamalıyız.
Unutmayın, demokrasi bir anda oluveren bir şey değildir, bir süreçtir.
Adım 1: İlk olarak şıkları bir eleyelim. Atatürk’ün çok partili hayata karşı olması (D şıkkı) kesinlikle yanlış. Tam tersine, kendisi çok partili hayatı denemek için hem Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın hem de Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını teşvik etmiştir. Bu yüzden D şıkkını hemen eliyoruz. Siyasi partilerin kurulmasına izin verilmemesi (A şıkkı) da aynı nedenle yanlıştır, çünkü izin verilmiştir.
Adım 2: Geriye B ve C şıkları kaldı. Ekonomik koşulların elverişsiz olması (B şıkkı) bir etkendi, özellikle 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasında bu durumun da payı vardır. Ancak bu, denemelerin başarısız olmasının temel nedeni değildi.
Adım 3: C şıkkına bakalım: “Ülkede demokratik koşulların henüz oluşmaması”. İşte bu, aradığımız temel neden! Yüzyıllarca saltanatla yönetilmiş, uzun süren savaşlardan yeni çıkmış bir toplumda demokrasi bilincinin hemen yerleşmesi çok zordu. Kurulan yeni partilerin (muhalefet partilerinin) etrafında, maalesef cumhuriyet ve devrim karşıtları toplanmaya başladı. Bu durum, Şeyh Sait İsyanı gibi ülkenin bütünlüğünü tehdit eden olaylara yol açtı. Yani, toplum henüz bu tür bir siyasi rekabete hazır değildi. Henüz demokratik kültür tam olarak olgunlaşmamıştı.
Sonuç:
Bu yüzden doğru cevap C seçeneğidir.
7. Soru: “Milli egemenlik esasına dayalı ve özellikle cumhuriyet idaresine sahip bulunan memleketlerde siyasi partilerin varlıkları doğaldır.”
Aşağıdaki cümlelerden hangisi Atatürk’ün sözünü destekler niteliktedir?
- A) Bütün vatandaşlar siyasi partilere üye olabilir.
- B) Siyasi partiler sadece cumhuriyet yönetimlerinde görülür.
- C) Siyasi partiler devlet tarafından kurulurlar.
- D) Siyasi partiler demokrasinin temel öğeleri arasındadır.
Çözüm:
Bu soruda Atatürk’ün sözünü doğru yorumlamamız gerekiyor. Hadi sözü birlikte analiz edelim.
Adım 1: Atatürk ne diyor? “Milli egemenlik”, yani yönetme gücünün millete ait olması ve “cumhuriyet” olan yerlerde siyasi partiler doğaldır diyor. Yani bunlar birbirinden ayrılamaz, birbirini tamamlayan şeylerdir demek istiyor. Farklı fikirlerin, farklı görüşlerin temsil edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Adım 2: Şimdi şıklara bakalım. “Bütün vatandaşlar siyasi partilere üye olabilir.” (A şıkkı) bu durumun bir sonucudur ama sözün ana fikri bu değil. “Siyasi partiler sadece cumhuriyetlerde görülür.” (B şıkkı) ifadesi yanlıştır, meşruti monarşilerde de partiler olabilir. “Siyasi partiler devlet tarafından kurulurlar.” (C şıkkı) ise demokrasiye tamamen aykırıdır, partileri halk kurar.
Adım 3: D şıkkına bakalım: “Siyasi partiler demokrasinin temel öğeleri arasındadır.” İşte bu, Atatürk’ün sözünün tam karşılığı! Eğer bir ülkede milli egemenlik varsa, yani demokrasi varsa, orada farklı fikirleri temsil eden siyasi partiler de olmalıdır. Partiler, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Atatürk’ün “doğaldır” demesi de bunu kastediyor.
Sonuç:
Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
8. Soru: “Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun partileşmiş halidir. Cumhuriyet devrimlerini gerçekleştiren parti, ekonomide ‘devletçiliği’ benimsemiştir.”
Yukarıda sözü edilen siyasi parti aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
- B) Serbest Cumhuriyet Fırkası
- C) Cumhuriyet Halk Fırkası
- D) Demokrat Parti
Çözüm:
Bu soruda bize verilen ipuçlarını bir dedektif gibi takip ederek doğru partiyi bulacağız.
Adım 1: İlk ipucu: “Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun partileşmiş halidir.” Kurtuluş Savaşı sırasında vatanı savunmak için kurulan bu cemiyetler, daha sonra Mustafa Kemal’in liderliğinde I. TBMM’de bir grup haline gelmişti. İşte bu grubun devamı olan parti, Atatürk’ün kurduğu partidir.
Adım 2: İkinci ipucu: “Cumhuriyet devrimlerini gerçekleştiren parti.” Saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, halifeliğin kaldırılması, harf devrimi gibi bütün büyük devrimleri yapan parti, iktidar partisiydi.
Adım 3: Üçüncü ipucu: “Ekonomide ‘devletçiliği’ benimsemiştir.” Özellikle 1929’dan sonra, büyük ekonomik yatırımların özel sektör tarafından yapılamaması nedeniyle devletin ekonomiye doğrudan müdahale ettiği “devletçilik” ilkesini benimseyen parti, yine Atatürk’ün partisidir.
Adım 4: Bu üç ipucunu birleştirdiğimizde karşımıza tek bir parti çıkıyor: Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF). Terakkiperver ve Serbest Fırka muhalefet partileriydi, Demokrat Parti ise çok daha sonra, 1946’da kuruldu.
Sonuç:
Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
9. Soru: “Mustafa Kemal Paşa ülkede ulusal egemenlik anlayışını, cumhuriyet rejimi ve demokrasiyi yerleştirmek istiyordu. Bu amaçla Meclis açıldı, saltanat kaldırıldı ve cumhuriyet ilan edildi. Sırada ……..”
Yukarıdaki boşluk aşağıdakilerden hangisi ile doldurulursa paragraf tamamlanmış olur?
- A) Çok partili hayata geçmek vardı.
- B) Ankara’nın başkent yapılması vardı.
- C) Türk Medeni Kanunu’nu kabul etmek vardı.
- D) Soyadı Kanunu’nu ilan etmek vardı.
Çözüm:
Bu soruda bir yapbozun eksik parçasını bulmamız isteniyor. Paragraftaki olayların mantıksal ve tarihsel sırasını takip etmeliyiz.
Adım 1: Paragrafta anlatılan süreci inceleyelim:
- Meclis’in açılması (Ulusal egemenliğin başlangıcı)
- Saltanatın kaldırılması (Ulusal egemenliğin önündeki en büyük engelin kalkması)
- Cumhuriyet’in ilanı (Rejimin adının konması)
Bunların hepsi, yönetimin tek kişiden alınıp halka verilmesi, yani demokrasinin temel adımlarıdır.
Adım 2: Peki, bir cumhuriyette demokrasinin tam olarak işlemesi için bir sonraki mantıklı adım ne olmalıdır? Tabii ki halkın farklı görüşlerinin Meclis’te temsil edilebilmesi. Bu da ancak birden fazla siyasi parti ile mümkün olur.
Adım 3: Diğer şıklara bakalım. Ankara’nın başkent olması (13 Ekim 1923), cumhuriyetin ilanından (29 Ekim 1923) önce gerçekleşti, yani sıradaki adım olamaz. Medeni Kanun (1926) ve Soyadı Kanunu (1934) ise çok önemli toplumsal devrimler olsalar da, paragrafta anlatılan siyasi yapının kurulmasındaki bir sonraki doğrudan adım değillerdir. Siyasi yapıyı tamamlayan en önemli halka, çok partili sistem denemeleridir.
Sonuç:
Bu kronolojik ve mantıksal sıraya göre boşluğa gelmesi gereken en uygun ifade A seçeneğidir.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Anlamadığınız bir yer olursa çekinmeden tekrar sorun. Başarılar dilerim!