8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 140
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz.
Bugün, kitabımızın 140. sayfasında yer alan “Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar” konusunu ve oradaki hazırlık çalışması sorusunu birlikte inceleyeceğiz. Bu konu, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl modern ve birlik içinde bir toplum olmayı hedeflediğini anlamamız için çok önemli.
Haydi, şimdi görseldeki soruyu analiz edip adım adım çözelim!
Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün toplumsal alanda yaptığı yenilikleri araştırınız. Bu yenilikleri millî kimliğimizin kazanılması ve çağdaşlaşma açısından değerlendiriniz.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu soru aslında bizden iki şey istiyor. Birincisi, Atatürk’ün toplumsal alanda yaptığı yenilikleri, yani inkılapları listelememiz. İkincisi ise bu yeniliklerin neden yapıldığını, yani “millî kimlik” ve “çağdaşlaşma” hedeflerine nasıl hizmet ettiğini açıklamamız. Haydi başlayalım!
Adım 1: Toplumsal Alanda Yapılan Yenilikler Nelerdi?
Öncelikle Atatürk döneminde toplum hayatını düzenlemek için yapılan başlıca inkılapları bir hatırlayalım:
- Şapka ve Kıyafet İnkılabı (1925): Metinde de bahsedildiği gibi, Osmanlı’da insanlar giydikleri kıyafetlere ve başlarına taktıkları başlıklara (fes, sarık vb.) göre ayırt edilebiliyordu. Bu durum, toplumda birlik ve beraberlik duygusunu zayıflatıyordu. Atatürk, Kastamonu gezisinde şapkayı tanıtarak modern ve tek tip bir kıyafet anlayışını getirmeyi amaçladı. Böylece dış görünüşten kaynaklanan ayrımlar ortadan kalkacaktı.
- Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (1925): Toplumun dinî duygularını kötüye kullanan ve halkı hurafelere yönelten bazı yapıların kapatılmasıyla, toplumun daha akılcı ve bilimsel düşünmesi hedeflenmiştir. Bu, laik toplum düzenine geçişin önemli bir adımıdır.
- Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik (1925-1931): Osmanlı’da kullanılan Hicri takvim, alaturka saat ve arşın, okka gibi ölçü birimleri yerine; tüm dünyada kullanılan Miladi takvim, uluslararası saat ve metre, kilogram gibi ölçü birimleri kabul edildi.
- Soyadı Kanunu (1934): Herkesin bir soyadı alması zorunlu hale getirildi. Önceden insanlar lakapları, baba adları veya memleketleriyle anılırdı. Bu durum, resmî işlerde (askerlik, okul, tapu) büyük karışıklıklara yol açıyordu. Soyadı Kanunu ile bu karışıklıklar giderildi ve herkes kanun önünde eşitlendi.
- Kadınlara Siyasi ve Sosyal Hakların Verilmesi: Medeni Kanun (1926) ile kadınlar sosyal hayatta (evlenme, boşanma, miras) erkeklerle eşit haklara sahip oldu. Daha sonra 1930’da belediye, 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.
Adım 2: Bu Yenilikleri “Millî Kimlik” ve “Çağdaşlaşma” Açısından Değerlendirelim
Şimdi bu yeniliklerin asıl amacını, yani sorunun ikinci kısmını cevaplayalım.
Millî Kimlik Kazanılması Açısından:
Millî kimlik, bir milleti oluşturan insanların din, dil, ırk ayrımı olmaksızın kendilerini o milletin bir parçası olarak hissetmeleridir. Metinde de belirtildiği gibi Osmanlı toplumu farklı millet ve inançlardan oluşuyordu ve bu durum kıyafetlere bile yansıyordu. Bu da bir “Osmanlı milleti” bilincinin oluşmasını engelliyordu.
Yapılan inkılaplar, bu farklılıkları ortadan kaldırarak herkesi “Türk vatandaşı” ortak paydasında buluşturmayı hedefledi.
- Kıyafet İnkılabı ile insanların dış görünüşüne bakarak “şu dinden, bu milletten” diye ayrılması engellendi. Herkes modern kıyafetler giyerek eşit bir vatandaş haline geldi.
- Soyadı Kanunu ile ayrıcalık belirten unvanlar (ağa, paşa, bey) kaldırılarak herkesin kanun önünde eşit olduğu ve tek bir milletin parçası olduğu vurgulandı.
Çağdaşlaşma Açısından:
Çağdaşlaşma, o dönemin modern ve gelişmiş ülkelerinin (yani Batı medeniyetinin) seviyesine ulaşmak demektir. Atatürk’ün hedefi, Türkiye’yi her alanda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktı.
Yapılan inkılaplar, Türkiye’nin yüzünü Batı’ya dönmesini ve modern bir devlet olmasını sağladı.
- Kıyafet İnkılabı ile Türk halkının dış görünüşüyle de modern ve medeni bir toplum olduğu mesajı verildi. Metindeki “Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş, her alanda ve görünüşüyle uygar bir topluma dönüştürmek” ifadesi tam da bunu anlatıyor.
- Takvim, saat ve ölçülerin değiştirilmesi, Batı dünyasıyla olan ticari, ekonomik ve sosyal ilişkileri kolaylaştırdı. Artık tüm dünya ile aynı takvimi ve ölçü birimlerini kullanıyorduk.
- Kadınlara haklar verilmesi, modern bir toplum olmanın en temel şartlarından biridir. Bir toplumun yarısını oluşturan kadınlar olmadan o toplumun ilerlemesi ve çağdaşlaşması mümkün değildir.
Sonuç
Kısacası sevgili öğrencilerim, toplumsal alanda yapılan inkılaplar sadece birer kılık kıyafet veya takvim değişikliği değildir. Bu inkılapların temelinde, Osmanlı’dan kalan ve toplumu bölen unsurları temizleyerek birlik ve beraberlik içinde, ortak bir millî kimliğe sahip ve aynı zamanda dünyadaki modern ülkelerle her alanda bütünleşmiş, çağdaş bir Türkiye toplumu yaratma ideali yatmaktadır.