8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 206
Merhaba sevgili gençler! Ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün birlikte gönderdiğiniz testteki soruları çözeceğiz. Bu sorular, Türkiye’nin çok partili hayata geçişi ve İkinci Dünya Savaşı’nın ülkemize etkileri gibi önemli konuları içeriyor. Hazırsanız, hadi başlayalım! Soruları dikkatlice okuyup, adım adım mantığını kavrayarak çözeceğiz.
2. Soru: 1946’da yapılan ilk çok partili seçimi Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. 1950’de yapılan genel seçimleri ise Demokrat Parti kazandı ve iktidar oldu.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, bu soruyu çözmek için bize verilen kısa metni dikkatlice analiz etmemiz gerekiyor. Soru kökünde “söylenemez” ifadesinin altı çizilmiş, bu yüzden metne uymayan, yanlış olan seçeneği bulmalıyız.
-
Adım 1: Metni anlayalım. Metin bize iki önemli bilgi veriyor:
- İlk çok partili seçim 1946’da yapılmış ve CHP kazanmış.
- 1950’deki seçimi ise Demokrat Parti (DP) kazanarak iktidar olmuş.
Bu durum, artık ülkede birden fazla partinin yönetime aday olabildiğini gösteriyor.
-
Adım 2: Şimdi şıkları tek tek inceleyelim.
- A) TBMM’de farklı düşüncelerin temsil edilmesi sağlanmıştır. Evet, bu söylenebilir. Çünkü hem CHP hem de DP gibi farklı partilerin olması, mecliste farklı görüşlerin temsil edildiği anlamına gelir. Bu doğru.
- B) Demokrat Parti ülkeyi tek parti olarak yönetmiştir. İşte bu ifadeye dikkat! Metin bize “çok partili” bir dönemden bahsediyor. Demokrat Parti 1950’de seçimi kazanıp tek başına iktidar olmuş olabilir ama bu, ülkenin “tek parti” sistemiyle yönetildiği anlamına gelmez. Çünkü diğer partiler (CHP gibi) varlığını sürdürmeye ve muhalefet yapmaya devam etmiştir. Dolayısıyla bu ifade yanlıştır.
- C) İlk çok partili seçimler 1946’da yapılmıştır. Metnin ilk cümlesinde bu bilgi açıkça yazıyor. Bu doğru.
- D) Demokrat Parti 1950’de iktidar olmuştur. Metnin ikinci cümlesinde bu bilgi de net bir şekilde belirtilmiş. Bu da doğru.
- Adım 3: Soru bizden “söylenemez” olanı, yani yanlış bilgiyi istediği için doğru cevabımız B seçeneğidir. Unutmayın, bir partinin seçimi kazanması, diğer partilerin yok olduğu ve tek partili bir yönetim olduğu anlamına gelmez.
Doğru Cevap: B
3. Soru: İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de, gazetelerin sayfa sayıları sınırlandırıldı. Ayrıca, savaşın ekonomiye olumsuz etkisini azaltmak için Milli Korunma Kanunu adıyla bir kanun hazırlandı. Bu kanunla ekmek yapımında yalnızca buğday kullanılması, pasta ve benzeri unlu gıdaların yapımının yasaklanması, ekmeğin karne ile dağıtılması ve Varlık Vergisi alınması gibi önlemler getirildi.
Yukarıdaki bilgilerden çıkartılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm:
Arkadaşlar, bu tür sorularda paragrafın “ana fikrini” bulmamız istenir. Yani, anlatılan bütün olayları tek bir cümleyle özetleyen en genel ifadeyi bulmalıyız. “En kapsamlı yargı” demek, bütün parçaları içine alan büyük resim demektir.
-
Adım 1: Paragrafta nelerden bahsediliyor, bir liste yapalım:
- Gazete sayfaları sınırlanmış.
- Milli Korunma Kanunu çıkarılmış.
- Ekmek karneyle dağıtılmış.
- Varlık Vergisi alınmış.
- Pasta gibi lüks tüketim yasaklanmış.
- Adım 2: Bütün bu yapılanların ortak amacı ne? Paragrafın başında söylüyor: “savaşın ekonomiye olumsuz etkisini azaltmak”. Yani tüm bu maddeler, savaş yüzünden alınan ekonomik önlemlerdir.
-
Adım 3: Şimdi şıklara bu gözle bakalım.
- A) Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılmamıştır. Bu bilgi paragrafta yok. Belki doğru bir bilgi olabilir ama bu paragraftan çıkaramayız.
- B) Türkiye İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ekonomik önlemler almıştır. Evet, bu cümle yukarıda listelediğimiz bütün maddeleri kapsıyor. Gazete sayfasını sınırlamak da, ekmeği karneye bağlamak da birer ekonomik önlemdir. Bu, en kapsamlı yargı gibi duruyor.
- C) Ekmek buğday unundan yapılmıştır. Bu, paragrafta geçen küçük bir ayrıntı. Bütün paragrafı özetlemiyor.
- D) Milli Korunma Kanunu askerleri korumak amacıyla çıkartılmıştır. Paragrafta kanunun amacının “ekonomiye olumsuz etkiyi azaltmak” olduğu söyleniyor, askerleri korumak olduğu söylenmiyor. Bu yüzden bu ifade yanlış.
- Adım 4: Gördüğünüz gibi, B seçeneği paragraftaki tüm örnekleri içine alan genel bir sonuç cümlesidir.
Doğru Cevap: B
4. Soru: Türkiye tarafsızlık ve denge politikası ile İkinci Dünya Savaşı’nın dışında kaldı. Ancak savaşa girme olasılığı nedeniyle bir milyona yakın erkek nüfus askere alındı.
Aşağıdakilerden hangisi bu durumun sonuçlarından değildir?
Çözüm:
Bu soruda neden-sonuç ilişkisi kurmamız gerekiyor. Ortada bir durum var: “Bir milyona yakın erkeğin askere alınması”. Bizden istenen ise, bu durumun bir sonucu olmayan seçeneği bulmak.
- Adım 1: Durumu hayal edelim. Ülkedeki genç ve çalışabilir erkeklerin büyük bir kısmı orduya katılıyor. Bu durum günlük hayatı, üretimi, aileleri nasıl etkiler?
-
Adım 2: Şıkları bu düşünceyle değerlendirelim.
- A) Tarım ve sanayide işgücü kaybının yaşanması: Tarlada, fabrikada çalışan erkekler askere giderse, üretimde çalışan insan sayısı azalır. Yani işgücü kaybı yaşanır. Bu bir sonuçtur.
- B) Evliliklerin ve doğum oranlarının azalması: Askere giden genç erkekler evlenemez, aile kuramaz. Bu da doğal olarak evlilik ve doğum oranlarını azaltır. Bu da bir sonuçtur.
- C) Nüfus artış hızının azalması: Doğum oranları azalırsa, ülkenin nüfus artış hızı da yavaşlar. Bu da bir sonuçtur.
- D) Dış göçlerin yaşanması: “Dış göç” demek, insanların başka bir ülkeye göç etmesi demektir. Paragrafta insanların askere alındığından bahsediliyor, başka bir ülkeye göç ettiğinden değil. Bu durumun doğrudan bir sonucu olarak dış göç yaşanmaz.
- Adım 3: A, B ve C seçenekleri, erkeklerin askere alınmasının doğrudan sosyal ve ekonomik sonuçlarıyken, D seçeneğinin paragraftaki durumla bir ilgisi yoktur.
Doğru Cevap: D
5. Soru: İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da demokratik olmayan yönetimler yıkılmış; barış, özgürlük, hak ve demokrasi kavramları önem kazanmaya başlamıştı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Örgütü’ne girişi ve Batılı devletlerle yakınlaşması daha demokratik bir sistemin yerleşmesine zemin hazırladı. Birleşmiş Milletler Anayasası’nı kabul eden Türkiye, bu anayasanın demokratik ilkelerine uygun davranmak durumundaydı.
Yukarıdaki gelişmenin iç politikaya yansıması aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu soru bize dünyadaki bir değişimin, ülkemizin içindeki siyaseti nasıl etkilediğini soruyor. Anahtar kelimelerimiz: “demokrasi” ve “iç politikaya yansıması”.
- Adım 1: Paragrafı özetleyelim. II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada bir demokrasi rüzgârı esmeye başlıyor. Türkiye de bu yeni düzende yer almak için Birleşmiş Milletler’e üye oluyor ve Batı dünyasıyla yakınlaşıyor. Bu durum, Türkiye’nin de daha demokratik adımlar atmasını zorunlu kılıyor.
- Adım 2: Soru bize bu durumun “iç politikaya”, yani ülke yönetimine nasıl yansıdığını soruyor. Türkiye’nin daha demokratik olması için ülke içinde ne yapması gerekirdi?
-
Adım 3: Şıkları inceleyelim.
- A) Ekonomik önlemlerin yoğunlaşması: Bu, savaş sırasındaki bir durumdu. Paragraf ise savaş sonrasındaki siyasi gelişmelerden bahsediyor. Konuyla ilgisiz.
- B) Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulması: Bu, olayın sebebi, yani dış gelişme. Bize ise bunun içerideki “sonucu” soruluyor.
- C) Demokratik olmayan yönetimlerin ortaya çıkması: Paragraf bunun tam tersini söylüyor. Demokratik olmayanlar yıkılıyor, demokrasi güçleniyor. Bu tamamen yanlış.
- D) Türkiye’de çok partili yaşama geçilmesi: İşte bu tam aradığımız cevap! Tek parti yönetimi, demokrasinin tam olarak işlediği bir sistem değildir. Türkiye’nin dünyadaki demokrasi rüzgârına ayak uydurmak için attığı en büyük iç politika adımı, birden fazla partinin kurulmasına izin vererek çok partili hayata geçmesidir. Bu, demokrasinin en temel gerekliliklerinden biridir.
Doğru Cevap: D
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Unutmayın, İnkılap Tarihi dersi sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda bugün yaşadığımız ülkenin temellerini anlamaktır. Başarılar dilerim