8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 12
Merhaba sevgili öğrencilerim,
8. Sınıf İnkılap Tarihi dersimizin ilk ünitesi olan “Bir Kahraman Doğuyor” konusundaki hazırlık çalışmalarını birlikte inceleyelim. Bu sorular, ünitemize başlarken o dönemin koşullarını daha iyi anlamamız için birer anahtar niteliğinde. Gelin şimdi bu soruları adım adım analiz edip cevaplayalım.
Soru 1: Sanayi İnkılabı ile yaşanan değişimi ve bu değişimin Osmanlı Devleti’ne etkilerini araştırınız.
Harika bir soru! Bu soru, aslında 19. ve 20. yüzyılda dünyayı ve Osmanlı’yı şekillendiren en önemli olaylardan birini anlamamızı istiyor. Gelin adım adım inceleyelim.
Adım 1: Sanayi İnkılabı Nedir? Onu Anlayalım.
Öncelikle Sanayi İnkılabı‘nın ne olduğunu hatırlayalım. Kısaca, insan ve hayvan gücüne dayalı üretimden, makine gücüne dayalı üretime geçiştir. 18. yüzyılda İngiltere’de buhar makinesinin icadıyla başladı ve kısa sürede tüm Avrupa’ya yayıldı. Artık küçük atölyelerin yerini devasa fabrikalar aldı ve üretim inanılmaz bir hızla arttı.
Adım 2: Sanayi İnkılabı’nın Avrupa’ya Etkileri Nelerdi?
Fabrikalar sayesinde Avrupalı devletler çok daha fazla ve ucuza ürün üretmeye başladılar. Bu durum iki önemli ihtiyacı ortaya çıkardı:
- Hammadde: Fabrikalarda işlemek için pamuk, kömür, demir gibi kaynaklara ihtiyaç duydular.
- Pazar: Ürettikleri bu bol ürünleri satacak yeni yerlere, yani yeni müşterilere ihtiyaç duydular.
İşte bu iki ihtiyaç, Avrupalı devletleri sömürgecilik yarışına itti. Güçsüz ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını alıp, kendi ürettikleri ürünleri onlara sattılar.
Adım 3: Peki, Bu Durum Osmanlı Devleti’ni Nasıl Etkiledi?
İşte sorumuzun en can alıcı kısmı burası. Maalesef Osmanlı Devleti, Sanayi İnkılabı’nı zamanında yakalayamadı. Üretimimiz hâlâ el tezgahlarına, küçük atölyelere (loncalara) dayanıyordu. Bu durumun sonuçları bizim için oldukça ağır oldu:
- Ekonomik Çöküş: Avrupa’nın ucuz ve bol fabrika ürünleri, kapitülasyonlar (yabancılara tanınan ticari ayrıcalıklar) sayesinde Osmanlı pazarına kolayca girdi. El tezgahlarında üretim yapan yerli esnafımız bu rekabete dayanamadı ve bir bir kepenk kapatmak zorunda kaldı.
- Dışa Bağımlılık: Osmanlı Devleti, Avrupalı devletler için bir hammadde kaynağı ve kendi ürünlerini sattıkları bir açık pazar haline geldi. Yani bizden ucuza pamuk alıp, o pamukla ürettikleri kumaşı bize pahalıya satıyorlardı. Bu durum ekonomimizi dışa bağımlı hale getirdi.
- Dış Borçlanma: Zayıflayan ekonomi ve artan savaş masrafları nedeniyle Osmanlı Devleti, ilk kez Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den dış borç aldı. Bu borçlar zamanla arttı ve ödenemez hale gelince Avrupalı devletler, borçlarını tahsil etmek için Düyûn-ı Umûmiye (Genel Borçlar İdaresi) adında bir kurum kurdular. Bu kurum, Osmanlı’nın en önemli gelir kaynaklarına el koydu. Bu da ekonomik bağımsızlığımızı tamamen kaybetmemiz anlamına geliyordu.
Sonuç olarak; Sanayi İnkılabı, Osmanlı Devleti’ni ekonomik olarak olumsuz etkilemiş, yerli sanayinin çökmesine, dışa bağımlılığın artmasına ve nihayetinde ekonomik bağımsızlığını kaybetmesine neden olmuştur.
Soru 2: XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yaşanan demokratik gelişmelerin neler olduğunu araştırınız.
Bu da çok önemli bir konu! Osmanlı Devleti’nin son yüzyılında dağılmayı önlemek için atılan adımları ve yönetimdeki değişimleri anlamamızı sağlıyor. Hadi başlayalım!
Adım 1: Neden Demokratik Gelişmelere İhtiyaç Duyuldu?
Bu sorunun cevabı bir önceki konumuz olan Fransız İhtilali‘nde saklı. Fransız İhtilali ile yayılan hürriyet, eşitlik, adalet ve özellikle milliyetçilik akımı, Osmanlı gibi çok uluslu (içinde Sırp, Rum, Bulgar, Arap gibi birçok farklı milleti barındıran) bir imparatorluğu derinden sarstı. Milliyetçilik akımının etkisiyle azınlıklar, kendi bağımsız devletlerini kurmak için isyan etmeye başladılar. İşte Osmanlı aydınları ve padişahları, devleti bu dağılmaktan kurtarmak için bazı yenilikler ve demokratik adımlar atmak zorunda kaldılar. Amaç, Osmanlıcılık fikri etrafında din, dil, ırk ayrımı yapmadan bütün vatandaşları kanun önünde eşit sayarak bir arada tutmaktı.
Adım 2: XIX. Yüzyıldaki Önemli Demokratik Gelişmeler Nelerdir?
Bu dönemde yaşanan başlıca demokratikleşme adımları şunlardır:
-
Tanzimat Fermanı (1839):
Padişah Abdülmecit döneminde ilan edildi. Bu fermanla padişah, ilk defa kendi gücünün üstünde kanun gücünün varlığını kabul etmiştir. Tüm Osmanlı vatandaşlarının can, mal ve namus güvenliği devlet güvencesine alınmış, herkesin kanun önünde eşit olduğu ilan edilmiştir. Bu, anayasal yönetime geçişin ilk adımı sayılır.
-
Islahat Fermanı (1856):
Yine Padişah Abdülmecit döneminde, Avrupalı devletlerin de baskısıyla ilan edildi. Bu ferman, Tanzimat Fermanı’nı tamamlar niteliktedir ve özellikle gayrimüslim (Müslüman olmayan) halkın haklarını genişletmiştir. Amaç, Avrupalıların iç işlerimize karışmasını engellemek ve azınlıkların devlete bağlılığını artırmaktı.
-
I. Meşrutiyet’in İlanı (1876):
Bu, en önemli adımlardan biridir! Padişah II. Abdülhamit, Jön Türkler (Genç Osmanlılar) adı verilen aydınların baskısıyla meşrutiyeti ilan etti. Peki meşrutiyet ne demek? Padişahın yanında, halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan bir meclisin (Meclis-i Mebusan) de yönetime katılması demektir. Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi de bu dönemde yürürlüğe girdi. Böylece halk, kısıtlı da olsa ilk defa yönetime katılma hakkı elde etti. Ancak bu dönem, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) bahane edilerek padişah tarafından meclisin kapatılmasıyla kısa sürmüştür.
Sonuç olarak; 19. yüzyılda Osmanlı Devleti, Fransız İhtilali’nin getirdiği milliyetçilik akımının yıkıcı etkisinden kurtulmak ve devleti bir arada tutmak amacıyla Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve I. Meşrutiyet gibi çok önemli demokratikleşme adımları atmıştır. Bu adımlar, padişahın mutlak gücünü sınırlandırmış ve anayasal düzene geçişin temellerini oluşturmuştur.
Umarım bu açıklamalar, ünitemize başlarken konuları daha iyi kavramanıza yardımcı olmuştur. Derslerinizde başarılar dilerim!