8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 198
Harika bir çalışma! Sevgili öğrencilerim, gelin şimdi bu sayfadaki soruları birlikte, adım adım inceleyip çözelim. İnkılap Tarihi dersimizin en önemli konularından birindeyiz, dikkatle takip edelim.
Soru 1: İkinci Dünya Savaşı’nın nedenleri nelerdir? Araştırınız.
Çözüm:
Merhaba arkadaşlar, bu sorunun cevabı aslında okuduğumuz metnin içinde gizli. Metni dikkatlice analiz ettiğimizde İkinci Dünya Savaşı’na yol açan sebepleri adım adım görebiliriz. Hadi gelin birlikte bakalım:
Adım 1: Birinci Dünya Savaşı Sonrası İmzalanan Ağır Antlaşmalar
Her şeyden önce, Birinci Dünya Savaşı’nı bitiren antlaşmaların barışı sağlamaktan çok uzak olduğunu bilmeliyiz. Özellikle Almanya ile imzalanan Versailles (Versay) Antlaşması çok ağır şartlar içeriyordu. Almanya hem ekonomik olarak çok büyük bir yükün altına sokuldu, hem de askeri olarak ciddi şekilde kısıtlandı. Bu durum, Alman halkında büyük bir öfke ve intikam duygusu yarattı.
Adım 2: Yayılmacı ve Saldırgan Politikalar
Almanya’da 1933’te iktidara gelen Adolf Hitler, Versay Antlaşması’nı tanımadığını ilan etti ve yayılmacı bir politika izlemeye başladı. Sadece Almanya değil, İtalya’da Mussolini ve Uzak Doğu’da Japonya da benzer şekilde topraklarını genişletmek istiyordu. Bu üç devletin saldırgan politikaları, dünyayı yeni bir savaşın eşiğine getirdi.
Adım 3: Devletler Arası Gruplaşmalar (Bloklaşma)
Bu saldırgan politikalara sahip olan Almanya, İtalya ve Japonya kendi aralarında bir ittifak kurdu. Bu gruba “Mihver Devletler” diyoruz. Onların karşısında ise başta İngiltere ve Fransa olmak üzere “Müttefik Devletler” yer aldı. Dünyanın bu şekilde iki düşman kampa ayrılması, savaşın en önemli nedenlerinden biridir.
Adım 4: 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın Etkileri
Büyük bir ekonomik kriz olan bu bunalım, dünyadaki pek çok ülkeyi olumsuz etkiledi. Ekonomileri bozulan ülkelerde halk fakirleşti ve bu durum, Hitler gibi saldırgan liderlerin iktidara gelmesini kolaylaştırdı.
Kısacası, İkinci Dünya Savaşı’nın nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:
- Versay Antlaşması’nın ağır şartları.
- Almanya, İtalya ve Japonya’nın yayılmacı (emperyalist) politikaları.
- Mihver ve Müttefik Devletler olarak dünyanın ikiye bölünmesi.
- 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın siyasi sonuçları.
Soru 2: Atatürk’ün ileri görüşlülüğü sayesinde, askeri ve siyasi alanlarda kazandığı başarılardan örnekler veriniz.
Çözüm:
Sevgili gençler, “ileri görüşlülük” bir liderin gelecekte olabilecekleri önceden sezmesi, tahmin etmesi ve ona göre akıllıca tedbirler alması demektir. Atatürk, bu özelliğe sahip dâhi bir liderdi. Metinde de bunun harika bir örneğini görüyoruz. Gelin bu ve başka örnekleri inceleyelim:
Adım 1: İkinci Dünya Savaşı’nın Çıkacağını Önceden Görmesi
Metinde okuduğumuz 1. Kaynak‘ta Atatürk, henüz 1932 yılında, yani savaşın başlamasından tam 7 yıl önce, Almanya’nın Versay Antlaşması’nı kabul etmeyeceğini ve Avrupa’nın kaderinin Almanya’nın atacağı adımlara bağlı olacağını söylüyor. Bu, onun olayları ne kadar iyi analiz ettiğini ve geleceği ne kadar doğru tahmin ettiğini gösteren müthiş bir örnektir. Yine metindeki 2. Kaynak‘ta ise bu tehlikeli durum karşısında Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini söyleyerek izlenmesi gereken doğru politikayı da belirlemiştir. Nitekim Türkiye, Atatürk’ün bu öngörüsü sayesinde İkinci Dünya Savaşı’nın büyük yıkımından kendini korumuştur.
Adım 2: Diğer Askeri ve Siyasi Başarıları
Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü gösteren başka olaylar da vardır. İşte en bilinenlerden bazıları:
- Çanakkale Savaşları: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanı iken düşmanın Conkbayırı ve Kocaçimen’den çıkarma yapacağını önceden tahmin etmiş ve birliklerini buna göre konumlandırarak savaşın kazanılmasında kilit bir rol oynamıştır.
- Hatay’ın Anavatana Katılması: Atatürk, hasta yatağında olmasına rağmen Avrupa’da yeni bir savaşın çıkacağını öngörmüş ve bu durumun yaratacağı siyasi ortamdan faydalanarak Hatay meselesini barışçıl yollarla çözmek için büyük bir diplomatik mücadele vermiştir. Onun bu öngörüsü ve çabası sayesinde Hatay, vefatından sonra 1939’da anavatana katılmıştır.
- Şapka ve Kıyafet İnkılabı: Atatürk, Türk toplumunun çağdaş ve modern bir görünüme kavuşmasının, uluslararası alanda saygın bir millet olarak kabul edilmesi için ne kadar önemli olduğunu önceden görmüş ve bu inkılabı gerçekleştirmiştir.
Gördüğünüz gibi, Atatürk sadece büyük bir komutan değil, aynı zamanda olayların gidişatını çok önceden görebilen dâhi bir devlet adamıydı.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!