8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 126
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gönderdiğiniz görseldeki etkinlik ve kaynak metnini gelin birlikte adım adım analiz edelim ve çözelim. Bu konular, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini anlamamız açısından çok önemli.
Etkinlik: 1921 Anayasası’nın eksik yönlerini yazarak, 1924 Anayasası’nda yapılan düzenlemeler ile karşılaştırınız.
Bu etkinliği yaparken unutmamalıyız ki, 1921 Anayasası (diğer adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) Kurtuluş Savaşı gibi olağanüstü bir dönemde hazırlanmış, hızlı karar almayı amaçlayan bir savaş anayasasıydı. 1924 Anayasası ise artık kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin normal düzene geçtiği dönemde, daha kalıcı ve kapsamlı bir anayasa olarak hazırlanmıştır. Haydi bu farkları maddeler halinde inceleyelim.
1921 Anayasası’nın Eksik Yönleri
- Devletin yönetim şekli (rejim) tam olarak belirtilmemişti. Cumhuriyet henüz ilan edilmemişti.
- Devlet başkanlığı makamı yoktu. Meclis Başkanı, aynı zamanda hükümetin de başkanıydı. Bu durum, devlet yönetiminde bir boşluk yaratıyordu.
- “Güçler birliği” ilkesi benimsenmişti. Yani yasama, yürütme ve yargı yetkileri mecliste toplanmıştı. Bu, savaş döneminde hızlı karar almak için gerekliydi ama demokratik bir sistem için uygun değildi.
- Temel hak ve özgürlüklere yeterince yer verilmemişti. Çünkü öncelik vatanın kurtarılmasıydı.
- Kısa ve özet bir anayasaydı, devletin tüm kurumlarını ayrıntılı bir şekilde düzenlemiyordu.
↓
1924 Anayasası’nda Yapılan Düzenlemeler
- Devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu kesin bir dille belirtilmiştir. “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” maddesi değiştirilemez kabul edilmiştir.
- Devletin başı olarak Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştur. Hükümetin başında ise bir Başbakan yer almıştır. (Kabine sistemine geçilmiştir.)
- “Güçler ayrılığı” ilkesine doğru bir adım atılmıştır. Yasama yetkisi TBMM’de, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunda, yargı yetkisi ise bağımsız mahkemelerde olacak şekilde düzenlenmiştir.
- “Türklerin Kamu Hakları” başlığı altında vatandaşların temel hak ve özgürlükleri (düşünce, basın, mülkiyet özgürlüğü gibi) güvence altına alınmıştır.
- Daha ayrıntılı ve kapsamlı bir anayasa olarak devletin temel organlarını, işleyişini ve vatandaşlık haklarını net bir şekilde düzenlemiştir.
***
14. Kaynak: Millet Meclisi’nde Sorunlar
Şimdi de kaynak metni dikkatlice okuyup analiz edelim. Bu metin, meclis içinde yaşanan bir tartışmayı ve Mustafa Kemal’in bu konudaki demokratik tavrını çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Soru: Metne göre, Millet Meclisi’nde yaşanan sorun nedir? Bu soruna karşı Mustafa Kemal nasıl bir tavır sergilemiş ve neden böyle davranmıştır?
Çözüm:
Adım 1: Sorunu Anlayalım
Metinde anlatılan sorun şudur: Meclis’teki bazı milletvekilleri, hükümetin çalışmalarını engelliyor ve milletin çıkarlarına aykırı hareket ediyorlar. Bu duruma sinirlenen diğer bazı milletvekilleri, bu kişileri meclisten atmak ve yerlerine yeni seçimle başkalarını getirmek için bir kanun teklifi hazırlamayı düşünüyorlar. Kısacası, muhalif ve işleri yavaşlatan vekilleri meclisten uzaklaştırmak istiyorlar.
Adım 2: Mustafa Kemal’in Tepkisini ve Gerekçelerini İnceleyelim
Mustafa Kemal Paşa, bu teklife şiddetle karşı çıkıyor. Peki neden? Çünkü bu durumun milli egemenlik ve demokrasi ilkelerine tamamen aykırı olduğunu düşünüyor. Onun karşı çıkma nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
- Milli Egemenlik İlkesi: Mustafa Kemal, meclisin halk tarafından seçildiğini ve bu durumun tüm dünyaya ilan edildiğini hatırlatıyor. Halkın seçtiği bir vekili, meclisteki diğer vekillerin oylarıyla atmak, halkın iradesini yok saymak olurdu.
- Meclis’in İtibarı: Eğer hükümeti eleştiren her milletvekili meclisten atılacak olursa, meclisin bir saygınlığı kalmaz. Farklı fikirlerin özgürce tartışılabildiği bir yer olmaktan çıkar.
- Milletvekili Dokunulmazlığı: Milletvekillerinin “dokunulmazlığı” vardır. Bu, onların meclisteki sözlerinden ve düşüncelerinden dolayı kolayca yargılanamayacağı anlamına gelir. Muhalif vekilleri meclisten atmak, bu dokunulmazlık ilkesini anlamsız kılardı.
- Demokrasinin Gereği: Mustafa Kemal, “Muhalif tek kişi dahi olsa bu yapılamaz.” diyerek demokrasilerde farklı seslere ve muhalefete katlanmak gerektiğini vurguluyor.
Adım 3: Mustafa Kemal’in Çözüm Önerisi
Mustafa Kemal, meclis içinden birilerini atmak yerine, eğer meclis gerçekten çalışamaz hale gelirse tek bir çözüm yolu olduğunu söylüyor: genel seçime gitmek. Yani, kararı yine millete bırakmak. Bütün seçimlerin yenilenmesini ve milletin yeni vekillerini seçerek meclisi yeniden oluşturmasını öneriyor. Ona göre sorunların çözümü, antidemokratik yollarla değil, yine milletin iradesine başvurarak olmalıdır.
Sonuç
Bu metin bize, Mustafa Kemal’in milli egemenliğe ve demokrasiye ne kadar derinden inandığını gösteriyor. Zor zamanlarda bile, en doğru yolun her zaman milletin kararına saygı duymak olduğunu savunmuştur.