Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gönderdiğiniz ders kitabı sayfasındaki soruyu birlikte analiz edip çözeceğiz. Bu konu, ülkemizin ekonomik bağımsızlığını kazanma yolunda attığı önemli adımlardan birini anlatıyor. Haydi gelin, bu soruyu birlikte adım adım çözelim ve konuyu daha iyi anlayalım.
Soru: Devletçilik ilkesinin benimsenmesindeki ulusal ve uluslararası etkenler nelerdir?
Bu soruyu cevaplamak için metni dikkatlice okumamız ve Devletçilik ilkesine geçişi hazırlayan sebepleri ulusal (yani ülke içindeki) ve uluslararası (yani dünya genelindeki) olarak ikiye ayırmamız gerekiyor.
Adım 1: Ulusal (Ülke İçi) Etkenleri Bulalım
Metnin ilk paragrafına baktığımızda, Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel girişimcilerin, yani kendi işini kuran insanların, ekonomiyi kalkındırması hedeflenmiş. Ancak bu pek de başarılı olamamış. Neden mi? İşte metinde geçen sebepler, bizim ulusal etkenlerimizdir:
- Özel girişimciliğin deneyimsizliği: O dönemde fabrika kuracak, büyük işler yapacak tecrübeli iş insanlarımızın sayısı çok azdı.
- Sermaye ve teknik bilgi yetersizliği: Yani, fabrika açmak için gereken para (sermaye) ve makineleri kullanacak, üretimi yönetecek bilgi birikimi (teknik bilgi) halkta yeterince yoktu.
- Nitelikli iş gücü eksikliği: Fabrikalarda çalışacak eğitimli ve usta işçilerin sayısı da azdı.
İşte bu ülke içindeki sorunlar, özel sektörün tek başına ekonomiyi ayağa kaldıramayacağını göstermişti. Bu durum, devletin ekonomiye daha fazla müdahale etmesi gerektiği fikrini doğurdu.
Adım 2: Uluslararası (Dünya Genelindeki) Etkeni Bulalım
Şimdi de sınırlarımızın dışına bakalım. Metnin ikinci paragrafı bize en önemli uluslararası sebebi veriyor. Bu sebep, tüm dünyayı sarsan büyük bir olaydı:
- 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı (Büyük Buhran): Amerika’da başlayıp bütün dünyayı etkileyen bu büyük ekonomik kriz, Türkiye’yi de derinden etkiledi. Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri tarım ürünleri ihracatıydı, yani dış ülkelere sattığımız ürünlerdi. Kriz yüzünden diğer ülkeler bu ürünleri alamaz oldu ve Türkiye’nin gelirleri düştü.
Bu küresel kriz, sadece özel girişime dayalı ekonomi modelinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Bu yüzden Türkiye, kendi kendine yetebilen, daha korumacı ve devletin öncülük ettiği bir ekonomi modeline, yani Devletçilik ilkesine yönelmek zorunda kaldı.
Sonuç
Kısacası sevgili gençler, Devletçilik ilkesi bir anda ortaya çıkmış bir fikir değildi. Hem ülkemizin kendi içindeki (özel sektörün tecrübesizliği, para ve bilgi eksikliği gibi) ulusal sebepler, hem de bütün dünyayı sarsan (1929 Krizi gibi) uluslararası bir sebep, Türkiye Cumhuriyeti’ni bu ilkeyi benimsemeye yöneltmiştir. Devlet, ekonomideki bu boşluğu doldurmak ve sanayileşmeyi hızlandırmak için “Ben de varım!” demiştir.