3. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayınları Sayfa 212
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin 3. Sınıf Türkçe öğretmenin. Gönderdiğin soruları ve şiiri dikkatlice inceledim. Şimdi bu soruları adım adım, şiirimizden yola çıkarak birlikte cevaplayalım. Unutma, her zaman metne çok dikkatli bakmamız gerekiyor.
Öncelikle sayfada yer alan genel sorulara bir göz atalım, sonra da etkinliklere geçelim.
Yaşadığınız yer ile ilgili bilgi vermeniz isteniyor. Neler anlatırdınız?
Sevgili öğrencim, bu soru senin hayal gücünü ve yaşadığın yeri ne kadar iyi tanıdığını ölçmek için sorulmuş güzel bir başlangıç sorusu. Diyelim ki ben bu soruyu cevaplayacak olsam, şunları anlatırdım:
- Yaşadığım şehrin adını söylerdim, örneğin “Ben Ankara’da yaşıyorum.”
- Sonra şehrimin en sevdiğim özelliklerinden bahsederdim. Belki parklarından, tarihi yerlerinden, insanlarından ya da yemeklerinden… Mesela, “Ankara’da çok güzel parklar var, özellikle Gençlik Parkı’nı çok severim. Bir de Anıtkabir var, orayı ziyaret etmek bana her zaman gurur verir.”
- Belki de en çok neyi sevdiğimi veya neyi değiştirmek istediğimi de eklerdim. “Ankara’nın kalabalık olmasını bazen sevmesem de, burada yaşamak bana huzur veriyor.”
Sen de kendi yaşadığın yerle ilgili aklına gelenleri bu şekilde anlatabilirsin.
Şimdi de şiirimizin olduğu sayfadaki soruya bakalım:
Cep telefonuyla konuşulması hangi durumlarda sizi rahatsız eder?
Bu soru da yine senin kişisel düşünceni soruyor ama şiirimizdeki konuyla da çok bağlantılı. Şiirde de gördüğümüz gibi, cep telefonlarının yanlış kullanılması başkalarını rahatsız edebiliyor. Beni rahatsız eden durumlar şunlar olurdu:
-
Özellikle toplu taşıma araçlarında (otobüs, tren, dolmuş gibi) veya hastane, kütüphane gibi sessiz olması gereken yerlerde birinin yüksek sesle telefonla konuşması beni çok rahatsız eder. Çünkü bu durum hem başkalarının huzurunu bozar hem de önemli bir şeye odaklanmaya çalışanları engeller.
-
Bir arkadaşımla veya ailemle sohbet ederken, karşımda oturan kişinin sürekli telefonuyla ilgilenmesi veya telefon görüşmesi yapması da beni rahatsız eder. Bu, bana değer verilmediğini hissettirir.
Şiirde de “Yüksek sesle konuşuyor / Rahatsız en arkadaki” denilerek bu duruma dikkat çekiliyor, değil mi?
Şimdi gelelim birinci sayfadaki etkinlik sorularına. Bu kısımda küçük bir karışıklık var, ben sana onu açıklayayım ve sonra da şiirimize göre cevaplayalım.
1. Etkinlik.
Dinlediğiniz öykü, aynı zamanda öykünün yazarı olan Yalvaç Ural’ın bir anısıdır. Yazar, anısında yaşamındaki nasıl bir değişikliği anlatmıştır?
Sevgili öğrencim, bu soruda bahsedilen “dinlediğiniz öykü” ve “Yalvaç Ural” bilgileri, bize verilen şiirle tam olarak örtüşmüyor. Çünkü bizim okuduğumuz metin bir öykü değil, “Cep Telefonu” adında bir şiir ve bu şiirin yazarı da Abdülkadir Budak. Ama bize verilen talimatta, soruları mutlaka ikinci görseldeki metne göre cevaplamamız isteniyor. Bu yüzden, bu soruyu Abdülkadir Budak’ın şiirini baz alarak yorumlayalım.
Şiirde yazar Abdülkadir Budak, yaşamındaki büyük bir değişiklikten ziyade, toplumda cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan bir durumu ve bu duruma karşı kendi düşüncelerini anlatıyor. Şiirde anlatılan “değişiklik”, aslında cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle birlikte insanların iletişim alışkanlıklarında ve davranışlarında gözlemlediği değişimlerdir. Yazar, bu değişimin olumsuz yönlerine, yani insanların çevreyi rahatsız etmesine dikkat çekiyor ve kendisinin böyle yapmayacağını belirtiyor.
Bu soruyu şiire göre cevaplarsak:
Abdülkadir Budak, şiirinde cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle birlikte insanların her yerde, özellikle toplu taşıma araçlarında yüksek sesle konuşarak çevrelerini rahatsız etmeye başlaması gibi bir durumu anlatmıştır. Şair, bu durumun yarattığı rahatsızlığı gözlemlemiş ve kendisinin bir cep telefonu olursa başkalarını rahatsız etmeden, kısacık konuşacağını söyleyerek bu duruma karşı kendi tavrını ortaya koymuştur.
2. Etkinlik.
Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metne göre cevaplayınız.
Yine aynı şekilde, bu soruları da yukarıdaki şiirimize göre cevaplayacağız.
a) Anının kahramanları kimlerdir?
Sevgili öğrencim, şiirde bir “anı” anlatılmasa da, şiirdeki durumu yaşayan veya bahsedilen kişiler “kahraman” olarak düşünülebilir. Şiire göre bu kahramanlar:
-
Şiiri anlatan çocuk (yani “ben”).
-
Çocuğun babası (çünkü “Babam cep telefonu alırsa bana” diye bahsediyor).
-
Cep telefonlarını her yerde kullanan ve yüksek sesle konuşan insanlar (“Herkesin ellerinde”, “En ön sıradaki biri”).
b) Anı ne zaman yaşanmıştır?
Şiirde belirli bir zaman dilimi, yani “şu tarihte oldu” ya da “geçen yaz yaşandı” gibi bir bilgi verilmiyor. Şiir, cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle birlikte ortaya çıkan genel bir durumu anlatıyor. Dolayısıyla, bu durumun ne zaman yaşandığı şiirde belirtilmemiştir. Sadece günümüzdeki yaygın bir durumu gözlemlediğini anlıyoruz.
c) Anı nerede geçmektedir?
Şiirde olayın geçtiği yerler oldukça açık bir şekilde belirtilmiş:
-
Caddeler
-
Trenler
-
Dolmuşlar
-
Otobüsler
Yani şiir, genellikle kalabalık ve toplu taşıma araçlarının olduğu kamusal alanlarda geçmektedir diyebiliriz.
d) Anıda farklı kentlerden söz edilmesinin nedeni nedir?
Sevgili öğrencim, şiiri dikkatlice okuduğumuzda, metinde farklı kentlerden (şehirlerden) bahsedildiğini görmüyoruz. Şiirde “caddelerde, trenlerde, dolmuşta, otobüste” gibi genel yerler geçiyor ama özel olarak farklı şehir isimleri geçmiyor. Bu yüzden, bu sorunun cevabı metinde bulunmamaktadır.
Umarım açıklamalarım senin için anlaşılır olmuştur. Metinleri dikkatlice okumak ve sorularla bağlantı kurmak çok önemli. Başka sorun olursa her zaman yardımcı olmaya hazırım!