8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 152
Harika bir görev! Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeninizim. Bugün kitabımızdaki “Sağlık Alanında Yaşanan Gelişmeler” konusundaki kaynakları birlikte inceleyip analiz edeceğiz. Haydi, metindeki sorulara ve bilgilere daha yakından bakalım ve ne anlattıklarını adım adım çözelim.
39. Kaynak: “Millî Mücadele’de uğradığımız insan kaybı, sadece savaşlarda ölenlerden ibaret değildir. Savaşta ölenlerin yanı sıra birçok insan, çeşitli adı ve bulaşıcı hastalıklardan ölmüştür. Bu ölümler, savaşlarda ölenlerin iki katından fazladır.”
- Savaş meydanlarında ve yaralanma sonucu ölen subay ve er sayısı: 10.885
- Çeşitli hastalıklardan hastanelerde ölen sayısı: 22.690
Çözüm ve Açıklama:
Sevgili arkadaşlar, bu kaynak bize Millî Mücadele yıllarının ne kadar zorlu geçtiğini sadece cephedeki kayıplarla değil, aynı zamanda salgın hastalıklarla da gösteriyor. Metinde çok önemli bir iddia var: “Bu ölümler (hastalıktan ölümler), savaşlarda ölenlerin iki katından fazladır.” Şimdi gelin, bu iddianın tablodaki sayılarla doğru olup olmadığını kontrol edelim.
Adım 1: Öncelikle metindeki iddiayı matematiksel olarak anlamamız gerekiyor. İddia, hastalıktan ölenlerin sayısının, savaşta ölenlerin sayısının iki katından daha fazla olduğunu söylüyor.
Adım 2: Savaşta ölenlerin sayısını 2 ile çarparak “iki katını” bulalım.
10.885 (Savaşta ölen sayısı)
x 2
———-
21.770
Adım 3: Şimdi bulduğumuz bu sonucu, hastalıktan ölenlerin sayısıyla karşılaştıralım.
- Hastalıktan ölenlerin sayısı: 22.690
- Savaşta ölenlerin sayısının iki katı: 21.770
Sonuç:
Gördüğünüz gibi, 22.690 sayısı, 21.770 sayısından daha büyüktür. Bu da demek oluyor ki, metinde yer alan “Bu ölümler, savaşlarda ölenlerin iki katından fazladır.” ifadesi, tablodaki verilerle doğrulanmıştır.
Bu analiz bize şunu gösteriyor: Kurtuluş Savaşı sadece düşmanla değil, aynı zamanda yokluk, yetersiz beslenme ve salgın hastalıklar gibi çok zorlu şartlarla da mücadele edilerek kazanılmıştır. Bu durum, Cumhuriyetin ilk yıllarında sağlık alanına neden bu kadar büyük önem verildiğini de açıklıyor.
40. Kaynak: “Kendine inkılâbın ve inkılâpçılığın çeşitli ve hayatî vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman, üzerinde dikkatle durulacak millî meselemizdir.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri)
Çözüm ve Açıklama:
Arkadaşlar, bu kaynakta ise Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çok anlamlı bir sözü yer alıyor. Bu söz, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlığa bakış açısını özetler nitelikte. Gelin bu sözü adım adım analiz edelim.
Adım 1: Atatürk ne diyor? Sözü daha basit bir dille ifade edelim. Atatürk, “Yaptığımız devrimlerin getirdiği önemli görevleri yerine getirecek olan Türk vatandaşının sağlıklı ve güçlü olması, bizim için her zaman dikkatle üzerinde durmamız gereken millî bir sorundur.” demektedir.
Adım 2: Sözdeki kilit ifadelere bakalım.
- “İnkılâbın ve inkılâpçılığın… vazifeler verdiği Türk vatandaşı”: Atatürk burada vatandaşı, sadece yaşayan bir birey olarak değil, aynı zamanda devrimleri yaşatacak ve ülkeyi ileriye taşıyacak görevleri olan aktif bir kişi olarak görüyor. Bu görevleri yapabilmesi için de ilk şartın sağlıklı olması gerektiğini vurguluyor.
- “Millî meselemizdir”: Bu ifade çok önemli! Atatürk, halk sağlığını kişisel bir sorun olarak değil, tıpkı ülkenin bağımsızlığı, ekonomisi veya eğitimi gibi devletin en temel ve öncelikli sorunlarından biri, yani “millî bir mesele” olarak tanımlıyor.
Sonuç:
Bu sözden çıkarmamız gereken en önemli ders şudur: Atatürk’e göre, güçlü ve çağdaş bir Türkiye, ancak bedenen ve ruhen sağlıklı nesillerle kurulabilirdi. Sağlıklı bir toplum, daha iyi üretir, daha iyi düşünür ve ülkesini daha ileriye taşır. Bu yüzden devletin en temel görevlerinden biri, vatandaşının sağlığını korumak ve geliştirmektir. Hilal-i Ahdar (Yeşilay) ve Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu) gibi kurumların kurulması, doktorlara zorunlu hizmet getirilmesi gibi uygulamalar, işte bu “millî mesele” anlayışının bir sonucudur.