8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 52
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gönderdiğiniz görseldeki soruları sizin için adım adım, tane tane açıklayarak çözeceğim. Hazırsanız, haydi başlayalım!
***
Soru 1: Mustafa Kemal’in, halkı Millî Mücadele’ye yönlendirmek ve ulusal egemenliği gerçekleştirmek amacıyla yaptığı çalışmaları araştırınız.
Çözüm:
Bu soru, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktıktan sonra Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak ve halkın kendi kendini yönetmesini sağlamak için neler yaptığını soruyor. Gelin bu süreci bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirelim.
-
Adım 1: Samsun’a Çıkış (19 Mayıs 1919)
Her şey Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basmasıyla başladı. Unutmayın ki, İstanbul Hükûmeti onu bölgedeki Türk direnişini bastırsın diye göndermişti. Ama onun aklında bambaşka bir plan vardı: Milli Mücadele’nin ateşini yakmak! Bu, bağımsızlık yolundaki ilk ve en önemli adımdı.
-
Adım 2: Halkı Bilinçlendirme (Havza Genelgesi)
Mustafa Kemal, Samsun’dan sonra Havza’ya geçti ve burada bir genelge yayımladı. Bu genelge ile halktan, işgallerin protesto edilmesini ve mitingler düzenlenmesini istedi. Bu, Milli Mücadele için atılan ilk resmi olmayan çağrıydı. Amaç, halkın işgallere karşı sessiz kalmamasını sağlamak ve milli bilinci uyandırmaktı.
-
Adım 3: Kurtuluş’un Yol Haritası (Amasya Genelgesi)
Amasya Genelgesi, Kurtuluş Savaşı’mızın adeta bir yol haritasıdır. Bu genelgede ilk defa şunlar söylendi:
Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. (Bu, mücadelenin gerekçesi, yani neden savaştığımızı anlatıyor.)
Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. (Bu, mücadelenin yöntemini ve amacını belirtiyor. İlk defa ulusal egemenlikten bahsediliyor. Yani yönetimin halka ait olacağı sinyali veriliyor.)
Ayrıca bu genelge ile Sivas’ta bir kongre toplanması kararı alındı.
-
Adım 4: Güçleri Birleştirme (Erzurum ve Sivas Kongreleri)
Amasya’dan sonra Erzurum ve Sivas’ta kongreler düzenlendi. Bu kongrelerde dağınık halde mücadele eden tüm vatansever gruplar (cemiyetler) tek bir çatı altında birleştirildi. “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla tek bir güç oldular. Artık mücadele kişisel değil, ulusal bir kimlik kazanmıştı.
-
Adım 5: Ulusal Egemenliğin Tezahürü (TBMM’nin Açılması)
Tüm bu çalışmaların en önemli meyvesi, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılmasıdır. Meclisin açılmasıyla “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi hayata geçmiş oldu. Artık ülkeyi padişah değil, halkın seçtiği temsilciler yönetecekti. Bu, ulusal egemenliğin tam anlamıyla gerçekleştiği andır.
***
Soru 2: Mustafa Kemal, Millî Mücadele’nin örgütlenme aşamasında ne gibi güçlüklerle karşılaşmıştır? Karşılaştığı bu güçlüklere hangi çözüm yollarını bulmuştur? Araştırınız.
Çözüm:
Mustafa Kemal’in işi hiç de kolay değildi çocuklar. Bağımsızlık yolunda karşısına pek çok engel çıktı. Ama o, bir lider olarak bu engelleri akılcı çözümlerle aştı. Bakalım bu zorluklar ve çözümleri nelermiş:
-
Güçlük 1: İstanbul Hükûmeti ve Padişah’ın Baskısı
İstanbul Hükûmeti, Mustafa Kemal’in Anadolu’da halkı örgütlemesinden rahatsız oldu ve onu geri çağırdı. Hatta hakkında tutuklama kararı çıkardı. Onu bir asi olarak görüyorlardı.
Çözümü: Mustafa Kemal, emirleri dinlemek yerine çok sevdiği askerlik mesleğinden istifa etti. “Sine-i millete döndüm” yani “artık milletimin bir ferdiyim” dedi. Böylece gücünü rütbesinden değil, doğrudan Türk milletinden aldığını gösterdi.
-
Güçlük 2: Halkın Dağınık ve Örgütsüz Olması
İşgallere karşı halk kendi bölgelerinde Kuvayımilliye birlikleri kurarak direniyordu. Ancak bu direnişler birbirinden habersiz, dağınık ve düzensizdi. Ortak bir plan yoktu.
Çözümü: İşte tam bu noktada kongreler devreye girdi. Erzurum ve Sivas Kongreleri ile tüm direniş gruplarını tek bir çatı altında (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) birleştirdi. Böylece dağınık güçler, ortak bir amaç için savaşan düzenli bir orduya dönüştü.
-
Güçlük 3: İletişim ve Ulaşım Zorlukları
O dönemde bugünkü gibi telefonlar, internet yoktu. Ülkenin büyük bir kısmı işgal altındaydı ve haberleşmek çok zordu. Halkı mücadeleden haberdar etmek ve bir araya getirmek büyük bir sorundu.
Çözümü: Mustafa Kemal, telgraf hatlarını çok etkili bir şekilde kullandı. Yayımladığı genelgeleri ve kongre kararlarını telgraflarla en ücra köşelere kadar ulaştırdı. Daha sonra Ankara’da Anadolu Ajansı‘nı ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesini kurarak halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağladı.
-
Güçlük 4: İç İsyanlar ve Düşman Propagandası
Hem İstanbul Hükûmeti hem de işgalci devletler, Milli Mücadele’yi kötülemek için “Mustafa Kemal ve arkadaşları isyancıdır, padişah hainidir” gibi yalan haberler yayıyorlardı. Bu da halkın bir kısmının kafasını karıştırıyor ve iç isyanlara neden oluyordu.
Çözümü: TBMM’yi açarak mücadelenin meşru, yani yasal bir zemine oturtulmasını sağladı. Ayrıca isyanları bastırmak için Hıyanet-i Vataniye Kanunu‘nu çıkardı ve suçluları yargılamak için İstiklal Mahkemeleri‘ni kurdu. Bu şekilde hem içerideki düzeni sağladı hem de mücadelenin kararlılığını herkese gösterdi.
***
Soru 3 (Tartışma Sorusu): Padişah’ın Karadeniz’de güvenliği sağlamakla ilgili Mustafa Kemal’e verdiği görev ile, Mustafa Kemal’in düşündüğü güvenliği sağlama planları aynı mıdır? Tartışınız.
Çözüm:
Bu soru çok güzel bir analiz sorusu. Aslında bize “görünen sebep” ile “gerçek amaç” arasındaki farkı soruyor. Cevabı çok net: Kesinlikle aynı değildir, hatta birbirine tamamen zıttır! Gelin nedenlerine bakalım.
Adım 1: Padişah ve İstanbul Hükûmeti’nin Görevi (Görünen Sebep)
Metinde de okuduğumuz gibi, Padişah ve Hükûmet, Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gönderdi. Resmi görev şuydu:
- Karadeniz bölgesindeki Rum çetelerine saldıran Türk direnişini bastırmak.
- Halkın elindeki silahları toplamak.
- Bölgede asayişi (güvenliği) sağlayarak İtilaf Devletleri’nin Mondros’un 7. maddesine dayanarak bölgeyi işgal etmesine engel olmak.
Kısacası, Padişah’ın planı, teslimiyetçiydi. Türk halkının direnişini kırıp işgalcilere “Bakın biz uslu duruyoruz, buraları işgal etmeyin” demek istiyorlardı.
Adım 2: Mustafa Kemal’in Planı (Gerçek Amaç)
Mustafa Kemal’in aklındaki plan ise bambaşkaydı. O, bu görevi işgal altındaki İstanbul’dan kurtulup Anadolu’ya geçmek için bir fırsat olarak gördü. Onun asıl planı şuydu:
- Dağınık haldeki Türk direnişini örgütlemek ve birleştirmek.
- Halkı işgallere karşı bilinçlendirip topyekûn bir bağımsızlık savaşı başlatmak.
- Milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.
Kısacası, Mustafa Kemal’in planı bağımsızlıkçı ve mücadeleciydi.
Sonuç:
Gördüğünüz gibi, iki plan arasında dağlar kadar fark var. Biri “direnişi bitir” derken, diğeri “direnişi başlat” diyordu. Mustafa Kemal, kendisine verilen görevin tam tersini yapmak ve vatanı kurtarmak için yola çıkmıştı. Bu durum, onun ne kadar zeki, ileri görüşlü ve vatansever bir lider olduğunu bize bir kez daha gösteriyor.