8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir Yay Yayınları Sayfa 32
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün kitabımızdaki “Hazırlık Çalışmaları” bölümündeki soruları birlikte inceleyeceğiz. Bu sorular, bizi Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerine ve Osmanlı Devleti’nin bu savaşa neden girdiğini anlamaya hazırlayacak. Hadi başlayalım!
Soru 1: Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında Osmanlı Devleti’nin siyasi, ekonomik ve askerî durumu hakkında araştırma yapınız. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Sevgili gençler, bu soruyu adım adım, başlıklar halinde inceleyelim ki daha net anlaşılsın. 1914 yılına, yani savaşın başladığı zamana bir yolculuk yapalım ve Osmanlı Devleti’nin durumuna bakalım.
Adım 1: Siyasi Durum (Devlet Yönetimi Nasıl?)
- Yakın zamanda (1912-1913) yaşadığımız Balkan Savaşları‘nda maalesef çok büyük topraklar kaybetmiştik. Bu durum hem halkın hem de devletin moralini çok bozmuş, devleti oldukça zayıflatmıştı.
- Yönetimde İttihat ve Terakki Partisi etkiliydi. Bu dönemde devlet adamları, Osmanlı’yı bu zor durumdan kurtarmak ve kaybettiği toprakları geri alabilmek için çareler arıyorlardı.
- Avrupa’da ise ülkeler iki büyük gruba ayrılmıştı: İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) ve İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya). Osmanlı Devleti, bu gruplaşmanın dışında kalarak siyasi bir yalnızlık içindeydi. Kendisine güçlü bir dost (müttefik) arıyordu ama başta İngiltere ve Fransa olmak üzere İtilaf Devletleri, “hasta adam” olarak gördükleri Osmanlı’yı yanlarına almak istemediler.
Adım 2: Ekonomik Durum (Paramız Var mıydı?)
- Ekonomimiz maalesef çok kötü durumdaydı. Yüzyıllardır devam eden Kapitülasyonlar (yabancı devletlere tanınan ekonomik ayrıcalıklar) yüzünden Avrupalı devletler bizim ülkemizde çok rahat ticaret yaparken, bizim kendi sanayimiz ve tüccarımız zor durumdaydı.
- Devletin çok büyük dış borçları vardı. Hatta bu borçları ödeyemediğimiz için Avrupalı devletlerin kurduğu Düyûn-ı Umûmiye (Genel Borçlar İdaresi) adında bir kurum, vergilerimiz ve gelirlerimizin önemli bir kısmına el koyuyordu. Kısacası, ekonomik olarak tam anlamıyla bağımsız sayılmazdık.
Adım 3: Askerî Durum (Ordumuz Güçlü müydü?)
- Ordumuz, hem Trablusgarp Savaşı’nda hem de Balkan Savaşları’nda ağır yenilgiler almıştı. Bu da ordunun kendine olan güvenini ve gücünü olumsuz etkilemişti.
- Ancak bir yandan da orduyu modernleştirmek için ciddi çalışmalar yapılıyordu. Özellikle Almanya’dan subaylar getirilerek ordu yeniden düzenlenmeye, modern silahlarla donatılmaya çalışılıyordu. Yine de ordumuz, Alman veya İngiliz ordusu kadar güçlü ve donanımlı değildi. Donanmamız ise oldukça zayıftı.
Soru 2: Avrupalı devletler açısından Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu toprakların önemini araştırınız.
Çözüm:
Bu soru, büyük ve güçlü devletlerin neden bizim topraklarımızla bu kadar ilgilendiğini anlamamızı sağlıyor. Haritaya baktığımızda Osmanlı Devleti’nin üç kıtaya yayıldığını görüyoruz. İşte bu toprakların Avrupalılar için önemi:
- Jeopolitik Konum (Stratejik Önem): Düşünün çocuklar, İstanbul ve Çanakkale Boğazları bizdeydi. Bu boğazlar, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan tek yoldu. Rusya’nın en büyük hayali sıcak denizlere inmekti ve bunun için bu boğazlara ihtiyacı vardı. İngiltere ve Fransa ise Rusya’yı durdurmak ve kendi ticaret yollarını güvende tutmak için boğazların kontrolünü çok önemsiyordu. Kısacası, boğazlar süper önemli bir geçiş noktasıydı.
- Petrol ve Ham Madde Kaynakları: Özellikle Orta Doğu (Irak, Suriye) topraklarımızda zengin petrol yatakları yeni yeni keşfediliyordu. Sanayileşen Avrupa’nın fabrikalarını çalıştırmak ve gemilerini yüzdürmek için petrole, yani “siyah altına” çok ihtiyacı vardı. Bu yüzden gözlerini bizim topraklarımıza dikmişlerdi.
- Süveyş Kanalı ve Ticaret Yolları: Mısır’daki Süveyş Kanalı, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak İngiltere’nin en değerli sömürgesi olan Hindistan’a giden yolu inanılmaz kısaltıyordu. Bu kanalın güvenliği İngiltere için hayati önem taşıyordu ve kanal, hukuken Osmanlı toprağı sayılıyordu. Ayrıca Almanya’nın planladığı Bağdat Demiryolu Projesi de yine bizim topraklarımızdan geçerek Alman sanayi ürünlerini ve askerlerini Basra Körfezi’ne ulaştırmayı hedefliyordu.
- Halifelik Gücü: Unutmayın, Osmanlı padişahı aynı zamanda tüm dünya Müslümanlarının lideri yani Halife‘ydi. Almanya, Osmanlı’yı kendi yanına çekerek Halife’nin kutsal bir savaş (cihat) ilan etmesini sağlamayı planlıyordu. Böylece İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerinde (Hindistan, Cezayir, Mısır gibi) yaşayan milyonlarca Müslümanın bu devletlere karşı ayaklanacağını umuyordu.
Gördüğünüz gibi, Osmanlı Devleti hem kendi iç sorunlarıyla boğuşurken hem de stratejik konumu ve sahip olduğu zenginlikler yüzünden büyük devletlerin hedefi halindeydi. İşte bu karmaşık şartlar altında Birinci Dünya Savaşı’na doğru sürüklendik.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Derslerinizde başarılar dilerim!