6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 157
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin 6. sınıf Türkçe öğretmenin. Sana gönderdiğim bu soruları birlikte adım adım, dikkatlice inceleyelim ve çözelim. Sakın unutma, her sorunun bir çözümü vardır ve biz onu mutlaka buluruz! Haydi başlayalım.
3. Yandaki karekodu okutarak “Âşık Veysel’in Hayatı” adlı içeriği izleyiniz ve aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Şimdi burada bir karekod var. Normalde bu karekodu telefonumuzla okutup Âşık Veysel’in hayatı hakkında bir video veya metin izlememiz gerekiyor. Ama ben şu an bu karekodu okuyamadığım için, Âşık Veysel’in hayatı hakkında bildiğimiz genel bilgilerden yola çıkarak sorularını yanıtlayacağım. Unutma, gerçek hayatta bu karekodu okutup daha detaylı bilgi edinebilirsin.
a. Âşık Veysel’in yaşamındaki önemli gördüğünüz dönüm noktaları nelerdir? Gerekçeleriyle birlikte söyleyiniz.
Sevgili öğrencim, Âşık Veysel’in hayatı zorluklarla dolu ama bir o kadar da ilham verici. İşte onun hayatındaki en önemli dönüm noktaları ve nedenleri:
Adım 1: Çocuklukta Gözlerini Kaybetmesi
- Âşık Veysel, henüz yedi yaşındayken o dönemin en korkunç hastalıklarından biri olan çiçek hastalığına yakalanmış ve iki gözünü de kaybetmiş.
- Gerekçesi: Bu olay, onun hayatını tamamen değiştirmiş. Dış dünyayı görememesi, onu kendi iç dünyasına yöneltmiş. Çevresindeki seslere, doğanın fısıltılarına, insanların konuşmalarına daha çok kulak vermiş. Bu durum, onun müziğe ve şiire olan ilgisini artırmış, çünkü içindeki duyguları ifade etmenin bir yolunu aramış.
Adım 2: Saz Çalmayı ve Şiir Söylemeyi Öğrenmesi
- Gözlerini kaybettikten sonra babası ona bir saz almış. Âşık Veysel, bu sazla hem çalmayı hem de deyişler söylemeyi öğrenmiş.
- Gerekçesi: Saz, onun adeta sesi, gözü olmuş. Duygularını, düşüncelerini, aşkını, vatan sevgisini, doğa sevgisini sazının telleriyle ve sözleriyle anlatmaya başlamış. Bu, onun bir halk ozanı olarak sanat yaşamının temellerini atmış.
Adım 3: Ahmet Kutsi Tecer Tarafından Keşfedilmesi
- 1930’lu yıllarda edebiyat öğretmeni Ahmet Kutsi Tecer, Sivas’ta düzenlediği bir şairler gecesinde Âşık Veysel’i keşfetmiş.
- Gerekçesi: Bu keşif, Âşık Veysel’in sanat hayatında bir dönüm noktası olmuş. Tecer sayesinde şiirleri kitaplarda yayımlanmış, radyoda programlar yapmış ve tüm Türkiye onu tanımış. Bu sayede Âşık Veysel, eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırma ve ölümsüzleşme fırsatı bulmuş.
b. Belirlediğiniz dönüm noktalarını Âşık Veysel’in sanat yaşamına etkisi bakımından inceleyiniz. İnceleme sonuçlarınızı bir yargı cümlesi ile ifade ediniz.
Şimdi de bu önemli dönüm noktalarının Âşık Veysel’in sanatını nasıl etkilediğine bakalım:
- Gözlerini kaybetmesi, onu dış görünüşün ötesine geçerek insanların ruhuna, doğanın derinliklerine bakmaya itmiş. Bu yüzden şiirleri hep çok samimi, derin anlamlı ve evrensel konuları işlemiş. İnsan sevgisi, vatan sevgisi, doğa sevgisi gibi konuları hiç kimseden duymadığı bir içtenlikle anlatmış.
- Sazıyla iç içe büyümesi, onun halk şiiri geleneğinin en güzel örneklerini vermesini sağlamış. Sazı, onun en yakın arkadaşı, sırdaşı olmuş ve bu sayede duygularını en iyi şekilde dile getirmiş.
- Ahmet Kutsi Tecer’in onu keşfetmesi ise, Âşık Veysel’in sadece kendi köyünde değil, tüm Türkiye’de, hatta dünyada tanınan bir sanatçı olmasının yolunu açmış. Böylece onun eserleri günümüze kadar ulaşmış ve gelecek nesillere de ışık tutmaya devam ediyor.
Sonuç:
Âşık Veysel’in yaşamındaki zorluklar ve karşılaştığı dönüm noktaları, onun sanatını besleyen, eserlerine derinlik katan ve onu tüm zamanların en büyük ozanlarından biri yapan temel unsurlar olmuştur.
4. Aşağıdaki metni okuyup soruları cevaplayınız.
a. Yukarıdaki metinde iki nokta işaretinin kullanım amacını açıklayınız.
Metindeki iki nokta işaretine ( : ) dikkat ettin mi? “Burada Abdurrahim Karakoç’un şu dörtlüğüne kulak verelim:” cümlesinden sonra kullanılmış.
Peki neden kullanılmış? Çünkü iki nokta işareti, kendisinden sonra bir açıklama yapılacağını, bir örnek verileceğini ya da bir sözün aktarılacağını gösterir. Burada da Abdurrahim Karakoç’un dörtlüğünü, yani bir örneği veya sözü aktarmak için kullanılmış. Yani, “Şimdi size bir şey söyleyeceğim/göstereceğim, dikkat edin!” der gibi bir görev üstlenmiş.
b. Metnin dörtlük bölümünü yazım ve noktalama hatalarını düzelterek aşağıya yeniden yazınız. Dörtlüğü yazarken dizeleri alt alta yazmak yerine yan yana yazarak ilgili noktalama işaretini ekleyiniz.
Şimdi Abdurrahim Karakoç’un o güzel dörtlüğünü hem yazım ve noktalama kurallarına uygun hale getirelim hem de yan yana yazalım. Hadi bakalım, hangi kelimelerin ilk harfi büyük olmalı, nerede virgül, nerede noktalı virgül kullanmalıyız, bir düşünelim:
Orijinal dörtlük şöyleydi:
sinan’da estetik, Itrî’de ahenk
Sebillerde hayat, kubbelerde renk
mevlânâda ilim Barbaros’ta cenk
Bir güzel Ülküdür gönül verdiğim.
Şimdi hataları düzeltip yan yana yazalım:
Sinan’da estetik, Itrî’de ahenk; Sebillerde hayat, kubbelerde renk; Mevlânâ’da ilim, Barbaros’ta cenk; Bir güzel Ülküdür gönül verdiğim.
Gördüğün gibi, özel isimlerin (Sinan, Itrî, Mevlânâ, Barbaros) ilk harflerini büyük yazdık. Her bir dize kendi içinde birer özelliği sıraladığı için virgül, dizeler arasında ise daha güçlü bir ayrım için noktalı virgül kullandık. Sonunda da cümleyi bitirdiğimiz için nokta koyduk.
5.
a. Türk lirası kâğıt paralarının ön yüzlerinde Mustafa Kemal ATATÜRK’ün fotoğrafı bulunurken arka yüzlerinde farklı Türk büyüklerinin fotoğrafları yer almaktadır. Bu Türk büyüklerinden anımsadıklarınız var mı? Söyleyiniz.
Evet, hepimizin bildiği gibi bütün kâğıt paralarımızın ön yüzünde Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi var. Ama arka yüzlerinde her birinin farklı bir Türk büyüğümüzün resmi bulunur. Bu sayede hem o değerli insanlarımızı anmış oluyoruz hem de onları tanımayanlara tanıtmış oluyoruz. İşte aklıma gelenler:
- 5 Türk lirası: Aydın Sayılı (Bilim tarihi alanında çok önemli çalışmalar yapmış bir bilim insanımız.)
- 10 Türk lirası: Cahit Arf (Dünyaca ünlü bir matematikçimiz. “Arf Sabiti” diye bir şey bile var!)
- 20 Türk lirası: Mimar Kemaleddin (Cumhuriyet döneminin ilk mimarlarından, çok güzel eserler bırakmış.)
- 50 Türk lirası: Fatma Aliye Topuz (Türk edebiyatının ilk kadın romancılarından biri. Çok güçlü bir kalemmiş!)
- 100 Türk lirası: Buhurizade Itri (Klasik Türk müziğinin en büyük bestekârlarından biri. Eserleri hala dinlenir.)
- 200 Türk lirası: Yunus Emre (Büyük Türk düşünürü ve şairi. Şiirleri sevgi, hoşgörü ve insanlık üzerine.)
b. Barış Manço “Anahtar” adlı eserinde aslında bir bilmece olan yandaki dörtlüğe yer vermiştir: Burada renkli yazılan ifadeler, dönemin kâğıt paralarının arkasındaki resimleri temsil etmektedir. Buna göre hangi paranın arkasında hangi resmin olduğunu belirleyip karşılarına yazınız.
Barış Manço’nun bu bilmecesi çok zekice! Şarkısında geçen bu dörtlükle, o dönemdeki banknotların arkasındaki resimleri ve değerlerini birbirine bağlıyor. Hadi bu bilmeceyi adım adım çözelim:
Adım 1: “Beş Âkif, bir saat kulesi”
- Bilmecenin yazıldığı dönemde 100 Türk lirası banknotunun arkasında Mehmet Akif Ersoy‘un (Âkif) resmi vardı.
- “Beş Âkif” demek, 5 tane 100 Türk lirası demek. Yani 5 x 100 = 500 Türk lirası.
- Bu durumda “bir saat kulesi” 500 Türk lirasına karşılık geliyor. O dönemdeki 500 Türk lirası banknotunun arkasında bir Saat Kulesi (genellikle Dolmabahçe Saat Kulesi) resmi bulunuyordu.
Adım 2: “İki kule bir Fatih”
- “Bir kule” 500 Türk lirası olduğuna göre, “iki kule” 2 x 500 = 1000 Türk lirası eder.
- Yani “bir Fatih” 1000 Türk lirasına karşılık geliyor. O dönemdeki 1000 Türk lirası banknotunun arkasında Fatih Sultan Mehmet‘in resmi vardı.
Adım 3: “Beş Fatih bir Mevlânâ”
- “Bir Fatih” 1000 Türk lirası olduğuna göre, “beş Fatih” 5 x 1000 = 5000 Türk lirası eder.
- Bu durumda “bir Mevlânâ” 5000 Türk lirasına karşılık geliyor. O dönemdeki 5000 Türk lirası banknotunun arkasında Mevlânâ Celaleddin-i Rumi‘nin resmi bulunuyordu.
Adım 4: “İki Mevlânâ bir Sinan”
- “Bir Mevlânâ” 5000 Türk lirası olduğuna göre, “iki Mevlânâ” 2 x 5000 = 10000 Türk lirası eder.
- Yani “bir Sinan” 10000 Türk lirasına karşılık geliyor. O dönemdeki 10000 Türk lirası banknotunun arkasında Mimar Sinan‘ın resmi vardı.
Şimdi bu eşleştirmeleri istenen şekilde yazalım:
- 100 Türk lirası: Mehmet Akif Ersoy