7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 198
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim! Türkçe dersimize hoş geldin. Sana gönderilen metin ve soruları birlikte adım adım inceleyelim ve doğru cevapları bulalım. Unutma, her soruyu dikkatlice okumak ve metinle bağlantı kurmak çok önemli. Haydi başlayalım!
1. ETKİNLİK
Okuduğunuz metinde geçen aşağıdaki kelime ve kelime gruplarının anlamlarını metnin bağlamından yararlanarak tahmin edip yazınız.
muhafız:
Çözüm:
Sevgili öğrencim, “muhafız” kelimesi metinde geçiyor. Dede, torunları kendisini yemeğe götürmek için geldiklerinde onlara şakayla karışık “Demek beni yemeğe götürmek için çift muhafız gönderiyorlar…” diyor. Burada dede, torunlarını kendisini koruyan, ona eşlik eden veya bir yerden bir yere götürmekle görevli kişiler gibi görüyor. Yani “muhafız”, bir şeyi veya bir kişiyi koruyan, gözeten, ona eşlik eden kişi anlamına gelir.
garip yaratık:
Çözüm:
Bu kelime grubu, bize verilen metin parçasında yer almıyor. Bu nedenle metnin bağlamından yararlanarak bir anlam çıkaramıyoruz. Ancak genel olarak “garip yaratık”, alışılmadık, tuhaf veya sıra dışı bir canlı anlamına gelir.
tavsiye:
Çözüm:
“Tavsiye” kelimesi de bize verilen metin parçasında geçmiyor. Bu yüzden metnin bağlamından bir anlam çıkaramıyoruz. “Tavsiye”, bir konuda birine yol gösterme, öğüt verme, yapması veya yapmaması gereken şeyler hakkında fikir belirtme anlamına gelir.
gezip tozmak:
Çözüm:
“Gezip tozmak” kelime grubu da okuduğumuz metin parçasında bulunmuyor. Bu nedenle metnin bağlamından bir anlam çıkaramıyoruz. “Gezip tozmak”, bir yerlerde dolaşmak, vakit geçirmek, eğlenmek amacıyla gezintiye çıkmak anlamına gelir.
mizaç:
Çözüm:
“Mizaç” kelimesi de metnin bize verilen kısmında geçmiyor. Bu yüzden metnin bağlamından bir anlam çıkaramıyoruz. “Mizaç”, bir kişinin huylarının, duygusal özelliklerinin bütünü, karakteri veya yaradılışı anlamına gelir.
yaşam deneyimleri:
Çözüm:
“Yaşam deneyimleri” kelime grubu da bu metin parçasında geçmiyor. Bu nedenle metnin bağlamından bir anlam çıkaramıyoruz. “Yaşam deneyimleri”, bir kişinin hayatı boyunca edindiği tecrübeler, yaşadığı olaylar ve bunlardan çıkardığı dersler anlamına gelir.
fidan:
Çözüm:
“Fidan” kelimesi de okuduğumuz metin parçasında bulunmuyor. Bu yüzden metnin bağlamından bir anlam çıkaramıyoruz. “Fidan”, yeni dikilmiş, genç ağaç veya bitki anlamına gelir.
2. ETKİNLİK
Okuduğunuz metnin içeriğine yönelik aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Okuduğunuz metnin konusu nedir?
Çözüm:
Bu metinde, kitap okumayı çok seven bir dedenin, torunlarının onu yemeğe çağırmasıyla yaşadığı tatlı ve şakacı konuşmalar anlatılıyor. Dede, okumanın önemini ve insanların buna yeterince değer vermediğini dile getiriyor. Yani metnin ana konusu, bir dedenin okuma tutkusu, torunlarıyla olan sevgi dolu ilişkisi ve okumanın hayattaki yeridir.
2. Torunları, dedelerini niçin çağırıyorlar? Bu çağırma sonunda neler yaşanıyor? Açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1: Torunlar, dedelerini annelerinin ve babalarının yemeğe beklediği için çağırıyorlar. Gülseren, “Annem, babam yemeğe bekliyorlar sizi.” diyerek durumu dedesine anlatıyor.
Adım 2: Bu çağırma sonunda dede, başta yemek yemeye pek istekli olmadığını belli ediyor. Kitap okumayı yemeğe tercih ettiğini, hatta insanların yemek yemeyi sevdiği kadar okumayı da sevmeleri gerektiğini söylüyor. Torunlarına şakayla karışık “beni yemeğe götürmek için çift muhafız gönderiyorlar” diyor ve sonunda çaresizce yemeğe gitmeyi kabul ediyor. Yani dede, okuma tutkusundan hemen vazgeçmek istemese de, torunlarının sevgisi ve ısrarı karşısında yemeğe gidiyor.
3. Dede neden yakınmıyor? Yorumlayınız.
Çözüm:
Dede, insanların sadece yemek yemek gibi temel ihtiyaçlara odaklanıp, okumak ve öğrenmek gibi zihinsel ve ruhsal gelişim sağlayan şeylere yeterince önem vermemesinden yakınıyor. Metinde “Yemek, yemek, yemek! Başka şey düşündükleri yok şu insanların…” ve “Ama insanlar yemeği sevdikleri kadar okumayı öğrenmeyi de sevmiş olsalardı dünya daha güzel olurdu sanırım.” sözleriyle bu düşüncesini açıkça dile getiriyor. Yani dede, insanların okuma alışkanlığını ve öğrenme isteğini ihmal etmesinden, bunun dünyayı daha iyi bir yer yapma potansiyelini azalttığından şikayetçi.
4. Torunların, dedeleri hakkındaki düşünceleri nelerdir?
Çözüm:
Torunlar, dedelerine karşı çok sevecen ve saygılılar. Gülseren’in dedesine “Dedeciğim!” diye seslenmesi ve onun yemek yemesi konusunda endişelenmesi (“Ama dedeciğim, yemek yemeden nasıl yaşarız sonra?”), dedesine olan derin sevgisini ve bağlılığını gösteriyor. Murat’ın da dedesinin söylediği “dünya daha güzel olurdu” sözüne merakla “Dünya güzel değil mi dedeciğim?” diye karşılık vermesi, dedesinin sözlerine kulak verdiğini ve onunla iletişim kurmaktan keyif aldığını gösteriyor. Genel olarak torunlar, dedelerini çok seviyor, ona saygı duyuyor ve onunla vakit geçirmekten hoşlanıyorlar.
5. Dede, torunlarına neler anlatıyor?
Çözüm:
Adım 1: Dede, Gülseren’e öncelikle yemek yemeden yaşanamayacağı konusunda haklı olduğunu söylüyor. “Haklısın tatlı kızım.” diyerek onu onaylıyor.
Adım 2: Daha sonra asıl önemli mesajını veriyor: “Ama insanlar yemeği sevdikleri kadar okumayı öğrenmeyi de sevmiş olsalardı dünya daha güzel olurdu sanırım.” diyerek, okumanın ve öğrenmenin hayattaki önemini ve bunun dünyayı nasıl daha iyi bir yer yapabileceğini anlatıyor.
6. Dedenin söylediklerine siz de katılıyor musunuz? Niçin?
Çözüm:
Evet, ben de dedenin söylediklerine katılıyorum. Dede, insanların yemek yemeyi sevdiği kadar okumayı ve öğrenmeyi de sevmesi gerektiğini söylüyor ve bunun dünyayı daha güzel bir yer yapacağına inanıyor.
Niçin katıldığımın açıklaması:
Okumak, bizlere farklı dünyaların kapılarını açar, hayal gücümüzü geliştirir ve yeni bilgiler edinmemizi sağlar. Okuyan insanlar daha bilinçli, daha hoşgörülü ve daha çözüm odaklı olurlar. Öğrenmek ise hayat boyu devam eden bir süreçtir ve bizleri her alanda geliştirir. Eğer insanlar sadece temel ihtiyaçlarına değil, zihinsel gelişimlerine de aynı önemi verirlerse, dünyada daha az sorun yaşanır, daha çok anlayış ve ilerleme olur. Bu yüzden dedenin bu düşüncesi çok doğru ve değerli.