7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 20
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle “Dost Acı Söylemeli” başlıklı metnimizi inceleyip, dostluk üzerine önemli düşüncelerle dolu soruları birlikte çözeceğiz. Unutma, bu tür metinleri anlamak ve yorumlamak, hem Türkçe dersinde hem de hayatımızda çok işimize yarar. Şimdi hazırsan, soruları adım adım çözmeye başlayalım!
4. ETKİNLİK
Okuduğunuz metinden öznel ve nesnel yargılı ifadelere örnekler bulup yazınız.
Sevgili öğrencim, önce öznel ve nesnel yargının ne olduğunu kısaca hatırlayalım:
- Öznel yargı: Kişiden kişiye değişen, kişisel duygu ve düşünceleri içeren, kanıtlanması mümkün olmayan yargılardır. “Bence bu film çok güzeldi.” gibi.
- Nesnel yargı: Herkes tarafından kabul gören, doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilen, kişisel görüş içermeyen yargılardır. “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.” gibi.
Şimdi metnimize dönelim ve bu iki tür yargıya örnekler bulalım:
Öznel yargılı ifadeler:
- “Dost acı söylemeli.” (Bu, yazarın dostlukla ilgili kişisel görüşünü ve beklentisini ifade ediyor.)
- “Onların, kötü olduğunu bildiğimiz hareketlerini desteklememesi bile bu türlü hareketleri karşısında susmak vebaldir.” (Yazarın ahlaki bir yargısıdır, kişisel bir sorumluluk anlayışını yansıtır.)
- “Görüyorum, düpedüz yanlış yolda. Hatta yaptığı edepsizlik.” (Yazarın kişisel gözlemi ve bu duruma ilişkin yorumudur.)
- “Ama hayata bana öyle bir iyilik etmiştir ki şimdi onun üzerinde yürümek bana düşmez…” (Kişisel bir duygu ve davranış kararını anlatır.)
Nesnel yargılı ifadeler:
Bu metin, yazarın dostluk ve ahlak üzerine kişisel düşüncelerini ve yorumlarını ağırlıklı olarak anlattığı bir deneme olduğu için, doğrudan kanıtlanabilir, kişiden kişiye değişmeyen nesnel yargı bulmak oldukça zordur. Metindeki çoğu ifade, yazarın kendi bakış açısını yansıtır. Ancak, metinde yazarın bir durum tespiti olarak sunduğu ve genel bir gözlem olarak kabul edilebilecek bazı ifadeler seçebiliriz:
- “Zaman zaman dostlarımıza çok fenalık ediyoruz.” (Yazarın genel bir gözlemi ve durum tespitidir, bu durumu herkes farklı şekillerde deneyimlese de bir olgu olarak sunulmuştur.)
- “Eğer talebelerimiz, hocalarımız, fikir arkadaşlarımız, parti arkadaşlarımız, yakınlarımız saptıp da kötü bir yola girerlerse onları yollarından çevirmek şöyle dursun, onları hakka, adalete, ahlaka, insaniyete rağmen korumaya, desteklemeye kalkıyoruz.” (Yazarın toplumda gözlemlediği ve genel bir davranış biçimi olarak sunduğu bir durumu anlatır. Bu davranışın doğru olup olmadığı yazarın öznel yorumudur ama davranışın kendisi bir gözlem olarak nesnel kabul edilebilir.)
5. ETKİNLİK
Okuduğunuz metnin içeriğine yönelik aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Dost sözü sizde hangi anlamları çağrıştırıyor? Yazınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, “dost” kelimesi bende öncelikle güven, sırdaşlık ve koşulsuz destek anlamlarını çağrıştırır. İyi bir dost, seninle hem iyi gününde hem kötü gününde olur, sana karşı her zaman dürüst olur ve gerektiğinde sana doğruyu, hatta acı da olsa gerçeği söylemekten çekinmez. Senin iyiliğini kendi iyiliği gibi ister ve her zaman yanında olduğunu hissettirir.
2. Yazar, dostumuza hangi durumlarda kötülük yaptığımızı söylüyor?
Çözüm:
Metne göre yazar, dostumuza şu durumlarda kötülük yaptığımızı belirtiyor:
- Dostlarımızın kötü olduğunu bildiğimiz hareketlerini desteklediğimizde veya bu hareketleri karşısında sustuğumuzda. Yazar buna “vebal” diyor.
- Onların ahlaksız ve insanlık dışı davranışlarını görmezden geldiğimizde. Yazar, bunun aslında onlara iyilik değil, kötülük etmek olduğunu vurguluyor.
- Dostlarımız kötü bir yola girdiğinde, onları bu yoldan çevirmek yerine, hakka, adalete, ahlaka ve insaniyete aykırı olmasına rağmen onları korumaya ve desteklemeye kalktığımızda.
3. İki kişinin dost olabilmesinin nedenleri nedir? Yazınız.
Çözüm:
Metin, iki kişinin dost olabilmesinin nedenlerini doğrudan listelemese de, iyi bir dostluğun nasıl olması gerektiğini anlatarak bize ipuçları veriyor. Bence iki kişinin dost olabilmesi için şunlar önemlidir:
- Birbirlerine karşı dürüst ve açık sözlü olmaları, gerektiğinde doğruyu söyleyebilmeleri.
- Birbirlerinin iyiliğini ve gelişimini istemeleri, yanlış yola saptıklarında uyarıcı olmaları.
- Birbirlerine güvenmeleri ve zor zamanlarda destek olmaları.
- Ahlaki değerlere, adalete ve insanlığa önem vermeleri, bu değerler etrafında birleşmeleri.
- Birbirlerinin hatalarına göz yummak yerine, yapıcı eleştirilerle birbirlerini daha iyiye taşımaları.
4. Yazar, dostumuza nasıl davranırsak ihanet etmiş olacağımızı belirtiyor?
Çözüm:
Yazar, dostumuza ihanet etmiş sayılacağımız durumu şöyle açıklıyor:
“Eğer bu kadarı yapamazsak susmayı, sesimizi çıkarmamayı tercih ediyoruz ve bunu ahlaka uygun bir hareket, bir insanlık vazifesi, mertlik icabı sayıyoruz. İşte bu ihanettir.”
Yani, dostumuz yanlış yola girdiğinde, kötü davranışlar sergilediğinde onu uyarmamak, sesimizi çıkarmamak, doğruyu söylememek ve bu durumu görmezden gelmek, yazarın gözünde ihanet anlamına geliyor. Çünkü gerçek dostluk, dostun iyiliğini istemeyi ve onu doğru yola yönlendirmeyi gerektirir.
5. Yazar, iyi bir dosta düşen vazifeyi hangi örnekle açıklıyor?
Çözüm:
Yazar, iyi bir dosta düşen vazifeyi doğrudan bir “iyi örnek”le açıklamak yerine, metinde verilen olumsuz örnekler üzerinden ve yapılması gerekenin tam tersini yaparak açıklıyor. Metinde, dostunun yanlış yolda olduğunu bildiği halde “Ama sesimi çıkaramam ki! Şu kadar senelik dostum bu adam benim!” diyen veya “Görüyorum, düpedüz yanlış yolda… Ama şimdi onun üzerinde yürümek bana düşmez…” diyen kişilerin davranışlarını eleştiriyor. Bu eleştirilerle aslında iyi bir dostun vazifesinin, dostu yanlış yola girdiğinde susmamak, onu uyarmak, doğru yolu göstermek ve her ne pahasına olursa olsun onun iyiliği için çabalamak olduğunu belirtiyor. Kısacası, yazar, iyi bir dostun ne yapması gerektiğini, insanların genellikle ne yapmadığı üzerinden anlatıyor.
6. “Son pişmanlık fayda vermez.” sözüyle anlatılmak istenen nedir?
Çözüm:
“Son pişmanlık fayda vermez.” sözüyle anlatılmak istenen şudur: Bir hata yapıldıktan, yanlış bir davranış sergilendikten veya önemli bir fırsat kaçırıldıktan sonra duyulan üzüntü veya pişmanlık, durumu düzeltmek için artık çok geç olduğunda hiçbir işe yaramaz. Metin bağlamında düşündüğümüzde, dostumuza karşı yanlış davrandığımızda, onu uyarmadığımızda veya ona ihanet ettiğimizde, daha sonra bu durumdan pişman olsak bile, dostluğumuzda oluşan zararı veya kaybettiğimiz güveni geri getirmek çok zor olabilir. Bu söz, bize zamanında doğru kararlar almanın ve sorumluluklarımızı yerine getirmenin önemini hatırlatır.