7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 129
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün hep birlikte Orhan Veli Kanık’ın güzel şiiri “Galata Köprüsü”nü ve onunla ilgili etkinlikleri çözeceğiz. Hazır mısın? Hadi başlayalım!
6. ETKİNLİK
Okuduğunuz şiire yönelik aşağıdaki soruları sınıfta arkadaşlarınızla birlikte cevaplayınız.
1. Şiir kimin ağzından yazılmıştır?
Şiiri okurken, şairin sanki köprünün üzerinde duran, oradaki insanları ve hayatı gözlemleyen, hatta o hayatın bir parçası olan sıradan bir insanın ağzından konuştuğunu anlıyoruz. Özellikle şiirin sonlarına doğru “Elime üç beş kuruş geçer; / Karnım doyar benim de.” dizeleri, şiiri anlatan kişinin de geçim derdi olan, köprüdeki o kalabalığın içinden biri olduğunu gösteriyor. Yani şair, kendi gözlemlerini ve duygularını, köprüdeki halktan birinin dilinden aktarıyor.
2. Şiirde sözü edilen kavram nelerle eşleştiriliyor?
Şiirde sözü edilen temel kavram, tabii ki Galata Köprüsü ve onun üzerindeki hareketli yaşamdır. Şair, bu köprüyü ve çevresini birçok farklı şeyle eşleştiriyor, aslında köprünün ne kadar canlı ve çeşitli bir yer olduğunu anlatıyor:
- Balıkçılarla (kürek çekenler, midye çıkaranlar)
- Deniz taşıtlarıyla (vapurlar, mavnalar)
- Denizcilikle ilgili unsurlarla (dümenciler, çımacılar, şamandıralar)
- Gökyüzündeki varlıklarla (kuşlar, bulutlar)
- İnsanların gündelik yaşam mücadelesiyle (geçim derdi, üç beş kuruş kazanma)
- Hayallerle ve rüyalarla (kiminiz dumandır, tüter; kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı)
Kısacası köprü, hem bir geçiş noktası hem de hayatın tüm renklerini, dertlerini ve umutlarını barındıran canlı bir sahne olarak karşımıza çıkıyor.
3. Şair, şiirde hangi terimleri kullanıyor? Bu terimler hangi alanla ilgilidir?
Şair, şiirinde özellikle denizle, denizcilikle ve balıkçılıkla ilgili bazı özel kelimeler, yani terimler kullanmış. Hadi onlara bir bakalım:
- Dümenci: Gemiyi veya tekneyi yönlendiren kişi.
- Çımacı: Gemilerin iskeleye bağlanması veya çözülmesi işini yapan kişi.
- Vapur: Denizde yolcu ve yük taşıyan büyük motorlu gemi.
- Mavna: Genellikle limanlarda yük taşıyan, motorsuz veya az motorlu tekne.
- Şamandıra: Denizde yüzen, yerini belli eden, genellikle demirli bir işaret.
- Duba: Genellikle deniz yüzeyinde yüzen, altı boş, kapalı bir yapı. Midyecilerin kullandığı yerler de olabilir.
Bu terimlerin hepsi, denizcilik ve deniz ulaşımı alanlarıyla yakından ilgilidir. Şair, bu kelimeleri kullanarak şiirine hem gerçekçi bir hava katmış hem de bize Galata Köprüsü’nün denizle ne kadar iç içe olduğunu göstermiş.
7. ETKİNLİK
Okuduğunuz şiirden basit, türemiş ve birleşik fiillere örnekler bulunuz. Bu fiillerin geçtiği dizeleri aşağıya yazınız. Aynı fiilleri birer cümlede de siz kullanınız.
Sevgili öğrencim, fiillerin yapılarına göre üçe ayrıldığını biliyoruz: basit, türemiş ve birleşik fiiller. Şimdi şiirden bu fiillere örnekler bulalım ve onları cümle içinde kullanalım:
Basit fiiller
Basit fiiller, yapım eki almamış, sadece çekim eki almış fiillerdir. Kelimenin kökü veya gövdesi, herhangi bir anlam değişikliğine uğramadan kalır.
- Örnek Fiil: geçer
- Şiirdeki Dize: “Elime üç beş kuruş geçer;”
- Sizin Cümleniz: Arkadaşım her sabah okulun önünden geçer.
- Örnek Fiil: doyar
- Şiirdeki Dize: “Karnım doyar benim de.”
- Sizin Cümleniz: Annemin yaptığı yemeklere kimse doyar mı hiç?
- Örnek Fiil: tutar
- Şiirdeki Dize: “Kiminz dümen tutar mavnalarda;”
- Sizin Cümleniz: Dedem her yıl bahçesinde domates tutar.
Türemiş fiiller
Türemiş fiiller, bir isim veya fiil köküne yapım eki getirilerek oluşturulan fiillerdir. Bu ekler, kelimenin anlamını veya türünü değiştirir.
- Örnek Fiil: çıkarır
- Şiirdeki Dize: “Kiminz midye çıkarır dubalardan;”
- Sizin Cümleniz: Sihirbaz şapkasından tavşan çıkarır.
Açıklama: “Çıkmak” fiiline “-ar” yapım eki gelerek “çıkarmak” fiili oluşmuştur. “Çıkmak” (intransitive, gitmek) fiilinden “çıkarmak” (transitive, bir şeyi dışarıya almak) fiili türemiştir.
- Örnek Fiil: dikilir
- Şiirdeki Dize: “Dikilir Köprü üzerine,”
- Sizin Cümleniz: Her bayram meydanlara bayraklar dikilir.
Açıklama: “Dikmek” fiiline “-il” yapım eki gelerek “dikilmek” fiili oluşmuştur. “Dikmek” (bir şeyi dik duruma getirmek) fiilinden “dikilmek” (dik duruma getirilmek, durmak) fiili türemiştir.
Birleşik fiil
Birleşik fiiller, iki veya daha fazla kelimenin bir araya gelerek tek bir fiil anlamı oluşturmasıyla meydana gelir. Bunlar yardımcı fiille kurulanlar, anlamca kaynaşmışlar veya kurallı birleşik fiiller olabilir.
- Örnek Fiil: seyrederim
- Şiirdeki Dize: “Keyifle seyrederim hepinizi.”
- Sizin Cümleniz: Akşamları televizyonda belgesel seyrederim.
Açıklama: “Seyir” (isim) ve “etmek” (yardımcı fiil) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş, yardımcı fiille kurulan birleşik bir fiildir. Ses düşmesi olduğu için bitişik yazılır.
- Örnek Fiil: kürek çeker
- Şiirdeki Dize: “Kiminz kürek çeker, siya siya;”
- Sizin Cümleniz: Kayıkçılar akşama kadar kürek çekerdi.
Açıklama: “Kürek” (isim) ve “çekmek” (fiil) kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş, anlamca kaynaşmış birleşik fiildir. Bir deyim gibi düşünülebilir.
8. ETKİNLİK
“Çalışmak, alın teri, emek, geçim derdi, sorumluluk, eşitlik” kavramlarıyla ilgili derlediğiniz özlü sözleri yazınız. Sonra bu sözlerden birini açıklayan bilgilendirici bir yazı yazınız.
Sevgili öğrencim, bu kavramlar hayatımızda çok önemli yer tutuyor. İşte onlarla ilgili bazı özlü sözler:
Özlü Sözler:
- Çalışmak: “İşleyen demir ışıldar.”
- Alın teri: “Alın teri kurumadan hakkını veriniz.”
- Emek: “Emeksiz yemek olmaz.”
- Geçim derdi: “Ekmeğini taştan çıkarmak.”
- Sorumluluk: “Herkes kendi kapısının önünü süpürse, dünya temiz olur.”
- Eşitlik: “Eşitlik, adaletin temelidir.”
Şimdi bu sözlerden birini, “İşleyen demir ışıldar.” atasözünü açıklayan bilgilendirici bir yazı yazalım:
Açıklayıcı Yazı:
İşleyen Demir Işıldar
Türkçemizin en güzel atasözlerinden biri olan “İşleyen demir ışıldar,” çalışmanın, çabalamanın ve aktif olmanın önemini çok çarpıcı bir şekilde anlatır. Bu atasözü, tıpkı paslanmaması ve parlaklığını kaybetmemesi için sürekli işlenmesi, dövülmesi gereken demir gibi, insanın da tembellik yapmadan, sürekli bir şeyler yaparak, öğrenerek ve kendini geliştirerek değer kazanacağını, parlayacağını ifade eder.
Hayatta başarılı olmak, yeteneklerimizi geliştirmek ve toplumda faydalı bir birey olmak istiyorsak, sürekli çaba göstermeliyiz. Bir öğrenci derslerine düzenli çalışmadığında bilgilerini unutur, notları düşer. Bir sporcu antrenman yapmadığında formunu kaybeder. İşte bu durumlar, “işlemeyen demirin paslanmasına” benzer. Tembellik, insanı köreltir, yeteneklerini zayıflatır ve kişiyi hedeflerinden uzaklaştırır. Aksine, düzenli çalışma, merak ve öğrenme isteği, insanın bilgi birikimini artırır, becerilerini keskinleştirir ve onu çevresinde örnek alınan, ışıldayan bir kişi yapar.
Bu atasözü, bize sadece fiziksel bir iş yapmaktan değil, aynı zamanda zihinsel olarak da aktif olmaktan, sürekli okumaktan, araştırmaktan ve yeni şeyler öğrenmekten bahsediyor. Kısacası, hayat boyu öğrenen ve üreten insanlar, tıpkı işleyen demir gibi her zaman parlak ve değerli kalırlar.