7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 143
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizinle birlikte Türkçe ders kitabımızdaki çok güzel etkinlikleri çözeceğiz. Hazır mısınız? Hem bilgimizi pekiştirecek hem de düşüncelerimizi ifade etme becerimizi geliştireceğiz. Hadi bakalım, kalemleriniz hazırsa başlayalım!
7. ETKİNLİK
Okuduğunuz metinden alınan aşağıdaki cümleleri, zarf türünde kelimelerle tamamlayınız.
Bu etkinlikte bizden istenen, boş bırakılan yerlere cümleye uygun bir zarf (yani fiili, fiilimsiyi, sıfatı veya başka bir zarfı durum, zaman, miktar, yer-yön veya soru bakımından niteleyen kelimeler) getirmek. Cümlenin anlamını en iyi tamamlayacak zarfı bulmaya çalışalım.
-
Sana …………………………….. müsaade ediyorum.
Çözüm:
Burada “müsaade etmek” fiilini niteleyecek bir kelime arıyoruz. Nasıl müsaade ediyorum? sorusunun cevabı olacak. İçten bir onayı anlatan bir zarf kullanabiliriz.
Sonuç: Sana gönülden müsaade ediyorum.
-
Mühleti geçirmemek için mümkün olduğu kadar acele …………………………….. dönüyordu.
Çözüm:
“Dönüyordu” fiilini niteleyecek bir zarf gerekiyor. Zaten “acele” kelimesi var, bu aceleyi daha da vurgulayacak bir zarf seçmeliyiz. Nasıl dönüyordu? sorusuna cevap vermeli.
Sonuç: Mühleti geçirmemek için mümkün olduğu kadar acele hızla dönüyordu.
-
Arkadaşımı kurtarmak için …………………………….. kalacağım.
Çözüm:
“Kalacağım” fiilini niteleyecek, bir şeyi yapmaya kararlı olmayı ifade eden bir zarf veya zarf öbeği bulmalıyız. Nasıl kalacağım? sorusuna cevap vermeli.
Sonuç: Arkadaşımı kurtarmak için ne pahasına olursa olsun kalacağım.
-
Bir yerine iki kişiyi kurban ederek fazilete …………………………….. inansın.
Çözüm:
“İnansın” fiilini niteleyecek bir zarf gerekiyor. Cümlenin anlamından, böyle bir durumun fazilete inanmayı engellemesi gerektiği anlaşılıyor. Bu yüzden olumsuz bir anlam katan bir zarf uygun olur.
Sonuç: Bir yerine iki kişiyi kurban ederek fazilete asla inansın.
-
Koruyucular …………………………….. kendisini zincire vurdular.
Çözüm:
“Vurdular” fiilini niteleyecek bir zarf arıyoruz. Koruyucuların birini zincire vurması genellikle iyi niyetli bir eylem değildir, bu yüzden olayın sertliğini veya şiddetini anlatan bir zarf seçmeliyiz. Nasıl vurdular? sorusuna cevap vermeli.
Sonuç: Koruyucular zorla kendisini zincire vurdular.
-
Fakat sürekli bir yağmur …………………………….. yürümesine mâni oldu.
Çözüm:
“Mâni oldu” fiilini niteleyecek bir zarf bulmalıyız. Yağmurun yürümesine ne kadar engel olduğunu anlatan bir kelime seçmeliyiz. Ne kadar mani oldu? sorusuna cevap vermeli.
Sonuç: Fakat sürekli bir yağmur epey yürümesine mâni oldu.
-
…………………………….. dinledi.
Çözüm:
“Dinledi” fiilini niteleyecek bir zarf arıyoruz. Nasıl dinledi? sorusunun cevabı olmalı. İyi bir dinlemeyi anlatan bir kelime seçebiliriz.
Sonuç: Pür dikkat dinledi.
8. ETKİNLİK
Sınıfa getirdiğiniz “Çocuk Hakları Sözleşmesi”nden maddeler okuyup bu maddelerle ilgili kişisel görüşlerinizi açıklayınız. Konuşmalarınızda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini (oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak) kullanınız. Konuşurken yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin Türkçelerini kullanmaya çalışınız.
Çözüm:
Bu etkinlikte bizden, Çocuk Hakları Sözleşmesi hakkında kendi düşüncelerimizi ifade etmemiz isteniyor. Bunu yaparken belirli geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanmalı, aynı zamanda yabancı kelimeler yerine Türkçe karşılıklarını tercih etmeliyiz. Şimdi bu yönergeleri dikkate alarak bir metin oluşturalım:
Sevgili arkadaşlar, biliyorsunuz ki her çocuğun doğuştan gelen hakları vardır. Bu haklar, Çocuk Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır. Bu sözleşmenin maddelerini okuduğumda, gerçekten de çocukların ne kadar değerli olduğunu ve korunmaya ne kadar ihtiyaçları olduğunu bir kez daha anladım.
İlk olarak, sözleşme her çocuğun yaşama hakkını vurguluyor; bu, hepimizin en temel hakkıdır. Özellikle, eğitim hakkı da çok önemli bir yer tutuyor. Çünkü iyi bir eğitim almak, biz çocukların geleceğini aydınlatır ve hayallerimize ulaşmamızı sağlar. Eğitimden mahrum kalan bir çocuğun hayata bir sıfır geriden başladığını düşündüğümüzde, bu maddenin önemi daha da artıyor.
Oysaki, dünyada hala milyonlarca çocuk eğitim hakkından yoksun kalıyor, savaşlar veya yoksulluk yüzünden okula gidemiyor. Bu durum, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir gerçek. Başka bir deyişle, sözleşme sadece eğitim ve yaşam hakkını değil, aynı zamanda oyun oynama, dinlenme, kendini ifade etme ve şiddetten korunma gibi birçok hakkı da kapsıyor. Her çocuğun güvenli bir çevrede büyümesi, yeteneklerini geliştirmesi ve mutlu olması çok kıymetli.
Son olarak, sözleşmenin en can alıcı noktalarından biri de çocukların her türlü istismar ve sömürüden korunmasıdır. Hiçbir çocuk, zorla çalıştırılmamalı, bedensel veya ruhsal olarak zarar görmemelidir. Bu hakların evrensel olduğunu ve her çocuğa ayrım gözetmeksizin tanınması gerektiğini düşünüyorum. Bizler de bu haklarımızın farkında olmalı ve çevremizdeki çocukların da bu haklardan yararlanabilmesi için duyarlı olmalıyız.
9. ETKİNLİK
Çocuk yaşta çalışmak zorunda kalan bir tanıdığınızın hayatından örnekler alarak hikâye yazınız. Yazınızı zenginleştirmek için atasözü, deyim ve özdeyişlerden yararlanınız. Uygun anlatım biçimlerini (betimleme, öyküleme vb.) kullanınız. Yazınıza başlık koymayı unutmayınız.
Çözüm:
Bu etkinlikte bizden, çocuk yaşta çalışmış bir tanıdığımızın hikayesini yazmamız isteniyor. Hikayemizi zenginleştirmek için atasözleri, deyimler kullanacak, betimleme ve öyküleme gibi anlatım biçimlerinden faydalanacağız. Ayrıca bir başlık da koymayı unutmayacağız. Haydi, ben de sizin için bir hikaye yazayım:
Küçük Ellerin Büyük Yükü: Elif’in Hikayesi
Köyün en eski evlerinden birinde, sabahın ilk ışıklarıyla uyanırdı Elif. Henüz on iki yaşındaydı ama omuzlarındaki yük, yaşıtlarının taşıdığı okul çantalarından çok daha ağırdı. Annesi hastaydı, babası ise tarlada akşama kadar ekmeğini taştan çıkarırdı. Elif’in görevi, kahvaltıdan sonra komşu köye gidip, orada kasabalıların getirdiği yünleri eğirerek iplik haline getirmekti.
Soğuk kış sabahlarında, incecik hırkasıyla yola düşerdi. Ayaklarında eski, yama tutmuş pabuçları, buz kesen toprağa her bastığında içini bir ürperti sarardı. Yanakları ayazdan kızarmış, minik elleri iş yapmaktan nasır bağlamıştı. Yol boyunca, okul servislerini görür, içindeki çocukların neşeyle gülüşmelerini duyardı. O anlarda Elif’in içi cız eder, gözleri dolar, bir anlığına da olsa kendisini o servislerden birinde hayal ederdi. Kitap kokusu, tebeşir sesi… Bunlar Elif için uzaktaki bir hayaldi.
Öğlene doğru varırdı komşu köye. Yünlerin keskin kokusu, odanın her yerine sinmişti. Köydeki teyzeler ona “Maşallah Elif’e, ne de hamarat!” derlerdi. Elif, bu iltifatlara gülümser, ama içten içe yorgunlukla boğuşurdu. Parmakları iplik makinesinde ustaca gezinirken, zihni bambaşka yerlere giderdi. Belki de bir gün kendisi de okul okuyacak, öğretmen olacak, küçücük çocuklara harfleri öğretecekti. “Okumak, insanın beynini aydınlatan ışıktır,” derdi hep kendi kendine. Bu, onun en büyük özdeyişiydi.
Akşamüstü, yünleri teslim eder, kazandığı birkaç kuruşu sıkıca avucunda tutarak eve dönerdi. Ayakları artık ağrımaktan çoktan vazgeçmiş, yorgunluk tüm bedenini sarmıştı. Ama evine yaklaştığında, annesinin pencereden ona gülümseyen yüzünü görünce, tüm yorgunluğu bir anda uçup giderdi. Küçük Elif, o küçük bedeniyle ailesi için büyük bir direkti. Hayalleri ise, eğirdiği her iplikle biraz daha güçleniyordu. Belki bugün değil ama bir gün, o hayallerin peşinden koşmak için dişini tırnağına takacaktı. Çünkü biliyordu ki emek verilen her şey, bir gün mutlaka karşılığını bulurdu.