7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 175
Merhaba sevgili öğrencim, nasılsın? Umarım çok iyisindir. Bugün seninle birlikte Türkçe dersimizden zarflar konusunu pekiştireceğiz ve bir de küçük bir hikaye yazma etkinliği yapacağız. Hazır mısın? Hadi gel, önündeki soruları adım adım inceleyelim ve doğru cevapları birlikte bulalım.
9. ETKİNLİK
Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili zarfların cümleye kattığı anlamları yazınız.
Sevgili öğrencim, zarflar neydi hatırlıyor musun? Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların veya başka zarfların anlamını yer, zaman, durum, miktar veya soru yönünden etkileyen kelimelerdi, değil mi? Yani bir eylemin nasıl, ne zaman, nerede, ne kadar yapıldığını ya da neden yapıldığını anlatan kelimelerdi. Şimdi her bir cümlede altı çizili kelimenin cümleye hangi anlamı kattığına bakalım:
Adım 1
-
Soru: “Sonra yine usulca hastanın karyolasına yandan ilişerek oturdu.”
Çözüm:
Burada altı çizili kelime “ilişerek”. Bu kelime, oturma eyleminin nasıl yapıldığını anlatıyor. Yani, hafifçe, yaslanarak, eğilerek oturduğunu belirtiyor. Bu tür kelimelere biz durum zarfı deriz çünkü eylemin nasıl bir durumda yapıldığını gösterir. Cümleye kattığı anlam, eylemin yapılış biçimidir.
Sonuç: Oturma eyleminin nasıl yapıldığını, yani eğilerek, hafifçe dokunarak veya yaslanarak gerçekleştiğini belirtir.
Adım 2
-
Soru: “Kilo aldım bu hafta, dedi.”
Çözüm:
Bu cümlede altı çizili kısım “bu hafta”. Kilo alma eyleminin ne zaman gerçekleştiğini söylüyor, değil mi? “Ne zaman?” sorusuna cevap verdiği için bu bir zaman zarfıdır. Cümleye kattığı anlam, eylemin gerçekleştiği zamandır.
Sonuç: Kilo alma eyleminin hangi zamanda, yani bu hafta içinde gerçekleştiğini belirtir.
Adım 3
-
Soru: “Başparmakları kadının bileklerinden yukarı kayıyordu.”
Çözüm:
“Yukarı” kelimesi, başparmakların kayma eyleminin nereye doğru olduğunu gösteriyor. “Nereye?” sorusuna cevap verdiği için bu bir yer-yön zarfıdır. Cümleye kattığı anlam, eylemin gerçekleştiği yöndür.
Sonuç: Kayma eyleminin hangi yöne, yani yukarı doğru yapıldığını belirtir.
Adım 4
-
Soru: “Çocuk olma, bilezik ne zaman olsa yerine konur.”
Çözüm:
Buradaki “ne zaman” kelimesi bir soru gibi görünse de, aslında “er geç” ya da “her zaman” anlamında kullanılmış. Yani, bileziğin yerine konma eyleminin belirli bir zamanı olmadığını, ama mutlaka gerçekleşeceğini anlatıyor. Bu da cümleye zaman anlamı katıyor.
Sonuç: Bileziğin yerine konma eyleminin er geç, her zaman gerçekleşeceğini, yani zamanla olacağını belirtir.
Adım 5
-
Soru: “Biraz duygulanmasın insan, gözleri öyle çabuk yaşarıyor ki…”
Çözüm:
“Çabuk” kelimesi, gözlerin yaşarma eyleminin nasıl gerçekleştiğini, yani hızlı bir şekilde olduğunu belirtiyor. “Nasıl?” sorusuna cevap verdiği için bu da bir durum zarfıdır. Cümleye kattığı anlam, eylemin yapılış biçimidir.
Sonuç: Gözlerin yaşarma eyleminin nasıl, yani hızlı bir şekilde gerçekleştiğini belirtir.
Harikasın! Zarfları ve cümleye kattığı anlamları çok güzel anladın. Şimdi de senin hayal gücünü kullanacağın, çok keyifli bir etkinliğe geçelim. Hazır mısın?
10. ETKİNLİK
Hasta olduğunuzu düşünerek ziyaretinize gelenlerle aranızda geçen duygusal ortamı anlatan bir hikâye yazınız.
Sevgili öğrencim, bu etkinlikte senden bir hikaye yazmanı istiyorlar. Hikayenin konusu da hasta olduğun ve seni ziyarete gelenlerle aranızda geçen duygusal anlar. Hadi, ben sana hikayeni oluşturman için yol göstereyim, sen de kendi hayal gücünle bunu daha da güzelleştirirsin.
Adım 1: Hikayenin başlangıcını oluşturalım.
Önce biraz hasta ve yalnız hissettiğin anları düşünelim. Belki pencereden dışarı bakıyorsun, biraz canın sıkkın. İçin içini yiyor, bir an önce iyileşmek istiyorsun. Sonra birden kapı çalıyor… İşte o an bir umut ışığı beliriyor, değil mi?
Adım 2: Ziyaretçilerin gelmesini ve ilk anları anlatalım.
Kapıyı açan kişi kim? Annen mi, baban mı, yoksa en yakın arkadaşın mı? Onların yüzündeki endişeyi ve aynı zamanda sana olan büyük sevgiyi hayal et. Sana nasıl yaklaşıyorlar, ilk gördüklerinde ne söylüyorlar? Belki hafifçe alnına dokunup ateşine bakıyorlardır.
Adım 3: Duygusal ortamı detaylandıralım.
Belki sana en sevdiğin meyvelerden getirmişlerdir ya da en sevdiğin kitabı okumak istemişlerdir. Ellerini tutuyorlar, saçını okşuyorlar. Bu küçük dokunuşlar, sıcak sözler sana nasıl hissettiriyor? Yalnız olmadığını, çok sevildiğini hissetmek ne kadar güzel, değil mi? İçindeki o burukluk dağılıyor, yerini sıcacık bir huzur alıyor.
Adım 4: Hikayeyi bitirelim.
Ziyaretçilerin gitme vakti geliyor. Belki biraz hüzünleniyorsun ama içindeki o sıcaklık ve umut kalıyor. Onların bıraktığı sevgiyle daha iyi hissettiğini, iyileşeceğine dair inancının arttığını anlat. İşte bu, hikayenin en güzel duygusal anı olur.
Şimdi bu adımları takip ederek sana örnek bir hikaye yazalım:
Bugün de hava kapalıydı. Pencereden dışarı bakarken içimdeki sıkıntı daha da büyüdü. Boğazımdaki ağrı, bedenimdeki yorgunluk… Ah, bu hastalığın ne kadar can sıkıcı olduğunu kimse bilemezdi sanırım. Yatağımda öylece uzanmış, tavanı seyrederken birden kapı çaldı. Kalbim hızla atmaya başladı. Kim olabilirdi ki bu saatte? Annemdi. Yanında da teyzem ve kuzenim Elif vardı.
Annemin yüzünde hafif bir endişe vardı ama gözleri sevgiyle parlıyordu. Teyzem hemen yanıma geldi, alnıma elini koydu. “Ateşin var mı bakayım canım,” dedi şefkatle. Kuzenim Elif ise elindeki rengarenk çiçekleri uzattı. “Bunlar sana abla, biraz neşen yerine gelsin,” dedi gülümseyerek. O an odamın içindeki o kasvetli hava sanki bir anda dağılıverdi.
Annem hemen mutfağa geçip bana nane limon hazırlarken, teyzem yanıma oturup başımı okşadı. Elif ise yatağımın ucuna oturmuş, bana okulda olan komik şeyleri anlatıyordu. Onların seslerini duymak, yanımda olduklarını bilmek, o kadar iyi geldi ki… Sanki hastalığımın ağırlığı hafiflemişti. Gözlerim doldu, ama bu sefer hüzünden değil, mutluluktandı. Onların sevgisi, bana kocaman bir battaniye gibi sarılmıştı. Kendimi hiç bu kadar güvende ve değerli hissetmemiştim.
Bir süre sonra gitme vakitleri geldi. Giderlerken annem “Yarın yine gelirim yavrum, sen dinlen şimdi,” dedi. Teyzem ve Elif de sımsıkı sarıldı. Onlar gittikten sonra oda tekrar sessizleşti ama bu sessizlik artık farklıydı. İçimde bir sıcaklık, bir huzur vardı. Biliyordum ki yalnız değildim. Bu sevgiyle, bu ilgiyle çok daha çabuk iyileşecektim. Pencereden dışarı baktığımda, kapalı hava bile artık o kadar da kötü görünmüyordu. Çünkü içimde bir güneş açmıştı.