7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 124
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle birlikte Türkçe dersindeki bu güzel soruları adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, hepsini en basit şekilde, senin anlayacağın dilde açıklayacağım. Hadi başlayalım!
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tezat sanatından yararlanılmamıştır?
Şimdi, bu soruyu çözmeden önce tezat sanatı ne demek, onu hatırlayalım. Tezat sanatı, bir cümlede ya da metinde birbirine zıt, yani karşıt anlamlı kelimeleri veya kavramları bir arada kullanmak demektir. Mesela, “iyi” ile “kötü”, “gece” ile “gündüz” gibi. Şimdi seçeneklere bakalım ve hangisinde zıt anlamlı kelime veya fikir olmadığını bulalım.
-
A) Deniz üstünde de altında da yaşayanlar var.
Burada “üstünde” ve “altında” kelimeleri birbirinin zıttı, değil mi? Deniz seviyesinin üstü ve altı. O zaman burada tezat sanatı kullanılmış.
-
B) İnsanlar kötü işler yaparak iyi sonuçlara ulaşılamayacağını bilirler.
Bu cümlede “kötü işler” ve “iyi sonuçlar” ifadeleri birbirine zıt kavramları içeriyor. Kötü ve iyi kelimeleri burada tezat oluşturmuş.
-
C) Denizin üstünde küçük ve büyük motorlarla balıkları avlamaya çalışıyorlardı.
Burada “küçük” ve “büyük” kelimeleri birbirinin zıttı. Motorların büyüklüğünü anlatırken zıtlık kullanılmış. O zaman burada da tezat sanatı var.
-
D) Denizin üstünde ulaşımı vapur ve kayık ile sağlıyorlar.
Bu cümleyi dikkatlice okuduğumuzda, herhangi bir zıt anlamlı kelime veya karşıt bir fikir göremiyoruz. Sadece denizde ulaşımın nasıl sağlandığı anlatılmış. Ne “üst-alt”, ne “iyi-kötü”, ne de “küçük-büyük” gibi bir zıtlık yok.
Sonuç olarak, tezat sanatının kullanılmadığı cümle D seçeneğidir.
Cevap: D
4. “Onun büyüklüğü karşısında şaşırdım.” cümlesindeki fiilin anlam özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Bu soruda, cümlenin yüklemi olan “şaşırdım” fiilinin anlam özelliğini bulmamız isteniyor. Fiillerin anlam özelliklerini hatırlayalım mı?
- İş (Kılış) Fiilleri: Bir öznenin isteyerek yaptığı, bir nesneyi etkileyen fiillerdir. “Neyi?”, “Kimi?” sorularına cevap verirler. (Örnek: okumak, yazmak, silmek)
- Durum Fiilleri: Bir öznenin içinde bulunduğu durumu anlatan, bir nesneyi etkilemeyen fiillerdir. “Neyi?”, “Kimi?” sorularına cevap vermezler. (Örnek: uyumak, oturmak, gülmek)
- Oluş Fiilleri: Kendiliğinden, zamanla olan değişimi anlatan fiillerdir. (Örnek: büyümek, yaşlanmak, sararmak)
Şimdi “şaşırdım” fiiline bakalım:
-
A) Oluş bildiriyor.
“Şaşırmak” kendiliğinden, zamanla olan bir değişim değil. Mesela “ağaç büyüdü” desek, bu bir oluş fiilidir. Ama şaşırmak öyle değil.
-
B) Durum bildiriyor.
“Şaşırmak” bir kişinin içinde bulunduğu zihinsel veya duygusal bir durumu anlatır. “Neyi şaşırdım?” veya “Kimi şaşırdım?” diye sorduğumuzda anlamlı bir cevap alamayız. Bu da onun durum fiili olduğunu gösterir.
-
C) İş (kılış) bildiriyor.
“Şaşırmak” bir nesne üzerinde yapılan bir eylem değildir. “Kitabı okudum” derken “kitap” nesnedir, ama “şaşırdım” fiili bir nesneyi etkilemez.
-
D) Olumsuzluk ifade ediyor.
“Şaşırmak” kelimesi olumsuzluk eki (-ma, -me) almamıştır ve anlam olarak da olumsuz bir durumu değil, bir durumu ifade eder.
Demek ki “şaşırmak” fiili, bir kişinin içinde bulunduğu durumu anlatan bir fiildir.
Cevap: B
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kelimenin yanlış yerde kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır?
Bu soruda, kelimenin yanlış yerde kullanılmasıyla ortaya çıkan bir anlatım bozukluğunu bulacağız. Kelimelerin cümle içinde doğru yerde kullanılması, cümlenin anlamının net ve doğru olmasını sağlar. Hadi seçenekleri inceleyelim:
-
A) Nehrin ağzı genişledi.
“Nehir ağzı” ifadesi ve “genişlemek” kelimesi burada doğru bir şekilde kullanılmış. Herhangi bir anlatım bozukluğu yok.
-
B) Meğer nehrin denize döküldüğü yere gelmişiz.
Bu cümlede de kelimeler yerli yerinde kullanılmış. “Denize dökülmek” ve “gelmek” fiilleri doğru anlamda. Anlatım bozukluğu yok.
-
C) Denizi ilk defa yakından gördüm.
“İlk defa” ve “yakından görmek” ifadeleri de doğru kullanılmış. Anlamda bir karışıklık yok.
-
D) Bir yaşlı damla yanıma geldi.
İşte burada bir sıkıntı var gibi duruyor. “Damla” kelimesi genellikle su, yağmur gibi sıvıların küçük parçacıkları için kullanılır. Bir insanın, hele ki “yaşlı” bir insanın yanımıza gelmesini anlatmak için “damla” kelimesi uygun değildir. Sanırım yazar burada “bir yaşlı adam/kadın” veya “bir yaşlı insan” demek istemiş ama “damla” kelimesini yanlış yerde kullanarak anlatım bozukluğuna yol açmış. Bu, kelimenin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur.
Cevap: D
C. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların başına “D” yanlış olanların başına “Y” yazınız.
Şimdi de bu doğru-yanlış sorularına bakalım. Her bir ifadeyi dikkatlice okuyup doğru mu, yanlış mı karar verelim.
-
( D ) Doğanın korunmasında her insanın üstlenebileceği bir görev vardır.
Bu kesinlikle doğru bir ifade. Doğayı korumak hepimizin sorumluluğunda, değil mi? Küçük büyük herkesin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır.
-
( Y ) “Okumuşsunuz” çekimli fiili, dilek kiplerinden şart çekimine girmiştir.
Şimdi bu ifadeye dikkat edelim. “Okumuşsunuz” fiilinde “-muş” eki var. Bu, duyulan geçmiş zaman ekidir ve bildirme kiplerinden biridir. Dilek kipleri (istek, gereklilik, şart, emir) farklıdır. Şart kipi olsaydı “-sa, -se” eki alırdı, mesela “okusaydınız” gibi. Bu yüzden bu ifade yanlıştır.
-
( D ) “Onun o yaşta Türkçeye tutkunluğuna hayrandım.” cümlesinin yüklemi bildirme kipiyle çekimlenmiştir.
Cümlenin yüklemi “hayrandım”. “Hayran” kelimesi bir isimdir. Ama sonundaki “-dım” eki, ek fiilin görülen geçmiş zaman çekimidir. Ek fiiller, isimleri yüklem yaparken onlara zaman anlamı katarlar. Görülen geçmiş zaman da bildirme kiplerinden biridir. Bu yüzden, evet, yüklem bildirme kipiyle çekimlenmiştir diyebiliriz.
-
( Y ) “Sayısal verilerden yararlanma, örnekleme” birer anlatım biçimidir.
Bu ifade yanlıştır. “Sayısal verilerden yararlanma” ve “örnekleme”, bir düşünceyi açıklarken veya savunurken kullandığımız düşünceyi geliştirme yollarıdır. Anlatım biçimleri ise (açıklama, öyküleme, betimleme, tartışma) metnin genel yazılış şeklini ifade eder.
-
( D ) “Tanık gösterme” bir düşünceyi geliştirme yoludur.
Evet, bu ifade doğrudur. Bir yazıda savunduğumuz düşünceyi daha inandırıcı kılmak için alanında uzman bir kişinin sözlerine yer vermeye “tanık gösterme” deriz. Bu da düşünceyi geliştirme yollarından biridir.
-
( Y ) “Yaşayacaksın ağacım, / Yaşayacaksın. / Cırcır böceklerinin sesini dinleyerek” dizelerinde benzetme söz sanatından yararlanılmıştır.
Bu dizeleri okuduğumuzda, “ağacım” diye bir ağaca seslenildiğini görüyoruz. Ağaç sanki bir insan gibi konuşulup ona “yaşayacaksın” deniyor. Bu, cansız bir varlığa insana ait özellikler verme, yani kişileştirme (teşhis) sanatıdır. Benzetme (teşbih) olsaydı, bir şeyi başka bir şeye benzetirdi. Örneğin, “ağaç bir dev gibiydi” deseydi benzetme olurdu. Ama burada kişileştirme var, benzetme yok. Bu yüzden bu ifade yanlıştır.
Umarım bu açıklamalarla soruları daha iyi anlamışsındır. Türkçe gerçekten çok keyifli bir ders, yeter ki mantığını kavrayalım! Başarılar dilerim!