7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 122
Sevgili öğrencim, merhaba! Türkçe dersimizdeki bu soruları birlikte adım adım inceleyelim ve en doğru cevapları bulalım. Unutma, okuduğunu anlama ve yorumlama becerisi çok önemlidir. Hazırsan başlayalım!
Soru 1: Metinde anlatılan olay nedir? Açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu metinde bize bir su damlasının maceralı yolculuğu anlatılıyor. Aslında bu yolculuk, doğadaki suyun sürekli hareketini, yani su döngüsünü bir damlanın gözünden izlememizi sağlıyor.
Şöyle düşünelim:
- Önce bir su damlasıymış, güneşin sıcağıyla buhar olup gökyüzüne çıkmış.
- Orada diğer buhar damlalarıyla birleşip bulut olmuş.
- Bulut olarak yeryüzünü seyretmiş, sonra tekrar yağmur olup düşmüş.
- Nehirlerle, derelerle akarak denize ulaşmış.
- Denizdeyken tekrar buhar olup gökyüzüne çıkmayı bekliyormuş.
Yani özetle, metinde anlatılan olay, bir su damlasının buharlaşma, bulut olma, yağmur olarak düşme ve denize ulaşma aşamalarını kapsayan su döngüsüdür. Bu, suyun doğada hiç durmadan nasıl hareket ettiğini bize gösteriyor.
Soru 2: Metinden çıkardığınız sonuç (ana fikir) nedir? Yazınız.
Çözüm:
Bu tür metinlerde ana fikir, yazarın bize asıl anlatmak istediği mesajdır. Metni okuduğumuzda, su damlasının hiç bitmeyen yolculuğunu görüyoruz. Bu yolculuk bize doğadaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve sürekli bir değişim içinde olduğunu anlatıyor. Bu metinden çıkarabileceğimiz en önemli sonuç (ana fikir) şudur:
Doğadaki su, sürekli bir döngü içinde hareket eder, farklı hallere girer ve yeryüzündeki tüm canlılar ve doğal oluşumlar arasında bir bağ kurar. Hiçbir şey durmaz, her şey sürekli bir değişim ve dönüşüm içindedir ve bu döngü yaşamın devamlılığı için hayati öneme sahiptir.
Yani su, bir damla olarak başlayıp buharlaşarak, bulut olarak, yağmur olarak, nehir olarak ve deniz olarak sürekli hareket eder ve bu hareket hiç bitmez, doğanın temel bir parçasıdır. Bu döngü sayesinde yaşam devam eder.
Soru 3: Metinde geçen terimleri sınıflandırıp yazınız.
Çözüm:
Metinde geçen birçok kelime var. Bunları benzer özelliklerine göre gruplara ayıralım ki daha kolay anlayalım ve kelime dağarcığımızı geliştirelim. İşte sana birkaç kategori ve örnekler:
- Doğal Su Oluşumları ve Halleri:
- yağmur damlası
- buhar
- bulut
- göller
- dereler
- nehirler
- deniz
- nehir ağzı
- Yeryüzü Şekilleri ve Bitki Örtüsü:
- yeryüzü
- ormanlar
- çayırlar
- tarlalar
- engeller (engebeler)
- çukurlar
- tepeler
- kayalar
- yosunlar
- Canlılar:
- balıklar
- midye
- istiridye
- denizanası
- insanlar (metinde balık avlayanlar olarak geçiyor)
- İnsan Yapımı Yapılar ve Araçlar:
- köyler
- şehirler
- bahçeler
- yollar
- araçlar
- vapur
- kayık
- sandal
- motorlar
Gördüğün gibi, metin doğanın ve insan yaşamının birçok farklı yönünü anlatan kelimelerle dolu. Bu kelimeleri sınıflandırmak, metni daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
Soru 4: Yazar metinde nasıl bir anlatım biçiminden yararlanmıştır? Örneklerle açıklayınız.
Çözüm:
Bu metinde yazar, bize olayı çok güzel ve etkileyici bir şekilde anlatmak için iki önemli anlatım biçiminden yararlanmış. Bu sayede su döngüsü gibi bir konuyu bile sanki bir hikaye dinliyormuşuz gibi takip edebiliyoruz:
- 1. Kişileştirme (Teşhis):
Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara (hayvanlara, bitkilere, cansız nesnelere) insan özellikleri vermek demektir. Burada bir yağmur damlası, sanki bir insanmış gibi düşünüyor, konuşuyor, şaşırıyor ve yolculuğunu anlatıyor. Bu durum, metni daha sıcak ve samimi hale getiriyor.
Örnekler:
- “Ben küçük bir yağmur damlasıyım.” (Damlanın kendini tanıtması)
- “Gördüklerimizi birbirimize anlatıyorduk ki: ‘Deniz göründü, deniz göründü!’ diye sesler duyduk.” (Damlanın konuşması ve duygu belirtmesi)
- “Ben de denizi ilk gördüğümde böyle şaşırmıştım.” (Damlanın şaşırması)
- “Bundan sonra bakalım neler göreceğim?..” (Damlanın merak etmesi ve düşünmesi)
- 2. Birinci Kişi Ağzından Anlatım:
Bu anlatım biçiminde, olayı yaşayan veya gören kişi, kendi başından geçenleri “ben” veya “biz” zamirlerini kullanarak anlatır. Metnin başından sonuna kadar olayı damlanın ağzından dinliyoruz, bu da bizi hikayenin içine çekiyor.
Örnekler:
- “Önce yeryüzündeydim. Güneş’in sıcağı ile buhar oldum, gökyüzüne çıktım.” (Anlatanın “ben” olması)
- “Benim gibi çok sayıda buhar damlaları ile birleştik. Bulut olduk.” (Anlatanın “biz” demesi)
- “Denizi yakından ilk defa görüyordum.” (Anlatanın kendi deneyimini aktarması)
Bu anlatım biçimleri sayesinde yazar, su döngüsü gibi bilimsel bir konuyu bile bize çok daha ilgi çekici, samimi ve akılda kalıcı bir şekilde sunmuş oluyor. Adeta bir su damlasının yerine geçip onun gözünden dünyayı keşfediyoruz!