7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Dörtel Yayınları Sayfa 12
Merhaba sevgili öğrenciler, ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün, önümüzdeki metinle ilgili hazırlık çalışmalarını ve soruları birlikte adım adım inceleyip anlamaya çalışacağız. Hazırsanız başlayalım!
1. “Halk şairi” sözünden ne anlıyorsunuz? Sizde çağrıştırdıklarıyla ilgili sınıfta beyin fırtınası yapınız.
Sevgili öğrencim, “halk şairi” dendiğinde aklımıza gelen ilk şey, halkın içinden çıkmış, onların dertlerini, sevinçlerini, geleneklerini, yaşam tarzlarını ve duygularını kendi içten ve samimi diliyle anlatan şairlerdir. Bu şairler genellikle okuma yazma bilseler de eğitimlerini medreselerde değil, usta-çırak ilişkisiyle, saz çalıp deyiş söyleyerek tamamlarlar. Şiirlerinde süslü, ağdalı bir dil yerine, herkesin anlayabileceği, günlük konuşma diline yakın bir dil kullanırlar.
Peki, bir halk şairi bize neler çağrıştırır? Hadi seninle küçük bir beyin fırtınası yapalım:
- Saz: Halk şairlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Sazlarıyla şiirlerini söyler, dinleyicileri bambaşka diyarlara götürürler.
- Köyler, kasabalar: Halk şairleri genellikle şehirlerden uzakta, Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında yaşar ve buralardaki hayatı anlatırlar.
- Aşk, doğa, gurbet, ölüm: Şiirlerinde en çok işledikleri konular bunlardır. İnsanların yüreğine dokunan evrensel temaları işlerler.
- Sade dil: Herkesin anlayabileceği, içten ve samimi bir dil kullanırlar. Bu yüzden şiirleri kolayca ezberlenir ve dilden dile dolaşır.
- Toplumun sesi: Halkın yaşadığı sıkıntıları, haksızlıkları, sevinçleri dile getirirler. Bir nevi halkın sözcüsü olurlar.
- Geleneğin taşıyıcısı: Kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü kültürü, gelenekleri, görenekleri şiirleriyle yaşatırlar.
Sonuç olarak, halk şairi denince aklımıza halkın içinden çıkan, sazıyla sözüyle halkın duygularına tercüman olan, sade bir dille şiirler yazan, gelenekleri yaşatan bilge kişiler gelir.
2. Bildiğiniz halk şairlerinin adlarını sınıfta söyleyiniz.
Elbette! Türk edebiyatında birbirinden değerli, gönüllere taht kurmuş pek çok halk şairi vardır. İşte aklımıza ilk gelenlerden birkaçı:
- Âşık Veysel Şatıroğlu: “Kara Toprak” şiirinin de yazarı olan, sazıyla ve sözüyle tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurmuş, toprağı ve insanı derinden seven büyük bir ozanımızdır.
- Karacaoğlan: Daha çok aşk, doğa ve güzellik temalı şiirleriyle bilinen, coşkulu ve lirik bir şairdir.
- Dadaloğlu: Toroslarda yaşayan Türkmenlerin sesidir. İsyanı, haksızlığa karşı duruşu ve yiğitliği şiirlerine yansıtmıştır.
- Yunus Emre: Dini ve tasavvufi konuları işlemiş, sevgi, hoşgörü ve insanlık değerlerini ön plana çıkarmış büyük bir düşünür ve şairdir.
- Köroğlu: Haksızlığa ve zulme karşı çıkan, halkın kahramanı olmuş, mertliği ve cesaretiyle tanınan bir halk şairidir.
- Neşet Ertaş: “Bozkırın Tezenesi” olarak bilinen, günümüz halk müziğinin en önemli temsilcilerinden biridir. Sazıyla ve içten türküleriyle milyonların kalbine dokunmuştur.
Bu isimler, sadece birkaç örnek. Türk halk edebiyatı, sayısız değerli ozan ve şairle doludur.
3. Âşık Veysel’in bir şiirini kendi sazı ve sesinden sınıfta dinleyiniz. Şiirin içeriğini değerlendiriniz.
Bu soruda bizden, Âşık Veysel’in bir şiirini dinleyip içeriğini değerlendirmemiz isteniyor. Görseldeki şiir de Âşık Veysel’in meşhur “Kara Toprak” şiiri olduğuna göre, biz de bu şiirin içeriğini adım adım inceleyelim ve neler anlattığını birlikte yorumlayalım.
Şiirin Adı: Kara Toprak
Şiirin Yazarı: Âşık Veysel Şatıroğlu
Adım 1: İlk Kıtayı Anlayalım
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır
Bu kıtada Âşık Veysel, hayatta birçok insana güvenip dostluk kurduğunu ama gerçek dostluğu ve vefayı bulamadığını söylüyor. “Beyhude dolandım boşa yoruldum” derken, bu arayışın boşuna olduğunu anlatıyor. Onun için tek gerçek, değişmeyen ve sadık dostun “kara toprak” olduğunu vurguluyor. Burada toprak, insana her zaman veren, karşılıksız seven ve asla terk etmeyen bir varlık olarak ele alınıyor.
Adım 2: İkinci Kıtayı Anlayalım
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Şair bu kıtada, sadece dostluk arayışında değil, güzelliklerde de aradığını bulamadığını anlatıyor. “Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum” sözleriyle, insanlardan beklediği karşılığı alamadığını dile getiriyor. Oysa tüm ihtiyaçlarını, isteklerini topraktan aldığını belirtiyor. Yani, toprak insanlara karşı her zaman cömert ve vericidir, beklentisizdir. İnsanlar ise bazen beklentileri karşılayamaz, vefasız olabilirler.
Adım 3: Üçüncü Kıtayı Anlayalım
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Bu kıtada toprağın bize sunduğu somut faydaları görüyoruz. Toprak, canlıların yaşaması için gerekli olan her şeyi verir: hayvanları (koyun, kuzu), yiyecekleri (süt, ekmek, et). Ancak burada önemli bir nokta var: “Kazma ile döğmeyince kıt verdi”. Bu dize, toprağın nimetlerini sunması için insanın da emek vermesi gerektiğini, onu işlemesi gerektiğini anlatır. Yani toprak, emeğin karşılığını verir.
Adım 4: Dördüncü Kıtayı Anlayalım
Âdem’den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır
Şair bu kıtada toprağın varoluşsal önemine değiniyor. İnsanlığın başlangıcından (Hz. Âdem’den) günümüze kadar tüm nesillerin topraktan geldiğini ve yine toprağa döneceğini hatırlatıyor. Bize çeşit çeşit meyveler verdiğini, her gün bizi üzerinde taşıdığını söylüyor. Bu, toprağın sadece bir besleyici değil, aynı zamanda tüm yaşamın ve varoluşun üzerinde yükseldiği temel unsur olduğunu gösterir.
Adım 5: Beşinci Kıtayı Anlayalım
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yârim kara topraktır
Bu son kıta, toprağın ne kadar affedici ve cömert olduğunu çok güzel anlatıyor. İnsanlar, toprağın karnını kazmalarla, bellerle deşer, yüzünü tırnakları ve elleriyle kazır (yani toprağı işler, eker, biçer). Bu aslında toprağa bir nevi zarar vermek, onu yormak gibidir. Ama toprak, tüm bunlara rağmen insanı “gülünen” yani güler yüzle, cömertçe ve affedici bir şekilde karşılar, nimetlerini sunmaya devam eder. Bu, toprağın insanlara karşı sonsuz hoşgörüsünü ve karşılıksız sevgisini gösterir.
Şiirin Genel Değerlendirmesi:
Âşık Veysel, “Kara Toprak” şiirinde
Şiir,