4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 199
Merhaba canım öğrencim! Bugün seninle çok güzel bir metin okuyup, o metinle ilgili soruları cevaplayacağız. Bu soruları dikkatlice okuyup, metinde geçen ipuçlarını yakalayarak doğru cevapları bulacağız. Hazır mısın? Hadi başlayalım!
1. Ressam en çok nelerin resmini yapmayı seviyor?
Şimdi bu soruyu cevaplamak için metnin ilk kısmına dikkatlice bakalım. Ressamın nelerden bahsettiğini, neleri çizdiğini bulalım.
Metinde şöyle geçiyor: “Mavi gölü, kıyıdaki sazları, su kuşlarını, sise bürünmüş dağları… ayçiçeklerini, gürül gürül akan suları, çiy altında elmas gibi parıldayan otlakları ve sonsuz buğday tarlalarını çizmişti. Bir de sabahı çılgın sevinçle karşılayan horozları ve… Balıkçıları…”
Gördüğün gibi ressam; göl, sazlar, kuşlar, dağlar, ayçiçekleri, sular, otlaklar, buğday tarlaları, horozlar ve balıkçılar gibi şeylerin resmini yapmayı seviyor. Bunların hepsi doğada bulunan varlıklar, değil mi?
Şimdi şıklara bakalım:
- A. İnsanların
- B. Doğanın ve doğadaki varlıkların
- C. Değerli eşyaların
- D. Gök cisimlerin
Metindeki örnekler, en çok B şıkkındaki “doğanın ve doğadaki varlıkların” resmini yapmayı sevdiğini gösteriyor. Balıkçılar da doğadaki insan varlığı sayılabilir.
Cevap: B
2. Ressam neden geceleri sevmiyor?
Bu sorunun cevabını bulmak için de metindeki geceyle ilgili kısma odaklanmalıyız. Ressamın geceye karşı nasıl hissettiğini anlatan cümleleri bulalım.
Metinde şöyle bir yer var: “…geceyi sevmezdi ressam. Uzun zamandır değirmen odasında akşam oldu mu en büyük lambayı yakar, kitap okur, müzik dinler, dostlarıyla söyleşir ama elini sürmezdi boyalara. Şaka değil; güzeli, zelil renkleri yalayarak yutarak dünyanın her köşesini, her noktasını bir anda karanlığa boğan geceye ne söyleyebilirdi ressam?”
Burada ressamın geceyi sevmemesinin sebebinin, gecenin “güzeli, zelil renkleri yalayarak yutarak dünyanın her köşesini, her noktasını bir anda karanlığa boğması” olduğu açıkça belirtiliyor. Yani gece olunca renkler kayboluyor, her yer karanlık oluyor. Ressam da renkleri ve güzellikleri resmetmeyi sevdiği için karanlığı sevmiyor.
Şimdi şıklara bakalım:
- A. Doğadaki renkleri göstermediğinden
- B. Geceleri kitap okuduğundan
- C. Resim yapma isteğini ortadan kaldırdığından
- D. Geceleri dışarı çıkmak istemediğinden
Metinde geçen ifadeye göre, ressamın geceyi sevmemesinin asıl sebebi, gecenin doğadaki renkleri kapatması, göstermemesi. Bu da A şıkkıyla birebir örtüşüyor.
Cevap: A
3. Ressam, günün ilk ışıklarıyla şövalesini kurduğu köşeden bakarken neler dikkatini çekiyor?
Bu soru için metnin sonlarına doğru, ressamın sabahları ne gördüğünü anlatan kısma bakmalıyız. “Günün ilk ışıklarıyla” ifadesi önemli, yani sabah vakti.
Metinde şöyle diyor: “Günün ilk saatleriyle ressam, şövalesini yerleştirdiği köşede resimleriyle uğraşırken, çoğu kez ya da misinayı gelişigüzel göle salmış kimseler. Bir keresinde, balıkçıdan çok sanatçıya benzettiği yaşlı bir adamla karşılaşmıştı ressam.”
Burada “misinayı gelişigüzel göle salmış kimseler” ifadesi geçiyor. Misina, balık tutmak için kullanılan bir araçtır. Yani ressam, şövalesinin başında dururken genellikle balık tutan insanları görüyormuş.
Şimdi şıklara bakalım:
- A. Günü karşılayan horozlar
- B. Sonsuz buğday tarlaları
- C. Balık tutan kimseler
- D. Sonsuzluğa uzayan deniz
Metinde ressamın “günün ilk saatleriyle” şövalesinin başındayken dikkatini çeken şeyin “misinayı gelişigüzel göle salmış kimseler” olduğu açıkça belirtiliyor. Bu da C şıkkındaki “balık tutan kimseler” anlamına geliyor.
Cevap: C
Aferin sana! Gördün mü, metni dikkatli okuyunca tüm soruların cevabını kolayca bulabiliyoruz. Okuduğunu anlama yeteneğin harika!