4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 44
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmeninim. Bugün seninle görseldeki soruları adım adım, kolayca anlayabileceğin bir şekilde çözeceğiz. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
7. “Sesini Arayan Kurbağa” metninde geçen eş anlamlı kelimeleri belirleyiniz. Bu kelimelerin yerine eş anlamlılarını kullanınız. Cümlelerin anlamında değişiklik olup olmadığını açıklayınız.
Örnek:
“Onu güçlükle duyuyordum.”
“Onu zor duyuyordum.”
Sevgili öğrencim, bu soru kelimeleri ve anlamlarını ne kadar iyi bildiğimizi anlamak için harika bir fırsat! Hadi beraber inceleyelim.
Adım 1: Eş Anlamlı Kelime Ne Demek, Hatırlayalım.
Eş anlamlı kelimeler, yazılışları ve okunuşları farklı olsa da aynı anlamı taşıyan kelimelerdir. Yani, tıpkı ikiz kardeşler gibi düşün! Dışarıdan farklı görünseler de içleri aynıdır. Örnekte de gördüğün gibi, “güçlükle” ve “zor” kelimeleri aynı şeyi anlatır. “Sınav güçlükle geçti” demekle “Sınav zor geçti” demek aynı kapıya çıkar. Cümlenin anlamı değişmez, değil mi?
Adım 2: Metni İncelememiz Gerekiyor.
Bu soruyu tam olarak çözebilmek için bize verilen “Sesini Arayan Kurbağa” adlı metni okumamız gerekiyor. Çünkü metnin içinde geçen kelimeleri bulup onların eş anlamlılarını düşünmemiz isteniyor. Ama maalesef şu anda o metin yanımızda yok. Eğer metin olsaydı, onu dikkatlice okur, içindeki kelimelerin eş anlamlılarını bulur ve örnekteki gibi yerlerine yazardık.
Adım 3: Metin Olsaydı Nasıl Çözeceğimizi Bir Örnekle Anlatalım.
Diyelim ki “Sesini Arayan Kurbağa” metninde şöyle bir cümle geçiyor:
“Minik kurbağa, dereden hızla geçiyordu.”
Şimdi buradaki “hızla” kelimesinin eş anlamlısını düşünelim. Aklımıza ne geliyor? Evet, “çabukça” veya “süratle” kelimeleri gelebilir.
Şimdi bu eş anlamlı kelimeyi cümlenin içinde kullanalım:
“Minik kurbağa, dereden çabukça geçiyordu.”
Peki, cümlenin anlamı değişti mi? Hayır, hiç değişmedi! İki cümle de kurbağanın dereden aceleyle geçtiğini anlatıyor. İşte eş anlamlı kelimeler böyle işe yarar. Cümlenin anlamını değiştirmeden farklı kelimeler kullanmamızı sağlarlar. Böylece yazımız daha zengin ve güzel olur.
Sonuç:
Metin elimizde olmadığı için “Sesini Arayan Kurbağa” hikayesindeki özel kelimeleri bulup eş anlamlılarını yazamadık. Ancak eş anlamlı kelimelerin ne olduğunu ve bir cümlede kullanıldığında cümlenin anlamını nasıl değişmediğini örnekle açıklamış olduk. Eğer metin olsaydı, içindeki kelimeleri bulup bu adımları takip ederek soruyu kolayca çözebilirdik.
8. “Çocuk Dünyası” temasındaki yazma çalışmalarınızdan birini seçiniz. Bu çalışmadaki süreçlerde neler yaptığınızı yazınız.
Sevgili öğrencim, şimdi de kendi yazdığımız bir metnin nasıl ortaya çıktığını adım adım inceleyeceğiz. “Çocuk Dünyası” teması üzerine yazdığım hayali bir hikâyeyi örnek vereceğim. Sen de kendi yazdığın veya yazmak istediğin bir metni bu adımlara göre düşünebilirsin. Haydi bakalım!
Hazırlık ve konu belirleme:
- Öğretmenimiz “Çocuk Dünyası” teması üzerine bir hikaye yazmamızı istemişti. Ben de hemen aklıma gelen fikirleri not etmeye başladım.
- Çocukların en çok neyi sevdiğini düşündüm. Oyun oynamayı, masalları, oyuncakları, hayal kurmayı…
- Sonra aklıma, yalnız bir çocuğun hayali arkadaşıyla yaşadığı maceraları anlatan bir hikaye yazmak geldi. Konumu “Hayal Gücüyle Gelen Arkadaş” olarak belirledim.
- Hikayenin ana kahramanı küçük Elif olacaktı ve onun en sevdiği oyuncağı da konuşan bir ayı olacaktı.
Metnin yazım süreci:
- Hikayeyi yazmaya başlarken ilk olarak Elif’i ve onun odasını tanıttım. Onun biraz yalnız olduğunu anlattım.
- Sonra Elif’in yalnız hissettiği bir anda, en sevdiği oyuncağı Ayıcık Maviş’in nasıl canlandığını ve onunla konuşmaya başladığını yazdım.
- Maviş ile Elif’in odalarında hayali bir ormanda pikniğe gittiği bölümü yazdım. Onların konuşmalarını, eğlencelerini hayal ettim ve sonra da kağıda döktüm.
- Hikayemin bir başlangıcı, bir gelişme kısmı ve bir de sonucu olmasına dikkat ettim.
- Yazarken aklıma yeni fikirler geldikçe onları da hikayeme ekledim. Mesela, Elif’in Maviş’le birlikte bulutların üzerinde uçtuğunu hayal ettim ve onu da yazdım.
Metnin düzenlenmesi:
- Hikayemi bitirdikten sonra hemen bir kez baştan sona okudum.
- İlk okuyuşta bazı kelimeleri çok fazla tekrar ettiğimi fark ettim, onları farklı kelimelerle değiştirdim.
- Bazı cümlelerin daha güzel ve akıcı olması için yerlerini değiştirdim veya yeniden yazdım.
- Noktalama işaretlerini (nokta, virgül, soru işareti gibi) doğru kullanıp kullanmadığımı kontrol ettim.
- Yazım yanlışları olup olmadığına baktım ve düzelttim. Özellikle büyük harf ve özel isimlerin (Elif, Maviş gibi) yazımına dikkat ettim.
- Hatta anneme veya babama okutarak onların da fikirlerini aldım, “Şurası daha güzel olabilir mi?” diye sordum.
Metnin paylaşılması:
- Düzenlemeler bittikten sonra hikayemi temiz bir deftere veya bilgisayarda yazdım.
- Öğretmenimize teslim ettim.
- Sınıfta arkadaşlarımla paylaştım, onların önünde sesli bir şekilde okudum.
- Hatta bazen aileme, akrabalarıma da okuyarak onların da duymasını sağladım.
Okuyucuların tepkileri:
- Öğretmenim hikayemi çok beğendiğini söyledi, özellikle hayal gücümü takdir ettiğini belirtti.
- Arkadaşlarım, Elif ile Ayıcık Maviş’in maceralarını çok eğlenceli ve heyecanlı bulduklarını söylediler. Bazıları “Keşke benim de böyle bir hayali arkadaşım olsa!” dedi.
- Annem ve babam da hikayemin çok tatlı olduğunu ve beni tebrik ettiler.
- Bu güzel tepkiler beni çok mutlu etti ve daha fazla hikaye yazmak için heveslendirdi.
Gördün mü sevgili öğrencim, bir yazı yazmak ne kadar da keyifli ve aşamalı bir işmiş! Sen de kendi yazılarını bu adımları izleyerek daha güzel ve düzenli hale getirebilirsin.