7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 250
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimizin bu bölümünde metin anlama ve yorumlama üzerine harika bir çalışma yapacağız. Sana gönderdiğim metni dikkatlice okuyarak soruları adım adım çözeceğiz. Unutma, metinleri doğru anlamak ve yorumlamak, başarılı bir öğrencinin en önemli özelliklerinden biridir. Hadi başlayalım!
Öncelikle ilk etkinliğimizle, yani kelime çalışmasıyla başlıyoruz. Okuduğumuz metinde anlamını bilmediğimiz kelimeler veya kelime grupları olabilir. Bu bölümde bu kelimeleri tespit edip anlamlarını tahmin etmeye çalışacağız. Daha sonra bu tahminlerimizi TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol etmemiz gerekiyor. Şimdi metinden birkaç kelime seçip tahminlerimizi yazalım:
1. Etkinlik
Kelime veya Kelime Grubu
Tahminim
-
kelimsiz
Tahminim: Metinde Picasso’nun “kelimsiz, küçük boylu, sıradan adam” olarak tanımlandığını okumuştuk. Bu ifade, onun çok konuşmayan, sessiz, belki de gösterişsiz ve sade bir kişiliğe sahip olduğu anlamına geliyor olabilir.
-
inatçı
Tahminim: “Ara Güler ile o kadar inatçı ve kararlı” cümlesinde geçtiği gibi, bir amacına ulaşmak için çok direnen, kolay kolay vazgeçmeyen, azimli kişi anlamına gelir.
-
girişim boşa çıkar
Tahminim: “İlk girişim boşa çıkar” ifadesi, başlatılan bir çabanın, bir denemenin başarısızlıkla sonuçlanması, istenen sonucu vermemesi demektir.
-
başvurur
Tahminim: “A planı tutmayınca B planına başvurur” cümlesinden anladığımız kadarıyla, bir konuda yardım veya çözüm bulmak için birine ya da bir yönteme yönelmek, müracaat etmek anlamına gelir.
-
talih ki
Tahminim: “Ama talih ki vazgeçmez Picasso’dan” ifadesinde kullanıldığı gibi, şans eseri, neyse ki, iyi ki gibi olumlu bir durumu ifade eder.
-
şato
Tahminim: Metinde “Picasso’nun yaşadığı şatonun yakınlarındaki küçük bir otel” ifadesinde geçiyor. Şato, genellikle eski zamanlarda soyluların yaşadığı, büyük, gösterişli ve bazen kale benzeri yapıdaki evlere verilen addır.
Şimdi de metinle ilgili soruları cevaplamaya geçelim. Her soruyu metne göre dikkatlice okuyup cevaplayalım.
2. Etkinlik
1. Ara Güler, Picasso’ya ulaşmak için kimlerle görüşmüştür? Görüşmeleri nasıl sonuçlanmıştır? Anlatınız.
Sevgili öğrencim, bu soruyu cevaplamak için metnin ilk paragraflarına odaklanmalıyız. Ara Güler’in Picasso’ya ulaşmak için izlediği yolu adım adım takip edelim:
-
Adım 1: İlk Girişim
Ara Güler, ilk olarak yakın dostu Ressam Abidin Dino’dan yardım ister. Abidin Dino da kendi yakın arkadaşı olan ressam Pignon’u (Pinyon) devreye sokar, çünkü Pignon Picasso’nun yakın arkadaşıdır. Ancak, hem Abidin Dino hem de Ara Güler’in tüm çabalarına rağmen Pignon ikna olmaz ve bu ilk girişim boşa çıkar.
-
Adım 2: İkinci Girişim
İlk planı tutmayınca Ara Güler, bu sefer Kont Mario Ruspoli’yi (Maryo Ruspoli) arar ve derdini anlatır. Kont Mario da ona yardımcı olmak ister ve Picasso’nun oğlunu ve Ara Güler’i yemeğe davet eder. Böylece Ara Güler, Picasso’nun oğlunun babasını ikna edebileceğini düşünür. Ancak Picasso’nun oğlu bu işe karışmak istemez ve bu ikinci plan da başarısızlıkla sonuçlanır.
-
Adım 3: Üçüncü ve Başarılı Girişim
Ara Güler, vazgeçmez ve İsviçre’ye gider. Orada yayıncı bir arkadaşı olan Albert Skira (Albırt Skira) ile görüşür. Albert Skira, yıllardır Picasso için bir kitap hazırlamayı planlamaktadır ve nihayet Picasso’dan kitabı yapma iznini almıştır. Bu sayede, Ara Güler de Picasso’nun evine gidip tablolarının fotoğraflarını çekme fırsatını yakalar. Bir gün sonra, Picasso’nun yaşadığı şatonun yakınlarında buluşurlar ve Ara Güler, dişçiden dönen ve keyfi yerinde olan Picasso ile karşılaşır. Picasso onu içeri buyur eder ve fotoğraf çekmesine izin verir. Böylece Ara Güler sonunda amacına ulaşır.
2. Picasso nasıl bir evde oturmakta ve resimlerini nasıl bir stüdyoda çizmektedir? Anlatınız.
Metinde Picasso’nun yaşadığı yerle ilgili şu bilgiyi buluyoruz:
-
Picasso, bir şatoda yaşamaktadır. Metinde “Picasso’nun yaşadığı şatonun yakınlarındaki küçük bir otelde buluştular” ifadesi, onun büyük ve eski bir yapıda, yani bir şatoda yaşadığını gösteriyor.
-
Resimlerini çizdiği yerle ilgili ise metinde doğrudan “stüdyo” kelimesi geçmiyor. Ancak, garsonun Ara Güler’e söylediği şu söz dikkat çekici: “Picasso resim yapıp bir odadır.” Bu ifade, Picasso’nun belki de özel bir stüdyosu olmadan, evinin herhangi bir odasında, tamamen işine odaklanarak resim yaptığını düşündürüyor. Yani onun için resim yapmak, belirli bir mekanla değil, kendi iç dünyasıyla ilgili bir eylem gibi.
3. Ara Güler, Picasso’nun resimlerini karanlıkta çizmesini nasıl yorumlamıştır? Açıklayınız.
Sevgili öğrencim, metni baştan sona dikkatlice okuduğumuzda, Ara Güler’in Picasso’nun resimlerini karanlıkta çizmesiyle ilgili herhangi bir yorumundan bahsedilmediğini görüyoruz. Metin, bu konuda bize bir bilgi vermiyor. Bu nedenle bu soruya metne dayanarak bir cevap veremeyiz.
4. Picasso’nun Ara Güler’e yaptığı sürpriz nedir? Anlatınız.
Metinde Picasso’nun Ara Güler’e doğrudan “sürpriz” yaptığı şeklinde bir ifade bulunmuyor. Ancak Ara Güler’in, Picasso’ya ulaşmak için gösterdiği onca çaba ve yaşadığı zorluklar göz önüne alındığında, Picasso’nun sonunda onu evine buyur etmesi ve fotoğraf çekmesine izin vermesi, Ara Güler için büyük ve beklenmedik bir gelişme, yani bir nevi sürpriz olarak yorumlanabilir.
Picasso’nun dişçiden döndükten sonra keyfinin yerinde olması da bu olumlu gelişmede etkili olmuştur. Belki de Ara Güler, Picasso’nun bu kadar kolayca fotoğraf çekmesine izin vermesini beklemiyordu ve bu durum, onun için büyük bir sürpriz olmuştur.
5. Metindeki anlatıcı kimdir? Düz ve eğik yazılan bölümleri karşılaştırarak açıklayınız.
-
Metindeki Anlatıcı (Düz Yazılan Bölümler):
Metindeki düz yazılan bölümler (normal fontla yazılan kısımlar), Ara Güler ile Picasso’nun karşılaşma hikâyesini anlatan üçüncü bir kişidir. Bu anlatıcı, hikâyenin dışında durur, olayları dışarıdan gözlemleyerek ve kahramanların neler yaşadığını, ne düşündüğünü bilerek okuyucuya aktarır. Yani, hikâyeyi bize anlatan bir “ses” gibi düşünebiliriz. Bu anlatıcı, okuyucuyu bilgilendirir, olayları kronolojik bir sırayla sunar ve karakterlerin duygu ve düşüncelerine de yer verir.
-
Eğik Yazılan Bölüm:
Metinde eğik yazılan tek bölüm “Metni noktalama işaretlerine dikkat ederek önce sessiz, sonra sesli okuyunuz.” ifadesidir. Bu bölüm, metnin yazarı veya ders kitabını hazırlayan kişiler tarafından okuyucuya (yani sana) yönelik verilen bir talimattır. Bu bir yönergedir, hikâyenin ya da metnin anlatıcısının bir parçası değildir. Amacı, metni daha iyi anlaman ve doğru okuman için sana rehberlik etmektir.
6. Ara Güler’in “iyi makineyle iyi fotoğrafçı olunmuyor.” sözünden ne anlıyorsunuz? Siz bu söze katılıyor musunuz? Nedenleriyle açıklayınız.
-
Bu Sözden Anladığım:
Ara Güler’in bu sözünden anladığım şudur: Fotoğrafçılık sadece son model, pahalı ve teknolojik bir fotoğraf makinesine sahip olmakla ilgili değildir. Asıl önemli olan, fotoğrafı çeken kişinin gözü, sanatsal bakış açısı, yaratıcılığı, ışığı kullanma becerisi, kompozisyon bilgisi, anı yakalama yeteneği ve teknik ustalığıdır. Yani bir fotoğrafçıyı gerçekten “iyi” yapan şey, elindeki aletten çok, kendi yeteneği ve vizyonudur.
-
Bu Söze Katılıyor muyum?
Evet, bu söze kesinlikle katılıyorum.
-
Nedenleri:
- Yaratıcılık ve Bakış Açısı Önemli: Bir fotoğraf makinesi sadece gördüğünü kaydeder ama bir fotoğrafçı, sıradan bir nesneyi veya anı bile kendi özgün bakış açısıyla eşsiz ve etkileyici bir görüntüye dönüştürebilir. Makine bu yaratıcılığa sahip değildir.
- Teknik Bilgi ve Deneyim Gerekliliği: Işık, gölge, renk, kompozisyon kuralları gibi fotoğrafçılığın temel öğelerini doğru şekilde kullanabilmek, ancak bilgi, deneyim ve pratikle mümkündür. En iyi makine bile, bu bilgilere sahip olmayan birinin elinde sıradan fotoğraflar çekebilir.
- Duygu ve Hikâye Anlatma Gücü: İyi bir fotoğraf sadece bir görüntüyü değil, aynı zamanda bir duyguyu, bir anıyı veya bir hikâyeyi de aktarır. Bu derinliği yakalamak, fotoğrafçının insanları, olayları ve dünyayı anlama yeteneğiyle ilgilidir, makineyle değil.
- Araç Sadece Bir Araçtır: Tıpkı iyi bir kalemin iyi bir yazar yapmadığı, pahalı bir fırçanın iyi bir ressam yapmadığı gibi, fotoğraf makinesi de sadece bir araçtır. Asıl sanatçı, o aracı ustalıkla kullanan kişidir. Önemli olan, aracın kendisi değil, onu kullanan kişinin yeteneği ve sanatsal ruhudur.
Umarım bu açıklamalar, metni daha iyi anlamana ve soruları doğru bir şekilde cevaplamana yardımcı olmuştur. Unutma, her metin bize yeni şeyler öğretir ve düşünme becerilerimizi geliştirir. Başarılar dilerim!