7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 44
Merhaba sevgili öğrencim, ben Türkçe öğretmeniniz. Bugün size verilen metinle ilgili soruları adım adım, dikkatlice inceleyip beraber çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak, soruları doğru cevaplamanın ilk adımıdır. Hadi başlayalım!
1. Yazar, Fatma’ya okuma yazma öğretirken nasıl yardımcı olmaktadır? Açıklayınız.
Sevgili öğrencim, bu soruda yazarın Fatma’ya okuma yazma öğrenme sürecinde ne gibi destekler verdiğini bulmamız gerekiyor. Metni dikkatlice okuyunca yazarın Fatma için neler yaptığını göreceğiz.
Adım 1: Metinde yazarın Fatma’ya yaptığı ilk sürprizi bulalım.
Yazar, Fatma’ya arkasında gizlediği bir kitap çıkarıyor. Bu, Fatma’nın okuma yazma öğrenmesi için ona verilen ilk ve en önemli destektir.
Adım 2: Yazarın Fatma ile birlikte okuma sürecini nasıl yönettiğini inceleyelim.
Yazar, Fatma’ya “Belki bazı kelimeleri okursun. Birlikte okumak ister misin?” diye sorarak onu teşvik ediyor. Sonra, bir aslan ile farenin hikâyesini okurken Fatma’ya rehberlik ediyor. Fatma bazı kelimeleri kendi başına okuyunca yazar onu “Fatma, okuyorsun! Ne kadar çok kelime bildiğini gördün mü?” diyerek cesaretlendiriyor ve başarısını kutluyor.
Sonuç:
Yazar, Fatma’ya okuma yazma öğretirken ona kitap hediye ederek, birlikte okumayı teklif ederek, okuduğu hikâyede ona rehberlik ederek ve Fatma’nın okuduğu kelimeler için onu sözlü olarak cesaretlendirip takdir ederek yardımcı olmaktadır.
2. Fatma nasıl bir ortamda yaşamaktadır? Bunu hangi ifadelerden anlıyorsunuz? Açıklayınız.
Şimdi de Fatma’nın yaşadığı yeri ve hayatını anlamaya çalışalım. Metindeki ipuçlarına dikkat etmeliyiz.
Adım 1: Metnin son paragrafında Fatma’nın gündelik işlerinden bahseden cümleleri bulalım.
“Okumayı öğrenmenin, Fatma’nın benim gibi buraya hapsolduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini biliyordum. Yine yerleri temizleyecek, süpürgeliklerin tozunu alacak, patates soyacaktı.“
Bu cümleler, Fatma’nın ev işleri yaptığını, hatta belki de bir hizmetçi gibi çalıştığını gösteriyor. “Benim gibi buraya hapsolduğu” ifadesi ise onun da yazar gibi bir tür kısıtlılık içinde yaşadığını düşündürüyor.
Adım 2: Yazarın Fatma’nın özgürlüğü hakkındaki düşüncelerini inceleyelim.
“Ama ona okumayı öğreterek en azından bizden öte dünyaları görebileceği bir pencere açıyordum. Ona kısa süreliğine de olsa bu konağın duvarlarını ardında bırakıp kendini özgür hissetmeyi hayal etme şansı veriyordum.”
“Konağın duvarları” ve “kendini özgür hissetmeyi hayal etme şansı” ifadeleri, Fatma’nın yaşadığı yerin onu dış dünyaya karşı kapalı tutan, kısıtlayıcı bir yer olduğunu anlatıyor. Burası bir ev veya konak olabilir ama içinde Fatma’nın özgürce hareket edemediği, sürekli ev işleriyle meşgul olduğu bir ortamdır.
Sonuç:
Fatma, kısıtlayıcı ve sıkı kuralları olan, sürekli ev işleriyle meşgul olduğu bir ortamda yaşamaktadır. Bunu, “yerleri temizleyecek, süpürgeliklerin tozunu alacak, patates soyacaktı” gibi ifadelerden ve “bu konağın duvarlarını ardında bırakıp kendini özgür hissetmeyi hayal etme şansı veriyordum” cümlesinden anlıyoruz. Bu ifadeler, onun hayatının dışarıya kapalı ve sorumluluklarla dolu olduğunu gösteriyor.
3. Yazar, okumayı öğrenmekle özgürlük arasında nasıl bir ilişki kurmaktadır? Açıklayınız.
Bu soruda yazarın okumanın Fatma’ya nasıl bir özgürlük sunduğunu düşündüğünü bulmalıyız. Metnin son kısmına odaklanalım.
Adım 1: Yazarın okumayı bir “pencere” olarak tanımladığı kısmı bulalım.
Yazar şöyle diyor: “Ama ona okumayı öğreterek en azından bizden öte dünyaları görebileceği bir pencere açıyordum.”
Burada okumak, Fatma’nın kendi kısıtlı dünyasından başka dünyaları görmesini, tanımasını sağlayan bir araç olarak sunuluyor. Tıpkı bir pencereden dışarıyı seyretmek gibi, okuyarak da farklı hayatları, yerleri ve düşünceleri keşfedebilir.
Adım 2: Bu “pencerenin” Fatma’ya nasıl bir özgürlük hissi verdiğini anlamaya çalışalım.
Yazar devam ediyor: “Ona kısa süreliğine de olsa bu konağın duvarlarını ardında bırakıp kendini özgür hissetmeyi hayal etme şansı veriyordum.”
Fatma fiziksel olarak o evden ayrılamasa da, okuduğu kitaplar sayesinde zihinsel olarak o duvarların dışına çıkabiliyor. Hayal gücüyle başka yerlere gidebiliyor, farklı karakterlerin maceralarını yaşayabiliyor. Bu da ona gerçek hayatta sahip olamadığı bir özgürlük hissi veriyor, kendini kısa bir süreliğine de olsa özgür hayal etmesini sağlıyor.
Sonuç:
Yazar, okumayı öğrenmekle özgürlük arasında çok güçlü bir ilişki kurmaktadır. Ona göre okumak, Fatma’nın yaşadığı kısıtlı dünyadan uzaklaşmasını sağlayan bir “penceredir”. Bu pencere sayesinde Fatma, fiziksel olarak kapalı bir yerde olsa bile, okuduğu hikâyeler ve bilgilerle zihinsel olarak “konağın duvarlarını ardında bırakıp kendini özgür hissetme” şansına sahip olmaktadır. Yani okumak, insana hayal gücüyle özgürleşme ve farklı dünyaları keşfetme imkânı sunar.