7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 128
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersi etkinliğimize hoş geldin! Seninle birlikte bu soruları adım adım, metni dikkatlice okuyarak çözeceğiz. Unutma, metni doğru anlamak soruları doğru cevaplamanın anahtarıdır. Hazırsan başlayalım!
2. Etkinlik
A) Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
1. Bilge Hanım, Anıl’ın arkadaşlarıyla evde ders çalışmasını neden istiyor? Açıklayınız.
Adım 1: Metinde Bilge Hanım’ın Anıl’ın arkadaşlarıyla evde ders çalışmasını neden istediği bölümü bulalım.
Adım 2: Metinde şöyle bir ifade geçiyor: “Annesi, Anıl’ın evde çalışmasını, arkadaşlarıyla çalışacaksa onları da eve çağırmasını istiyor. Her anne gibi titiz ve duyarlı Bilge Hanım. Dışarıda kimlerle görüştüğünü, neler konuştuklarını, ne yiyip içtiklerini bilmek istiyor. Bu yüzden eğer birlikte çalışacaksa arkadaşlarını eve çağırmasını öğütlüyor.”
Adım 3: Bu bilgiye göre cevabımızı şekillendirelim.
Sonuç:
Bilge Hanım, bir anne olarak Anıl’ın dışarıda kimlerle görüştüğünü, neler konuştuğunu ve ne yiyip içtiğini merak ediyor. Onu korumak ve gözlemlemek istediği için, Anıl’ın arkadaşlarıyla ders çalışacaksa evde, kendi gözetiminde çalışmasını istiyor. Bu, onun oğluna karşı duyduğu sevgi ve özenin bir göstergesi.
2. Bilge Hanım, Kadir’e yardım etmek için ne yapmıştır? Siz onun bu davranışı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Adım 1: Metni tekrar dikkatlice okuyalım ve “Kadir” adının metinde geçip geçmediğini kontrol edelim.
Adım 2: Okuduğumuz metin parçasında Anıl ve annesi Bilge Hanım’dan bahsediliyor ama Kadir adında bir karakterden hiç söz edilmiyor.
Sonuç:
Okuduğumuz metinde Kadir adında bir karakter bulunmuyor sevgili öğrencim. Bu yüzden Bilge Hanım’ın Kadir’e yardım edip etmediği veya ne yaptığı hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Bu soruyu elimizdeki metne göre cevaplayamıyoruz.
3. Metinde hangi varlık kişileştirilmiştir? Örneklerle açıklayınız.
Adım 1: Kişileştirme neydi hatırlayalım? Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verme sanatıdır. Yani bir hayvanın konuşması, bir çiçeğin gülümsemesi gibi düşünebiliriz.
Adım 2: Metnin başlığına dikkat edelim: “İnsanlık Gelip Çalar Kapımızı”. Burada “insanlık” bir kavramdır, bir canlı varlık değildir. Peki, “kapı çalmak” kimin yaptığı bir eylemdir?
Adım 3: Bu bilgiye göre cevabımızı açıklayalım.
Sonuç:
Metinde kişileştirilen varlık “İnsanlık”tır. Başlıkta geçen “İnsanlık Gelip Çalar Kapımızı” ifadesinde, insanlık soyut bir kavram olmasına rağmen, “kapı çalmak” gibi insana özgü bir eylemi gerçekleştiriyor gibi gösterilmiştir. Bu durum, insanlık kavramına canlı bir varlığın özelliklerini yükleyerek bir kişileştirme yapıldığını gösterir.
4. Kadir’in babası paltonun cebinde ne bulmuştur? Bu durum karşısında nasıl davranmıştır?
Adım 1: Tıpkı 2. soruda olduğu gibi, metinde “Kadir’in babası”, “palto” veya “cep” gibi kelimelerin geçip geçmediğini kontrol edelim.
Adım 2: Okuduğumuz metin parçasında Anıl’ın ailesinden bahsediliyor ama Kadir adında bir karakter, onun babası veya bir paltonun cebinde bir şeyler bulmasıyla ilgili hiçbir bilgi verilmiyor.
Sonuç:
Sevgili öğrencim, bu sorunun cevabı da elimizdeki metinde bulunmuyor. Metinde Kadir’in babası veya onun bir paltonun cebinde ne bulduğuna dair hiçbir bilgiye rastlamıyoruz.
5. Metinde sizi en çok etkileyen bölüm hangisidir? Nedenleriyle açıklayınız.
Adım 1: Bu soruya cevap verirken metindeki hangi bölümün seni en çok etkilediğini düşünmelisin. Herkesin etkilendiği yer farklı olabilir, önemli olan nedenini güzelce açıklamaktır.
Adım 2: Ben metnin ortalarında yer alan Bilge Hanım’ın annelik yaklaşımını seçtim. Sen de farklı bir bölüm seçebilirsin tabii ki.
Sonuç:
Beni metinde en çok etkileyen bölüm, Bilge Hanım’ın Anıl’ın arkadaşlarını eve çağırmasını isteme nedeni oldu. Yani “Dışarıda kimlerle görüştüğünü, neler konuştuklarını, ne yiyip içtiklerini bilmek istiyor.” kısmı. Bu bölüm, bir annenin çocuğuna duyduğu sevgi ve özeni çok güzel anlatıyor. Annenin çocuğunun çevresini, arkadaşlarını merak etmesi ve onu koruma içgüdüsü her anne babada olan doğal bir duygu. Bu cümleler, bu duygunun ne kadar güçlü olduğunu bize hissettirdi ve annelerin çocukları için ne kadar düşündüğünü bir kez daha hatırlattı.
6. İnsanlara yardım ettiğinizde kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Örneklerle açıklayınız.
Adım 1: Bu soru metinden bağımsız, senin kendi duygularınla ilgili bir soru. Yardım etmenin sana ne hissettirdiğini ve hangi durumlarda yardım ettiğini düşünmelisin.
Adım 2: Yardım ettiğin somut durumları ve o anki duygularını gözden geçirerek cevabını oluştur.
Sonuç:
İnsanlara yardım ettiğimde kendimi gerçekten çok iyi ve mutlu hissederim. Birine destek olmak, onun işini kolaylaştırmak veya bir sorununu çözmesine yardımcı olmak bana büyük bir huzur ve içsel bir tatmin veriyor. Mesela, okulda derslerinde zorlanan bir arkadaşıma bir konuyu anlattığımda ve onun gözlerindeki o anlama ifadesini gördüğümde içim kıpır kıpır olur. Ya da yolda ağır poşetler taşıyan yaşlı bir komşumuza yardım ettiğimde, yüzündeki gülümseme benim de günümü güzelleştiriyor. Yardım etmek, sadece karşı tarafa değil, yardım edene de çok güzel duygular yaşatır ve dünyayı daha yaşanılır bir yer yapar.
B) Okuduğunuz metnin anlatım biçimi nedir? Nedenleriyle açıklayınız.
Adım 1: Anlatım biçimleri nelerdi hatırlayalım? Öyküleyici (hikaye etme), Betimleyici (tasvir etme), Açıklayıcı (bilgi verme), Tartışmacı (bir fikri savunma) gibi.
Adım 2: Metni tekrar okuyalım ve yazarın metinde ne yaptığını anlamaya çalışalım. Bir olay mı anlatıyor, bir şeyi mi tanıtıyor, bilgi mi veriyor, yoksa bir fikri mi savunuyor?
Adım 3: Metinde Anıl’ın okula başlaması, Bilge Hanım’ın düşünceleri gibi olaylar ve durumlar art arda anlatılıyor. Bu durum bize hangi anlatım biçimini düşündürüyor?
Sonuç:
Okuduğumuz metnin anlatım biçimi öyküleyicidir (hikaye edicidir). Çünkü metinde belirli bir olay örgüsü var: Anıl’ın ortaokula başlaması, derslerine çalışması, annesi Bilge Hanım’ın onun arkadaşlarıyla evde ders çalışmasını istemesi gibi. Metinde kahramanlar (Anıl, Bilge Hanım), belirli bir zaman (sonbahar, okul dönemi) ve mekan (ev, okul) bulunuyor. Yazar, bu olayları okuyucuya bir hikaye gibi akıcı bir dille aktarıyor. Ayrıca metinde betimleyici (tasvir edici) ögeler de var (örneğin sonbahar tasviri), ama genel olarak bir olay anlatıldığı için baskın olan anlatım biçimi öyküleyicidir.
3. Etkinlik
A) Aşağıdaki hikâye haritasını okuduğunuz metinden hareketle doldurunuz.
Şimdi de okuduğumuz metindeki ana ögeleri bir hikaye haritasına yerleştirelim. Tıpkı bir yapbozun parçalarını birleştirmek gibi düşünebilirsin!
Kahramanlar:
- Anıl
- Bilge Hanım (Anıl’ın annesi)
- (Metinde adı geçen diğerleri: Anıl’ın arkadaşları, çocuklar, öğretmenler)
Zaman:
- Sonbahar mevsimi (“Sabah çiyeleri”, “Elmalar kızarmış, ayvalar sararmış” ifadelerinden anlıyoruz)
- Okul dönemi (yeni okul yılı, ders çalışmaları)
- Sabahlar ve akşamlar (“Sabah çiyeleri içinde”, “akşamdan hazır ettikleri çantalarını”)
Yer:
- Ev (Anıl’ın evi, ders çalıştıkları yer)
- Okul (Anıl’ın yeni başladığı ortaokul)
- Dışarı (Anıl’ın bazen arkadaşlarıyla buluştuğu yer)
Anlatıcı:
- Üçüncü tekil şahıs anlatım (yazar, olayları dışarıdan, bir gözlemci gibi anlatıyor).
- Örnek: “Anıl, ortaokula başladı bu yıl.”, “Annesi, Anıl’ın evde çalışmasını… istiyor.” gibi ifadelerden anlıyoruz. Anlatıcı olayların içinde değil, dışarıdan bize aktarıyor.
Olay:
- Anıl’ın ortaokula başlamasıyla birlikte yeni sorumluluklarına coşkuyla sarılması ve derslerine çok çalışması.
- Derslerine bazen dışarıda arkadaşlarıyla hazırlanması.
- Annesi Bilge Hanım’ın, Anıl’ın dışarıda kimlerle görüştüğünü, neler konuştuğunu bilmek istemesi ve bu yüzden Anıl’ın arkadaşlarıyla evde ders çalışmasını öğütlemesi.
Aferin sana, tüm soruları birlikte çözdük! Metin okuma ve anlama becerilerin çok iyi gelişiyor. Başarılarının devamını dilerim!