7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 202
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 7. sınıf Türkçe öğretmenin. Şimdi sana gönderdiğin görseldeki soruları hep birlikte adım adım, güzelce inceleyip çözelim. Sakın endişelenme, her şeyi en anlaşılır şekilde anlatacağım. Hazır mısın? Başlayalım!
1. Dünya’daki suların daha az veya daha çok olması durumunda ne gibi sonuçlar ortaya çıkardı? Örneklerle açıklayınız.
Sevgili öğrencim, bu soru bize dünyamızdaki su miktarının az ya da çok olmasının ne gibi etkileri olacağını soruyor. Metinde bu konu çok güzel açıklanmış. Hadi birlikte bakalım:
Adım 1: Metinde suyun az olması durumunda neler olacağı açıkça anlatılıyor.
“Eğer Dünya üzerindeki su miktarı şimdikinden daha az olsaydı bu fark çok daha artacaktı. Gece donacak, gündüz yanacaktık. Mevsimler değişecek, yeryüzü çölleşecekti.”
Buradan anlıyoruz ki, eğer suyumuz az olsaydı, Dünya’da yaşam çok zorlaşırdı. Geceler dondurucu soğukta, gündüzler ise kavurucu sıcakta geçerdi. Bu da yeryüzünün kocaman bir çöle dönüşmesine neden olurdu. Canlılar bu kadar büyük ısı farklarına dayanamazdı.
Adım 2: Peki, ya su daha çok olsaydı? Metin, şu anki su miktarının canlılar için “en ideal oran” olduğunu söylüyor. Yani, her şeyin bir dengesi var. Eğer suyumuz şimdikinden çok daha fazla olsaydı, karalar yani üzerinde yaşadığımız topraklar azalır, hatta belki de tamamen yok olurdu. Bu durumda da karada yaşayan canlılar, insanlar, hayvanlar ve bitkiler için yaşam alanları kalmazdı. Deniz canlıları için belki farklı bir durum oluşurdu ama kara canlıları yok olma tehlikesiyle karşılaşırdı. Yani, dünyanın şu anki su dengesi, canlıların çeşitliliği ve yaşamlarını sürdürmeleri için tam da olması gerektiği gibi.
Sonuç:
-
Eğer Dünya’daki sular daha az olsaydı:
- Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok büyürdü. Geceler dondurucu soğuk, gündüzler ise kavurucu sıcak olurdu.
- Bu durum, mevsimlerin çok daha keskin ve yaşanılmaz hale gelmesine yol açardı.
- Yeryüzü çölleşir, bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği büyük ölçüde yok olurdu.
- Kısacası, Dünya üzerinde yaşam neredeyse imkânsız hale gelirdi.
-
Eğer Dünya’daki sular daha çok olsaydı:
- Metinde açıkça belirtilmese de, metnin vurguladığı “en ideal oran” bilgisinden yola çıkarak, suyun çok fazla olması durumunda karaların yani yaşam alanlarımızın azalacağı veya yok olacağı sonucuna varabiliriz.
- Bu da özellikle kara canlıları ve insanlar için yaşam alanlarının kalmaması anlamına gelirdi.
- Kısacası, suyun şu anki miktarı, dünyadaki yaşamın dengesi için en uygun olanıdır. Ne azı ne çoğu iyi olurdu.
2. Metindeki bilgilerden hareketle okyanusların canlılar için önemini anlatan bir paragraflık bilgilendirici metin yazınız.
Hadi şimdi metinden öğrendiklerimizle okyanusların canlılar için neden bu kadar önemli olduğunu anlatan bir paragraf yazalım. Unutma, okyanuslar dünyadaki suların çok büyük bir kısmını oluşturur.
Adım 1: Metinde suyun ısıyı yavaş alıp yavaş vermesi özelliğine dikkat çekiliyor.
“Geç ısınan sular, gündüzleri özellikle Dünya’nın sıcak bölgelerinde ısıyı âdeta emerek ortalığın sıcaktan kasıp kavrulmasına engel olurlar. Geceleri ise sular gündüzden depoladıkları ısıyı yavaş yavaş verdikleri için ortamın birden soğumasına engel olurlar. Bir nevi kalorifer gibi ortamı ısıtır sular.”
Adım 2: Bu özelliğin canlılar için ne kadar önemli olduğu belirtiliyor.
“Suyun bu özelliği sayesinde kış-yaz, gece-gündüz arasındaki ısı farkı hep belli bir oranda kalır. Bu oran da üzerinde kelebeklerden gergedanlara ve insanlara kadar milyarlarca canlı türünün yaşadığı yeryüzü için en ideal orandır.”
Şimdi bu bilgileri birleştirerek paragrafımızı oluşturalım:
Sonuç:
Okyanuslar, Dünya’daki yaşam için hayati bir öneme sahiptir. Metinde de belirtildiği gibi, suların geç ısınıp geç soğuma özelliği sayesinde okyanuslar, gündüzleri güneşin kavurucu sıcağını emerek dünyamızın aşırı ısınmasını engeller. Geceleri ise gündüz topladıkları bu ısıyı yavaş yavaş atmosfere salarak havanın aniden soğumasının önüne geçerler. Tıpkı bir kalorifer gibi işlev gören okyanuslar, böylece gece-gündüz ve mevsimler arasındaki sıcaklık farkını belli bir dengede tutar. Bu sayede, kelebeklerden gergedanlara, bitkilerden insanlara kadar milyarlarca farklı canlı türü için yeryüzünde yaşanabilir, ideal bir ortam oluşur. Okyanuslar olmasaydı, Dünya aşırı sıcaklık değişimleriyle yaşanamaz bir gezegen haline gelirdi.
3. Aşağıdaki yarım bırakılmış cümleleri metinde anlatılanlardan hareketle tamamlayınız.
Bu soruda da metindeki bilgileri kullanarak yarım bırakılan cümleleri tamamlayacağız. Hadi sırayla gidelim:
-
Sular geç ısındığı için…
Metnin ilk paragrafında şöyle diyor: “Geç ısınan sular, gündüzleri özellikle Dünya’nın sıcak bölgelerinde ısıyı âdeta emerek ortalığın sıcaktan kasıp kavrulmasına engel olurlar.”
Sonuç:
Sular geç ısındığı için gündüzleri ısıyı emerek ortalığın aşırı sıcaktan kavrulmasına engel olurlar. -
Gece-gündüz arasındaki ısı farkının belli bir düzeyde kalması…
Metnin üçüncü paragrafında şöyle yazıyor: “Suyun bu özelliği sayesinde kış-yaz, gece-gündüz arasındaki ısı farkı hep belli bir oranda kalır. Bu oran da üzerinde kelebeklerden gergedanlara ve insanlara kadar milyarlarca canlı türünün yaşadığı yeryüzü için en ideal orandır.”
Sonuç:
Gece-gündüz arasındaki ısı farkının belli bir düzeyde kalması kelebeklerden gergedanlara ve insanlara kadar milyarlarca canlı türünün yaşaması için en ideal ortamı oluşturur.
Aferin sana! Gördün mü, metni dikkatli okuyunca tüm soruların cevabı içinde gizliymiş. Böylece hem okuduğunu anlama becerini geliştirdik hem de dünyamızdaki suların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırladık. Başarılar dilerim!